Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, büyükşehir ve ilçe belediyelerimize kamuoyu adına çağrımızdır.

Kentsel dönüşüm, güvenli ve sağlıklı şehirler için önemli bir ihtiyaçtır. Eski ve riskli binaların yenilenmesi, vatandaşlarımızın güvenli konutlarda yaşaması hepimizin ortak beklentisidir.

Ancak kentsel dönüşüm yalnızca yeni binalar yapmak ve yapı yoğunluğunu artırmak değildir. Dönüşüm planlanırken o bölgede yaşayacak nüfus, mevcut altyapı ve şehrin taşıma kapasitesi birlikte değerlendirilmelidir.

Bugün bir bölgede 200 bin kişi yaşıyor, dönüşüm sonrasında bu sayı 400-500 bine çıkıyorsa şu soruya açıkça cevap verilmelidir:

Bu bölgenin altyapısı, bu nüfusu kaldırabilecek durumda mı?

Su kaynakları yeterli mi? Kanalizasyon sistemi artan nüfusu taşıyabilir mi? Yağmur suyu hatları hazır mı? Yollar, kavşaklar ve toplu taşıma sistemi bu yoğunluğu karşılayabilir mi? Otopark, okul, sağlık ve sosyal alanlar yeterli mi?

Bu sorular cevaplanmadan yalnızca daha fazla kat ve bina yapılması, geleceğin sorunlarını bugünden büyütmek demektir.

Bugün yağmur yağdığında yolların su altında kalması, trafiğin kilitlenmesi ve vatandaşların evlerine ya da işlerine ulaşmakta zorlanması, altyapı ile yapılaşma arasındaki dengenin yeterince gözetilmediğini göstermektedir. Yıllar önce belirli bir nüfusa göre planlanan altyapı, artan nüfus ve yoğun yapılaşma karşısında yetersiz kalmaktadır.

Bu nedenle kentsel dönüşümde temel sorumuz, “Kaç kat daha fazla bina yapabiliriz?” olmamalıdır.

Asıl sorumuz şu olmalıdır:

“Bu bölge, kaç kişiye güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir bir hayat sunabilir?”

Şehir planlaması yalnızca bina yapmaktan ibaret değildir. Yol, su, kanalizasyon, yağmur suyu hatları, ulaşım, otopark, okul, hastane ve sosyal alanlar birlikte planlanmalıdır. Yapılaşma, bu ihtiyaçlar karşılandıktan sonra şekillenmelidir.

Depreme karşı gerçekten hazır mıyız?

Bir diğer önemli konu ise deprem gerçeğidir.

Özellikle İstanbul başta olmak üzere deprem riski taşıyan şehirlerimiz için şu soruyu sormak zorundayız:

Yarın büyük bir deprem olursa gerçekten hazır mıyız?

Acil ulaşım güzergâhları belirlendi mi? Ambulans ve itfaiye ekipleri enkaz bölgelerine nasıl ulaşacak? Hastaneler elektrik ve su kesintilerine ne kadar dayanabilecek? Haberleşme kesilirse hangi alternatif sistemler kullanılacak? Arama-kurtarma ekipleri nerede konuşlanacak? Vatandaşlarımız hangi alanlarda güvenli şekilde toplanacak?

Bu soruların cevaplarını depremden sonra aramak çok geç kalmak demektir. Hazırlık deprem günü değil, bugün yapılmalıdır.

Bakanlık, büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri, AFAD, sağlık, emniyet ve itfaiye birimleri ortak bir plan çerçevesinde çalışmalıdır. Her kurumun görevi önceden belirlenmeli, deprem anında yaşanabilecek koordinasyon sorunlarının önüne geçilmelidir.

Ayrıca güçlü ve ortak bir afet yönetim sistemi kurulmalıdır. Yardım isteyen vatandaşın konumu hızlı şekilde belirlenmeli, en yakın ambulans, itfaiye veya arama-kurtarma ekibi vakit kaybetmeden yönlendirilmelidir.

Çünkü depremde ilk dakikalar hayat kurtarır.

Başkentte havaalanına metro ne zaman yapılacak?

Bir diğer önemli konu da Ankara’nın ulaşım ihtiyacıdır.

Başkentimiz Ankara’da havalimanına doğrudan metro bağlantısının hâlâ bulunmaması, şehir açısından önemli bir eksikliktir. Ankara’ya gelen vatandaşlarımız, turistlerimiz ve şehir dışından gelen misafirlerimiz havalimanından şehir merkezine ulaşmak için otobüs, taksi veya özel araçlara mecbur kalmaktadır.

Bu nedenle kamuoyunun şu sorulara açık ve net cevap bekleme hakkı vardır:

Ankara Esenboğa Havalimanı’na metro projesi ne zaman başlayacak?

Projeyi belediye mi yürütecek, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı mı üstlenecek? Yoksa ilgili kurumlar bir araya gelerek bu projeyi ortak bir planla mı hayata geçirecek?

Vatandaşlarımız artık yalnızca genel açıklamalar değil, açık bir takvim ve uygulanabilir bir plan beklemektedir. Güzergâh ne zaman kesinleşecek? Çalışmalar ne zaman başlayacak? Proje hangi tarihte tamamlanacak?

Havalimanına metro ulaşımı Ankara için bir lüks değil, temel bir ihtiyaçtır. Bu konuda kurumlar arasında sorumluluk tartışması yaşanması yerine, belediye ve Bakanlık birlikte hareket etmeli ve vatandaşlarımızın yıllardır beklediği proje hayata geçirilmelidir.

Buradan Bakanlığımıza ve tüm belediyelerimize bir kez daha çağrıda bulunuyorum:

Şehirlerimizi büyütelim, ancak altyapısını da aynı ölçüde geliştirelim. Kentsel dönüşüm yapalım, fakat nüfus ve altyapı hesabını doğru yapalım. Daha fazla bina yapmakla değil, insanların güvenli, rahat ve huzurlu yaşayacağı şehirler kurmakla övünelim.

Ankara’nın havalimanına metro bağlantısını daha fazla bekletmeyelim. Sorumluluk hangi kurumda olursa olsun, ilgili tüm kurumlar bir araya gelsin ve bu proje için somut bir takvim açıklansın.

Çünkü sel yaşandığında, trafik kilitlendiğinde, deprem olduğunda veya vatandaşlarımız ulaşım sorunu yaşadığında çözüm aramaya başlamak çok geç olabilir.

Bugün planlayalım, bugün tedbir alalım.

Unutmayalım: Şehir yalnızca binalardan oluşmaz. Şehir; yoldur, sudur, kanalizasyondur, ulaşımdır, hastanedir, elektriktir ve en önemlisi güvenli bir yaşamdır.

Rant için büyüyen değil, insan için yaşayan şehirler istiyoruz