Kira sözleşmesinin süresi dolduğunda ev sahibinin kiracıyı hemen tahliye edebileceği yönünde toplumda yaygın bir kanaat bulunuyor. Ancak Türk Borçlar Kanunu'na göre durum sanıldığı kadar da basit değil. Keza, kira sözleşmesinin sona erdirilmesi belirli süre ve şartlara bağlanmış durumda.

KİRA SÖZLEŞMESİ BELİRLİ SÜRELİ İSE;

Belirli süreli kira sözleşmelerinde kiracı, kira süresinin sona ermesinden en az 15 gün önce yazılı bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi sona erdirebilir. Kiracının bu bildirimi yapmaması halinde sözleşme aynı koşullarla bir yıl daha uzamış sayılır.

Kiraya veren açısından ise durum farklıdır. Kira süresinin sona ermesi tek başına tahliye sebebi oluşturmaz. Kanun, kiraya verene ancak sözleşmenin ilk süresinin bitiminden sonra başlayan uzama dönemlerinin on yılı doldurmasının ardından fesih hakkı tanımaktadır. Bu durumda kiraya veren, ilgili uzama yılının bitiminden en az üç ay önce yazılı bildirim yapmak suretiyle kira sözleşmesini sona erdirebilir.

Dolayısıyla kiraya verenin yalnızca “sözleşme süresi doldu” gerekçesiyle kiracının tahliyesini istemesi mümkün değildir.

KİRA SÖZLEŞMESİ BELİRSİZ SÜRELİ İSE;

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde hem kiracı hem de kiraya veren belirli bildirim sürelerine uymak kaydıyla sözleşmeyi sona erdirebilir.

Kiracı, altı aylık kira döneminin sonu için üç ay önceden yazılı bildirim yaparak sözleşmeyi feshedebilir. Kiraya veren ise bu hakkını ancak kira ilişkisinin başlangıcından itibaren on yıl geçtikten sonra kullanabilir. Bu durumda yine altı aylık kira döneminin sonu için en az üç ay önceden yazılı bildirimde bulunulması gerekir.

BÜYÜK ÖNEMİ OLAN HUSUS ; YAZILI BİLDİRİM ŞARTI

Kira sözleşmesinin bildirim yoluyla sona erdirilebilmesi için fesih iradesinin yazılı şekilde açıklanması zorunludur. Uygulamada noter ihtarnamesi, iadeli taahhütlü mektup veya kayıtlı elektronik posta (KEP) yoluyla yapılan bildirimler ispat açısından önemli kolaylık sağlamaktadır.

Sözlü beyanlar veya ispatı mümkün olmayan bildirimler ileride hukuki uyuşmazlıklara yol açabileceğinden, tarafların yazılı şekil şartına uymayı tercih etmeleri ispat açısından son derece önemlidir.

ÖZEL KORUMA ; AİLE KONUTU OLARAK KULLANILAN TAŞINMAZLAR

Kira konusu taşınmaz aile konutu niteliğindeyse, Türk Medeni Kanunu kiracı eşin fesih hakkını sınırlandırmaktadır. Buna göre ; kiracı eş, diğer eşin açık rızası olmaksızın kira sözleşmesini sona erdiremez. Eşin rızasının alınamaması veya haklı bir neden olmaksızın verilmemesi halinde ise mahkemeden karar alınması her zaman mümkündür.

Ayrıca kiracı olmayan eşin kiraya verene bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı sıfatını kazanması halinde, kiraya verenin fesih bildirimlerini ve ödeme ihtarlarını her iki eşe ayrı ayrı göndermesi gerekmektedir.

Görüldüğü üzere kira sözleşmesinin sona erdirilmesi, yalnızca kira süresinin dolmasına bağlı değildir. Kanun, hem kiracıyı hem de kiraya vereni korumayı amaçlayarak fesih hakkının kullanılmasını belirli süre ve şekil şartlarına bağlamıştır. Bu nedenle tarafların hak kaybına uğramamaları için bildirim sürelerine dikkat etmeleri ve "söz uçar yazı kalır" deyimini göz ardı etmemeleri gerekir.