Yapay zekanın hayatımızın her alanına hızla entegre olduğu bu dönemde, geleceğin mesleklerini “kölelik” değil, “ortaklık” ve “yaratıcı iş birliği” perspektifinden ele almak güçlü bir vizyonu oluşturur.
Teknolojinin hızla dönüştürdüğü iş dünyasında yapay zekayı (YZ) bir tehdit ya da mutlak bir efendi olarak görmek yerine, onunla nasıl bir bağ kuracağımızı tartışmamız gerekiyor.
Geleceğin mesleklerinde başarı, yapay zekadan kaçmakta değil, onun dilini öğrenip, onu bir kaldıraç olarak kullanabilmekte saklı.
Yapay zeka, yönünü bizim tayin ettiğimiz güçlü bir akıntıdır. Akıntıya karşı kürek çekmek veya kendimizi ona akılsızca bırakmak yerine, kendi rotamızı çizmeyi öğrenmeliyiz.
UYUM SAĞLAMA VE ENTEGRASYON
Doğru soruyu sorma sanatı.
YZ’ye neyi, nasıl yaptıracağını bilmek, geleceğin en büyük gücü olacaktır. (Geleceğin Yeteneği)
Rutin işleri, veri analizlerini ve raporlamaları YZ’ye devrederek zaman kazanmak, işimizin bir parçası olarak YZ’yi konumlandırmak. (Hız ve Verimlilik)
Teknolojinin hızına yetişmek için sürekli kendini güncelleyen, “öğrenmeyi öğrenen” yeni nesil profesyoneller.( Ömür Boyu Öğrenme)
KÖLE OLMAMAK, ÖZGÜNLÜĞÜ KORUMAK
Eleştirel düşünme ve etik sorgulama devreye girdiğinde; YZ veri sunar, ancak o verinin adil, etik ve doğru olup olmadığına sadece insan muhakemesi karar verebilir.
Konu iletişim stratejileri, kriz yönetimi ve insan ilişkileri yönetimine geldiğinde, YZ duyguları taklit edebilir ama onları hissedemez ve samimi bağlar kuramaz.
Yaratıcılık yönünden baktığımızda da, YZ geçmiş verileri birleştirir. Oysa gerçek inovasyon ve sanatsal sıçramalar, insanın yaratıcılığından doğar. Kendi özgün sesini ve üslubunu kaybetmemek, köleleşmenin önündeki en büyük engeldir.
GELECEĞİN MESLEK MODELİ
Bu modele, satranç dünyasından bir örnek verilebilir.
Bugün en iyi satranç ustası bir bilgisayar değil, güçlü bir bilgisayarla çalışan bir insandır. Bu örnekten hareketle, geleceğin meslek profesyonelinde “teknik gücü” ve “veri hızı” yapay zeka, “stratejik akıl”, “duygu” ve “vizyon” insan olmalıdır. Bu durum, karşımıza “yarı insan”, “yarı yapay zeka” tablosunu çıkarmaktadır.
Teknolojiye hükmeden, onun kodunu yazan veya onu yönlendirenler geleceği inşa edecek, sadece komutları harfiyen uygulayanlar ise onun gölgesinde kalacaktır.
Bu yıl Amerika’da üniversite mezuniyet törenlerinde, gençler birbiri ardına sahneye çıkan teknoloji devlerini bırakın alkışlamayı, yuhaladılar
Aslında gençlerin derdi, yapay zeka düşmanlığı değil, dertleri, sürekli olarak kendilerine empoze edilen “gelecekteki” yerlerinin ne olacağı, nerede ve nasıl konumlanacakları. Mezuniyetlerini takiben yüzde 35-40’nın iş bulamamasının sadece ekonomik krizi yaratmayacağı, sosyal barışı ve demokrasiyi de temelden sarsacağı inancındalar.
O halde soru şudur:
Bu yeni dünyada bir figüran mı olacağız, yoksa senaryoyu yazan mı?
Diğer bir soru;
Yapay zekanın kullandığı bir insan profili mi, yoksa yapay zekayı yönlendiren, kullanan bir uzman mı ?
Bütün mesele bu…