Türkiye'nin gündemi son haftalarda tek bir başlıkta sıkıştı kaldı. Yatıyoruz CHP, kalkıyoruz CHP...
Mahkeme kararları, kurultay olacak mı olmayacak mı tartışmaları, genel başkanlık çekişmeleri, TBMM grubunda kim konuşacak, parti içi dengeler, karşılıklı açıklamalar, suçlamalar.
Hangi televizyonu açarsanız açın mutlaka CHP konuşuluyor. Sosyal medyanın gündem sıralamasında CHP eksik olmuyor. Gazetelerin manşetlerinde yine CHP var.
Peki ya ekonomi?
TÜİK, mayıs ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre mayıs enflasyonu yüzde 1,71 olurken, yıllık enflasyon ise yüzde 32,61 şeklinde hesaplandı! Yıllık enflasyonda, Arjantin’i bile solladık ve dünya dördüncülüğüne yükseldik. Arjantin’i bile diyorum çünkü Arjantin uzunca bir süredir yüksek enflasyonla mücadele ediyor.
Venezuela, Güney Sudan ve İran’ın ardından dördüncü olan Türkiye’ye Avrupa’da yaklaşan bile yok. Türkiye’yi yüzde 10,7 ile Romanya, yüzde 8,6 ile savaş halindeki Ukrayna, yüzde 7,5 ile Kosova ve yüzde 7 ile Bulgaristan takip ediyor.
İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor.
Çünkü siyasetin en temel görevi, insanların günlük hayatını etkileyen sorunlara çözüm üretmektir. Bugün milyonlarca emekli ay sonunu nasıl getireceğini hesaplıyor. Memur, aldığı maaşın daha cebine girmeden eridiğinden yakınıyor. İşçi, her geçen gün artan kira ve market fiyatları karşısında çaresiz hissediyor. Gençler, iş bulamamaktan, aileler çocuklarının geleceğinden kaygı duyuyor.
Ancak bütün bu sorunlar sanki hiç yokmuş gibi sadece CHP konuşuluyor. Gündemin merkezine yerleşen CHP tartışmaları, ekonomiyi sümen altına itti.
Televizyonlarda sabah akşam CHP konuşulsa da vatandaşın hayatındaki gerçek gündem hala değişmedi. Marketteki fiyat etiketi değişmedi. Kira kontratındaki rakam değişmedi. Elektrik, doğalgaz ve su faturaları değişmedi. Emeklinin maaşıyla ay sonunu getirme mücadelesi değişmedi.
Siyaset, bazen toplumun gerçek gündemini yansıtmak yerine kendi gündemini üretir. Bugün yaşanan tam da buna benziyor. CHP'de yaşanan gelişmeler elbette önemlidir. Ana muhalefet partisinin içindeki süreçler demokrasinin işleyişi açısından dikkatle takip edilmelidir.
Ancak şu soruyu da sormak gerekiyor: Türkiye'nin en büyük sorunu gerçekten CHP'nin kimin yöneteceği mi? Yoksa vatandaşın geçim sıkıntısı mı?
Çarşıya çıkan emekli için bu sorunun cevabı nettir. Kirasını ödemeye çalışan işçi için de nettir. Kredi kartı borcunu çevirmeye çalışan memur için de nettir.
Vatandaş için mutfaktaki hesap, koltuk hesaplarından daha önemli. Siyasetin doğal akışı içinde yaşanan ve çözülecek gelişmelerin, bütün gündemi işgal etmesine izin vermek, toplumun gerçek sorunlarını görünmez hale getirir.
Bir ülkede toplum, sürekli olarak siyasi tartışmalarla meşgul edilirse ekonomi gibi diğer sıkıntılar konuşulmaz hale gelir ve konuşulmayan sorunlar da çözülemez.
Aslında sorulması gereken en önemli soru şudur: “Türkiye'nin gerçek gündemi CHP mi, ekonomi mi?”