İçimizde evli olanlar, “Hiçbir baskı altında kalmadan, kendi hür iradenizle evlenmeyi kabul ediyor musunuz?” sorusuna zamanında sesinin çıktığı kadar, hatta duyamayanlar için birden fazla kez “evet” diye cevap vermiştir.

Verilen “evet” cevabı ve atılan imza ile iki insanın hayatında, birbirlerine karşı birtakım hak ve yükümlülükler üstlendikleri ve hukukun da kurallarını koyduğu evlilik birliği de kuruluyor.

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi bu birliğin temelini anlaşılır, sade bir üslupla düzenlemiştir. Eşler, evlilik birliği içerisinde mutluluğu el ele vererek sağlamak ve çocuklarının bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümleniyorlar.

Hukuk fakültesinde ders kitaplarında yer alan anlatımlar aslında kanunda da yer alıyor. Fakat yaşantı içerisinde çoğumuz kanunları birileri ile ihtilaf çıktığında hatırladığımızdan belki de kanunları sadece hukuki uyuşmazlıkların çözümünde kullanılan bir araç olarak görüyoruz.

Gerçekte ise kanunlar, toplum sözleşmesinin sonucunda, yani ortak bir yaşamı paylaştığımız toplumda herkesin güven içinde, korkusuzca ve adaletle var olabilmesini sağlayan temel kurallar bütünüdür. İşte bu kurallar bütününün doğduğu ve korunduğu yer de verdiğimiz “evet” cevabı ile kurulan, toplumun yapı taşı olan ailedir.

Ailenin yapı taşı olduğunu ve taşların yapıyı bir arada tuttuğunu kanun koyucunun kanun metnine koyduğu “el birliğiyle” ifadesinden anlamak son derece kolay. Türk hukukunda kadın ve erkek, evlilik birliğinin devamında eşit hak ve sorumluluklara sahip iki kişidir. Dolayısıyla “Ben kazanıyorum, ben karar veririm.”, “Evin sorumluluğu bana ait değil.” şeklinde bir anlayışın hukuk kuralları nazarında karşılığı bulunmuyor.

Yazımı sadece evlilik müessesesi özelinde tutmak niyetiyle, Medeni Kanun’un evliliğin gerektiğinde nasıl sona ereceğine ilişkin hükümlerine bu yazımda girmekten imtina ediyorum. Aynı sofrada geçirilen akşamlara, beraber büyütülen çocuklara, zor zamanlarda verilen desteğe, birlikte atılan kahkahalara dair yıllar içerisinde oluşan anıların her zaman dimağınızda canlı kalmasını diliyorum.

Bugün benim hayatımdaki o “evet”in de yıl dönümü. İyi ki o gün “evet” demişiz; sevgili eşim Fulya ile birlikte daha nice güzel yıllara….