Her gün milyonlarca çocuk, ortalama 3–5 saatini dijital oyunların içinde geçiriyor. Peki bu sürede karşılarına çıkan içeriklerin ne kadarını gerçekten kontrol edebiliyoruz? Bir çocuğun birkaç saniye içinde “şiddet”, “zorbalık” ya da “zarar verme” temalı bir oyuna ulaşabildiği bir dijital dünyada, güvenlik sınırları ne kadar sağlam kalabilir?

Eskiden aileler çocuklarını sokaktaki tehlikelerden korumaya çalışırdı. Bugün ise en büyük tehlikelerden bazıları, çocuklarımızın avuçlarının içindeki telefonlarda ve tabletlerde karşımıza çıkabiliyor.

İnternet üzerinden yayımlanan binlerce oyunun içinde elbette eğitici, öğretici ve zekâ geliştirici olanlar vardır. Ancak ne yazık ki şiddeti, zorbalığı ve saldırganlığı özendiren, hatta öğretmene, aile bireylerine veya insanlara zarar vermeyi konu alan oyunlar da çocukların erişimine açık hâlde bulunmaktadır. Gelişim çağındaki çocukların bu içeriklerle karşılaşması, şiddeti normalleştirme ve empati duygusunun zayıflaması gibi riskleri beraberinde getirebilir.

Bu noktada yalnızca aileleri sorumlu tutmak yeterli değildir. Devlet kurumları, dijital platformlar, oyun geliştiricileri ve toplum olarak hepimize önemli görevler düşmektedir.

Özellikle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, internet ortamındaki zararlı içeriklerin denetlenmesi konusunda ilgili kurumlarla koordinasyonu güçlendirmeli; çocukların kolayca erişebildiği şiddet içerikli oyunlar için daha etkin tedbirler geliştirilmelidir. Bunun yanında Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, dijital yayın platformlarında çocukları olumsuz etkileyebilecek içerikler konusunda görev alanı çerçevesinde hassasiyet göstermeye devam etmelidir. Ayrıca ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurumları da ortak bir çocuk dijital güvenliği politikası oluşturmalıdır.

Dünyanın birçok ülkesinde yaş sınırlamaları, ebeveyn kontrol sistemleri ve içerik sınıflandırmaları daha etkin uygulanmaktadır. Ülkemizde de bu sistemlerin güçlendirilmesi, çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklere erişiminin zorlaştırılması büyük önem taşımaktadır.

Çocuklarımızı sadece sınavlara hazırlamak yetmez. Onları dijital dünyanın görünmeyen tehlikelerine karşı da hazırlamak zorundayız. Eğitim veren, bilimsel düşünmeyi geliştiren, doğayı sevdiren, sanatı ve sporu teşvik eden oyunlar desteklenmeli; şiddeti özendiren içeriklere karşı daha etkili denetimler uygulanmalıdır.

Unutmayalım ki bugünün çocukları yarının öğretmeni, doktoru, mühendisi, polisi ve yöneticisi olacaktır. Onlara nasıl bir dijital dünya bırakırsak, yarın da öyle bir toplumda yaşarız.

Artık vakit uyarı değil, somut adım vaktidir. BTK başta olmak üzere tüm ilgili kurumlar, gecikmeden “ulusal dijital çocuk güvenliği eylem planı” hazırlamalı; yaş sınırlamaları, içerik denetimi ve ebeveyn kontrol sistemleri zorunlu ve denetlenebilir hâle getirilmelidir. Oyun platformlarına net sorumluluklar yüklenmeli, ihlallerde caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. Aileler ise bu sürecin pasif izleyicisi değil, aktif denetleyicisi olmalıdır.

Çünkü bu mesele artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Çocuklarımızı koruyamazsak, geleceğimizi kaybederiz.Bahattin Saraçoğlu