Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin Bursa'daki bir boşanma dosyasında verdiği karar, "yemek yapmamak" ve "çok gezmek" ifadeleri üzerinden gündeme geldi. Ancak dosyanın hukuki boyutunda yalnızca ev işi yapılmaması değil, evlilik birliği içerisindeki birden fazla davranışın birlikte değerlendirildiği görüldü. Dosyada karşılıklı boşanma davaları açan çiftin evlilik birliğinde ciddi sorunlar yaşadığı belirtildi. İlk derece mahkemesi erkeği tam kusurlu bularak kadının davasını kabul ederken, erkeğin karşı davasını reddetti. Kadın lehine maddi ve manevi tazminata da hükmedildi.

Erkeğin istinaf başvurusunun reddedilmesinin ardından dosya Yargıtay'a taşındı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise dosyadaki tanık anlatımları ve tarafların evlilik birliği içerisindeki davranışlarını yeniden değerlendirdi. Avukat Iyaz Çimen, kararın tek bir ev içi davranış üzerinden okunamayacağını belirterek, "Bu kararın 'yemek yapmamak boşanma sebebidir' şeklinde sunulması isabetsiz. Boşanmada esas olan, tekil bir ev içi davranış değil; davranışların evlilik birliğini ortak hayatın sürdürülemez hale gelecek ölçüde sarsıp sarsmadığı ve kusur dağılımıdır" değerlendirmesini yaptı.
YARGITAY KUSURDA DAVRANIŞLARIN BÜTÜNÜNE BAKTI
Yargıtay kararında, kadına yüklenen davranışlar arasında eşe yönelik hakaret ve aşağılama, evde bulunmama ve yemek yapmayarak birlik görevlerini ihmal etme iddiaları birlikte ele alındı. Kararda şu ifadeler yer aldı:
"Davalı-karşı davacı erkek tanıklarının beyanları doğrultusunda kadının evlilik birliği içerisinde süregelen şekilde erkeğe karşı hakaret ve aşağılama eylemleri ile evde bulunmayarak ve yemek yapmayarak birlik görevlerini ihmalinin olduğu ve bu vakıaların kadına kusur olarak yüklenmesi gerektiği anlaşılmıştır."
Çimen de dosyada "yemek yapmama" ve evde bulunmamanın, eşe yönelik hakaret ve aşağılama ile birlikte değerlendirildiğine dikkat çekerek, "Aktarılan dosyada 'yemek yapmama' ve evde bulunmama, eşe yönelik hakaret/aşağılama ile birlikte, birlik görevlerinin sistematik ihmali iddiasının parçası olarak ele alınmıştır" ifadelerini kullandı.

"KADININ BAĞIMSIZ VE MUTLAK YÜKÜMLÜLÜĞÜ DEĞİL"
Kararın, ev işlerini kadın açısından bağımsız ve mutlak bir hukuki yükümlülük olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Çimen, eşlerin sorumluluklarının karşılıklı olduğunu vurguladı. Çimen'in değerlendirmesi şöyle:
"Karar, ev işini kadın bakımından bağımsız ve mutlak bir yasal yükümlülük sayan bir yaklaşım olarak okunamaz. Eşlerin yükümlülükleri karşılıklı yardım, ortak hayat ve birliğin birlikte yönetimi çerçevesindedir; fiilî iş bölümü, çalışma düzeni, çocuk bakımı ve yaşam koşulları somut olayda değerlendirilir."
Bu çerçevede kararın, "yemek yapmayan eş boşanmada kusurludur" şeklinde genel bir kurala dönüştürülmesinin doğru olmayacağı belirtildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, dosyadaki değerlendirmeler sonucunda erkeğin de boşanma talebinin kabul edilmesi gerektiğine hükmetti. Kararda, "Bu hale göre erkek dava açmakta haklıdır. Erkeğin davasının kabulü koşulları gerçekleşmiştir" denildi. Yüksek Mahkeme, erkeğin boşanma davasının reddedilmesini doğru bulmayarak ilk derece mahkemesi kararını bozdu. Bölge Adliye Mahkemesi'nin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı da ortadan kaldırıldı. Kararın devamında ise şu ifadelere yer verildi:
"Erkeğin boşanma davasının da kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir."
DİLEKÇEDE İLERİ SÜRÜLMEYEN VAKIA KUSUR GEREKÇESİ YAPILAMAZ
Kararın bir diğer önemli hukuki boyutu ise usul kuralları. Avukat Iyaz Çimen, bu tür vakıaların dava veya cevap dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi ve ispatlanması gerektiğine dikkat çekti. Çimen, mahkemenin tarafların dayanmadığı bir vakıayı kendiliğinden kusur gerekçesi haline getiremeyeceğini belirterek, "Usul bakımından daha da önemlisi: Bu tür vakıaların dava veya cevap dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi ve ispatlanması gerekir. Mahkeme, tarafın dayanmadığı 'yemek ve temizlik yapmama' vakıasını re’sen kusur gerekçesi yapamaz" dedi.

"YEMEK YAPMIYOR" DEMEK TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Çimen, boşanma davasında yalnızca "yemek yapmıyor" şeklindeki bir iddianın tek başına güçlü bir kusur vakıası oluşturmayacağına işaret etti. Hukuki değerlendirmeye göre, iddianın evlilik birliğinin fiilen nasıl etkilendiğiyle birlikte ortaya konulması gerekiyor. Çimen bu noktada şu ifadeleri kullandı:
"Pratik sonuç: Dilekçede 'yemek yapmıyor' denmesi tek başına zayıf bir kusur vakıasıdır. Bunun yerine, ortak hayatın fiilen terk edilmesi, bakım/yardım yükümlülüğünün süreklilik arz eden ihlali, hakaret, ekonomik veya psikolojik şiddet gibi vakıalarla bağlantısı somutlaştırılmalı; tanık, mesaj, yazışma ve diğer delillerle ispat zinciri kurulmalıdır."

Yargıtay'ın kararında belirleyici olan nokta, "yemek yapmamak" eyleminin tek başına otomatik bir boşanma sebebi kabul edilmesi değil. Dosyada yer alan farklı davranışların, evlilik birliğinin sürdürülmesi ve kusur dağılımı açısından birlikte değerlendirilmesi oldu. Türk Medeni Kanunu'nda "çok gezmek" veya "yemek yapmamak" şeklinde doğrudan ve bağımsız bir boşanma sebebi düzenlenmiyor. Boşanma hukukunda somut olayın koşulları, tarafların davranışları ve evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenemeyecek ölçüde temelinden sarsılıp sarsılmadığı önem taşıyor.




