Evet başlık bir deyimi hatırlatıyor. Eski çamlar bardak oldu.
Hepimizin cebine işgal eden cep telefonlarımızı seçerken dahi sadece birer iletişim aracında aradığımız özelliklere göre seçmiyoruz. Her alanda olmasını istediğimiz gibi cep telefonu seçerken en iyisini, en profesyonelini arıyoruz. Bunların arasında saklama alanlarına da büyük öndem veriyoruz. Yani aslında fotoğraflarımızın, özel konuşmalarımızın ve hayatımızın önemli bir bölümünü cep telefonlarımızda saklıyoruz. Artık kişisel saklama alanlarımızı cebimizde taşıyoruz.
Bu da esasen bizi daha da korumasız hale getiriyor. Özel görüntülerimizin veya mesajlarımızın kötü niyetli kişilerin eline geçmesi, teknolojinin ve yazılımın bu kadar geliştiği çağımızda geçmişe göre çok daha kolay olabiliyor.
Son yıllarda artık hepimize ulaşan mesajlar veya talepler de sosyal medya üzerinden kurulan iletişimlerle oluyor. Bu sayede, özel görüntüler elde ediliyor ve ardından “para göndermezsen seni ifşa ederim, heryerde bunları yayımlarım” tehditleri başlıyor.
Mağdurlar da tabidir ki bu durumdan kurtulmak için korkuyla önce ilk ödemeyi yapıyor. Elbette bu ilk ödeme son ödeme olmuyor. Mağdur edilen kişinin korkusu canlı tutularak şantaj suçundan tam anlamıyla sonuç elde etmeye çalışılıyor.
Böyle bir durumda yapılan en büyük hata da paniğe kapılarak bütün yazışmaları silmek oluyor. Mesajlar, kullanıcı adları, telefon numaraları, para gönderilmesi istenen hesaplar ve tehdit içeren ifadeler suçun ortaya çıkmasında ve belki de suçun başka kişilere karşı işenmesinin de önüne geçen deliller olacaktır. Dijital içeriklerin tek tüşla ortadan kaldırılabileceği veya bulunmasının zorlaştırılabileceği unutulmadan korunması, örneklerinin alınması hayati öneme sahiptir.
Şantaj suçunun işlenebilmesi için suçun failleri tarafından yapılan bu hazırlıklar aslında birden fazla suçun da işlnediği bir bataklıtan geçmekle olur. Mağdurların özel görüntülerinin izinsiz ele geçirilmesi,yayımlanması,özel hayatın gizliliğinin ihlali ve KVKK ya aykırılık gibi başka suçlar da işlenmekte ise de kişinin onurunun koruması gerektiğinden ilk başta şikayet konusu edilirken bu suçların da işlendiği akla gelmemektedir. Sonucunda da ceza soruşturması sonunda isnad edilen suçlar eksik olarak nitelendirilmektedir.
Adli makamların ve adli kolluğun dolandırıcılık suçlarında kullanılan sahte hesapları tespit edemediği gerçek hayatta doğru bir düşünce olmamakla birlikte zamana yayılan bu soruturma sonucunda en nihayetinde failler tespit edilmekte, bu da soruşturma aşamasında para transferlerinin, iletişim kayıtlarının ve teknik verilerin soruşturma savcılarının titiz irdelemeleri ile olmaktadır.
Dijital çağda şantajın en güçlü silahı mağdurun sindirilmesidir. Eskiden bublar yoktu. Artık en profesyoneli, en yenisi bende olsun dediğimiz teknoloji bazı tehditleri şantaj haline getirdi.