15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye, FETÖ tarafından gerçekleştirilen hain darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. Devletin anayasal düzenini hedef alan kalkışma, milletin kararlı duruşu ve güvenlik güçlerinin mücadelesiyle başarısızlığa uğratıldı.
Demokrasiye sahip çıkmak için meydanlara çıkan vatandaşlar, darbecilere karşı canları pahasına direndi. O gece 251 kişi şehit olurken, binlerce vatandaş da gazi oldu. Türkiye, milletin birlik ve beraberliği sayesinde demokrasi tarihinin en kritik sınavlarından birini geride bıraktı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında önemli ve anlamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Sergi, TBMM Şeref Holü'nde sergileniyor.
MECLİS’TE ANLAMLI SERGİ
Eşi, babası şehit düşen, gazi olan vatandaşlar tarafından hazırlanan resimler, 15 Temmuz'un 10. Yılı Anısına Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Sergisi’nde beğeniye sunuldu.
ŞEHİT EŞLERİNİN, ÇOCUKLARININ RESİMLERİ SERGİLENİYOR
Çukurambar Kültür Sanat Merkezi Kurucu ve Yöneticisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Katı ve Ebru Sanatı Eğitmeni Hülya Uşan, sergiye ilişkin Türkinform’dan Ecem Çetin’e değerlendirmelerde bulundu.
“AMACIMIZ, SANAT ARACILIĞIYLA İYİLEŞMEYİ SAĞLAMAK VE SOSYAL HAYATA KAZANDIRMAK”
Bu projeye 2024 yılında başlattıklarını ifade eden Uşan, anaçlarının sanat aracılığı ile iyileşmeyi sağlamak ve şehit ile gazi ailelerini yeniden sosyal hayata kazandır olduğunu belirtti. Bu doğrultuda “sanatla yaşam” projesini hayata geçirdiklerini kaydeden Hülya Uşan, şehit ve gazi eşleri ile şehit ve gazi çocuklarını sanatla buluşturmayı hedeflediklerini belirtti.
Uşan, şunları söyledi:
“Geçtiğimiz yıl projeye pilot uygulama olarak başladık. "Olur mu, olmaz mı?" diye düşünürken denemeye karar verdik ve kısa sürede katılımcılar üzerinde çok büyük bir iyileşme sağlandığını gördük. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da bu süreçte bize destek verdi. Bakanlığın yönlendirdiği şehit ve gazi eşleriyle birlikte çalıştık. Ebru, katı, hat, çini, tespih işçiliği, minyatür gibi birçok sanat dalını denedik. Ancak katılımcılara en çok yağlı boya ve ebru sanatının iyi geldiğini gözlemledik. Geçen yıl pilot olarak başlayan projemiz daha sonra 81 ile yayıldı ve büyük ilgi gördü. Bugün burada sergilenen eserlerin tamamı da o çalışmaların ürünü. Onların yaşadığı değişimi görmek bizim için en büyük mutluluk. Örneğin ilk kez sanatla tanışan bir öğrencimiz, "Yapabilir miyim?" diye endişe ederek ilk eserini tamamladı. Ardından çalışmalarına devam etti. Bugün ise 12 esere ulaştı ve kişisel sergi açma aşamasına geldi”
“İYİLEŞMEDEN, MESLEK EDİNMEYE”

Bazı öğrencilerin meslek edindirme kurslarına da katıldığını, çok yetenekli isimlerin ortaya çıktığını kaydeden Çukurambar Kültür Sanat Merkezi Kurucu ve Yöneticisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Katı ve Ebru Sanatı Eğitmeni Hülya Uşan, böylece sürecin yalnız iyileşmeyle sınırlı kalmadığını, meslek edinmeye de dönüştüğünü kaydetti. Yapılan eserlerin bazılarının satılabilmesi için Trendyol ile iş birliği yaparak yeni bir aşamaya geçtiklerini ifade eden Uşan, “Böylece hem üretmeye devam ediyorlar hem de emeklerini ekonomik kazanca dönüştürebiliyorlar. Bu güzel projeyi sürdürmeye devam edeceğiz. Ne kadar çok gönüle dokunabilir ne kadar çok insanı sanatla buluşturabilirsek o kadar fazla iyileşmeye katkı sağlayacağız. Çünkü onların her biri bize emanet” dedi.
“SANATIN ONLARA NEFES OLDUĞUNU GÖRDÜK”
“İyileşme sürecini yakından gözlemledik. Elbette yaşadıkları acının telafisi mümkün değil. Bu çok ağır bir süreç. Ancak sanatın onlara nefes olduğunu gördük” diyen Hülya Uşan, şöyle devam etti:
Örneğin öğrencilerimizden biri eşini henüz 22 yaşındayken, karnında bebeğiyle birlikte kaybetmişti. Uzun süre evden çıkmak istemedi. İlk etkinliğimize davet ettiğimizde gelmesi bile çok zor oldu. Daha sonra bir eser yaptı ve bu süreç ona çok iyi geldi. Sonrasında sürekli "Hocam, bir sonraki ders ne zaman?" diye sormaya başladı. Zamanla sosyal çevre edindi. Atölyedeki arkadaşlarıyla birlikte gezilere çıkmaya, vakit geçirmeye başladılar. Çünkü hepsinin acısı ortaktı. Aynı duyguları paylaşıyorlardı. Biz de onlarla birlikte bazen ağladık, bazen güldük. "Hadi bir fırça darbesi daha atalım." diyerek sanatı iyileşmenin bir parçası haline getirdik.
BU YILIN TEMASI: "SANATIN VATAN NEFESİ"
Bu yıl ise 15 Temmuz ve vatan temasıyla "Sanatın Vatan Nefesi" projesini yürüttüklerini kaydeden Hülya Uşan, son olarak şunları söyledi:

“Yine de katılımcılarımıza büyük ölçüde özgürlük tanıyoruz. İçlerinden ne geliyorsa onu yapmalarını istiyoruz. Bazıları 15 Temmuz temasını çalışmayı tercih etti, bazıları ise farklı konulara yöneldi. Çünkü artık kendi hayal güçlerini kullanmak, kendilerini özgürce ifade etmek istiyorlar. Sanatın özü de budur. Bir çocuk güneşi mavi çizebilir. Ona göre güneş mavidir. Eğer "Hayır, güneş mavi olmaz." derseniz, o çocuğun hayal dünyasını sınırlandırmış olursunuz. Ben de öğrencilerimi mümkün olduğunca özgür bırakıyorum. Elbette projenin temasından tamamen uzaklaşmamaya dikkat ediyoruz ancak onların isteklerini de kırmamaya çalışıyoruz. Bazen "Bugün tema çalışmak istemiyorum, sadece bir manzara resmi yapıp içimi ferahlatmak istiyorum." diyenler oluyor. Böyle durumlarda da onları serbest bırakıyorum. Zaman içinde aramızda çok güçlü bir bağ oluştu. Birbirimize misafir oluyor, çay ve kahve içiyor, birlikte vakit geçiriyoruz. Kendi aralarında da buluşmalar düzenliyorlar. Ankara ekibi çok güzel bir dayanışma oluşturdu. Aynı şekilde 81 ildeki katılımcılarımız da çok güzel çalışmalar yaptı. Onların emeklerinin tamamını burada görmekten büyük mutluluk duyacağız”




