Kiraya veren ile kiracı arasında kurulan kira ilişkisi, yalnızca kira süresinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkmaz. Uygulamada birçok kişi ev sahibinin dilediği zaman kiracıyı çıkarabileceğini düşünse de, Türk Borçlar Kanunu kiracının tahliyesini belirli şartlara bağlamıştır. Bu nedenle kiracının tahliye edilebilmesi için kanunda düzenlenen sebeplerden birinin bulunması ve gerekli usullerin yerine getirilmesi gerekir.
KİRAYA VERENDEN KAYNAKLANAN TAHLİYE SEBEPLERİ
Kanun, bazı durumlarda kiraya verene tahliye davası açma hakkı tanımaktadır. Bunların başında ihtiyaç nedeniyle tahliye gelmektedir.
Kiraya verenin; kendisinin, eşinin, çocuklarının, anne ve babasının ya da kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konut veya işyeri ihtiyacı doğmuşsa, bu durumu ispat etmek şartıyla, yani ihtiyacın samimi olduğu ispat edilirse, kiracının tahliyesini talep etmesi mümkündür.
Bunun yanında kiralanan taşınmazın yeniden inşa edilmesi, esaslı şekilde onarılması veya genişletilmesi gerekiyorsa ve bu çalışmalar sırasında taşınmazın kullanılması mümkün değilse, kiraya veren yeniden inşa ve imar sebebine dayanarak da tahliye davası açabilir.
TAŞINMAZIN SATILMASI HALİNDE KİRACI TAHLİYE EDİLEBİLİR Mİ?
Kiralanan taşınmazın el değiştirmesi tek başına tahliye sebebi değildir. Ancak yeni malik, taşınmazı kendisi veya kanunda belirtilen yakınları için kullanma ihtiyacı içindeyse, belirli şartlar altında kiracının tahliyesini isteyebilir.
Bunun için yeni malikin, taşınmazı satın aldığı tarihten itibaren bir ay içerisinde kiracıya yazılı bildirim göndermesi gerekir. Bu bildirimin ardından ancak altı ayın sonunda tahliye davası açılabilir.
Ayrıca yeni malik, isterse kira sözleşmesinin sona ermesini bekleyerek sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde de ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açma hakkına sahiptir.
KİRACIDAN KAYNAKLANAN TAHLİYE SEBEPLERİ
Bazı durumlarda tahliye nedeni doğrudan kiracının davranışlarından kaynaklanmaktadır.
Bunlardan biri tahliye taahhüdüdür. Kiracı, kiralananı belirli bir tarihte boşaltacağını yazılı olarak taahhüt etmiş olmasına rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmezse, kiraya veren taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içerisinde icra takibi başlatabilir veya tahliye davası açabilir.
Bir diğer önemli sebep ise iki haklı ihtardır. Kiracının kira bedelini zamanında ödememesi nedeniyle kendisine aynı kira yılı içerisinde iki haklı yazılı ihtar gönderilmişse, kiraya veren kanunda öngörülen süreler içerisinde tahliye davası açabilir.
KİRACININ BAŞKA BİR KONUTUNUN BULUNMASI
Kanun, kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe ya da belde sınırları içerisinde oturmaya elverişli bir konutunun bulunmasını da özel bir tahliye sebebi olarak kabul etmiştir.
Ancak bunun için kiraya verenin, kira sözleşmesi yapılırken bu durumdan haberdar olmaması gerekir. Şartların oluşması halinde kiraya veren, sözleşme süresinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde dava açarak kira sözleşmesinin sona erdirilmesini talep edebilir.
BÜYÜK ÖNEMİ OLAN HUSUS ; SÜRELERİN KAÇIRILMAMASI
Tahliye davalarında yalnızca haklı bir sebebin bulunması yeterli değildir. Kanunda öngörülen bildirim ve dava açma sürelerine de eksiksiz şekilde uyulması gerekir.
Özellikle ihtiyaç nedeniyle tahliye, yeni malikin açacağı davalar, tahliye taahhüdüne dayalı işlemler ve iki haklı ihtar sebebiyle açılacak davalarda sürelerin kaçırılması, hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Sonuç olarak kiracının tahliyesi, ancak kanunda düzenlenen sebeplerden birinin varlığı ve gerekli usul şartlarının yerine getirilmesi halinde mümkündür. Bu nedenle hem kiraya verenlerin hem de kiracıların, hak kaybına uğramamak adına süreci dikkatle takip etmeleri ve gerektiğinde hukuki destek almaları büyük önem taşımaktadır.