Çalışma hayatında iş sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iradesiyle yani anlaşarak veya kanunda öngörülen bildirim sürelerine riayet edilmek kaydı ile sona erdirilir. Ancak çalışma hayatında karşılaşabileceğimiz bazı olaylar artık aradaki iş ilişkisinin gecikmeksizin sona erdirilmesini gerektirir. İşte bu gibi durumlarda, işçinin de işverenin de bekleme zorunluluğunu ortadan kaldıran ve aradaki sözleşmeyi derhal sona erdiren, uygulamadaki adı ile "haklı nedenle derhal fesih" güven unsurunun ortadan kalktığı hallerde tarafları bir anlamda birbirinden kopartarak yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçmeyi amaçlar.

Türk Borçlar Kanunu'nun 435. Maddesindeki düzenlemeye göre taraflardan her biri, haklı bir sebebin varlığı halinde iş sözleşmesini derhal feshedebilir. Tabiidir ki buradan sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği anlamı çıkmaz. Haklı sebebin tarafı, fesih yönündeki açık iradesini karşı tarafa bildirmek ile mükelleftir. Bu durumda fesih bildirimi ile birlikte iş sözleşmesi, herhangi bir ihbar süresi beklenmeksizin derhal sona erer.

Haklı nedenle fesih hakkının kullanılabileceği bir durum var ise burada artık sözleşmenin belirli süreli veya belirsiz süreli olup olmadığına bakılmaz. Normal şartlarda belirli süreli iş sözleşmeleri sürenin dolmasıyla sona erse de, haklı nedenlerin ortaya çıkması halinde, güven ilişkisinin olmadığı bir ortamda çalışma hayatı sürdürülemeyeceğinden, sözleşmenin süresi beklenmek zorunda değildir.

Kanunun hayatın akışı içerisinde ortaya çıkabilecek her olayı tek tek düzenlenmesi mümkün olmadığından, her ne kadar hem işçi hem de işveren bakımından haklı fesih sebeplerine ilişkin çeşitli düzenlemeler mevcut ise de dürüstlük kuralı çerçevesinde iş ilişkisinin devamını çekilmez hale getiren durumlar da haklı fesih sebebi olarak kabul edilebilmektedir. Bu nedenle her uyuşmazlık, kendi somut olayının özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

İrdeleme yaparken nazara almamız gereken, meydana gelen olayın iş sözleşmesinin taraflarından birinin iş ilişkisini sürdürmesini objektif kriterlere göre imkansız hale getirip getirmediği, güven ilişkisinin ağır şekilde zedelenip zedelenmediğidir.

Yaşadığımız yılların büyük bir bölümünü kapsayan iş hayatındaki huzurun bu çerçevede korunması için kanun koyucu tarafından istisnai ancak son derece önemli bir hukuki imkân olarak düzenlenmiş bu hakkın kullanılmasıyla birlikte iş sözleşmesi bildirim anında sona erer ve tarafların ihbar süresi bekleme yükümlülüğü ortadan kalkar.

Haklı fesih hakkı, keyfi şekilde değil, gerçekten iş ilişkisinin devamını imkânsız kılan sebeplerin varlığı halinde kullanılması gerekir. Aksi durumda yapılan fesih haklılığını kaybedebilir ve haksız feshe bağlanan hukuki sonuçlarla karşılaşılması söz konusu olabilir.