Geçtiğimiz hafta Ankara Siteler’in sorunlarını bu köşede dile getirmiştim. Ancak konu o kadar önemli ve kapsamlı ki, bu hafta da devam etme gereği duydum.

Özellikle son günlerde belediye başkanımız ile odalarımız arasında yapılan görüşmelerin devam ettiğini duyuyoruz. Bu görüşmelerin Siteler adına olumlu bir sonuca ulaşmasını yürekten diliyorum.

Sayın Belediye Başkanımız Veysel Tiryaki’nin Ankara’da yaptığı başarılı çalışmaları ve ortaya koyduğu hizmetleri elbette takdir ediyoruz. Ancak Siteler söz konusu olduğunda ortada göz ardı edilemeyecek büyük bir gerçek var.

Siteler’de yaklaşık 18 bin esnaf ve işletme bulunuyor.

Her işletmede ortalama üç kişinin çalıştığını düşünürsek, yaklaşık 60 bin insanın doğrudan ekmek kapısı burasıdır. Yoğun dönemlerde bu sayı aileleriyle birlikte 100 bin kişiye yaklaşmaktadır.

Bu insanların tamamı vergi ödüyor.

Emlak vergisi ödüyor, çevre temizlik vergisi ödüyor, tabela vergisi ödüyor, SGK primlerini ve diğer yükümlülüklerini yerine getiriyor.

Peki karşılığında ne bekliyor?

Lüks değil.

Yaşayabilecekleri, üretebilecekleri ve işlerini sürdürebilecekleri bir düzen istiyorlar.

Atık meselesinde esnaf yalnız bırakılmamalı

Sanayi ve endüstriyel atıkların nasıl toplanacağı konusunda mevzuatın getirdiği kurallar elbette uygulanmalıdır. Eğer kanun, bazı sanayi atıklarının belediye tarafından değil, yetkilendirilmiş özel kuruluşlar aracılığıyla toplanmasını öngörüyorsa buna kimsenin itirazı yoktur.

Ama burada asıl mesele şudur:

Esnafa “Kanun böyle” demek yetmez.

Kanuna uyabilmesi için gerekli sistemi de kurmak gerekir.

Bugün zaten üç işçinin maaşını, sigortasını, elektriğini, suyunu ve kirasını ödemekte zorlanan küçük esnafın üzerine bir de yeni maliyetler bindirirseniz, o işletmenin ayakta kalmasını nasıl bekleyeceğiz?

Eğer Siteler’in mevcut yapısı artık Ankara’nın şehircilik anlayışına uygun değilse, o zaman bunu açıkça konuşalım.

Siteler’i kaldırın, yeni bir sanayi bölgesi kurun.

Altyapısını yapın. Atık sistemini kurun. Ulaşımını planlayın. Avrupa standartlarında modern bir üretim merkezi oluşturun ve esnafı oraya taşıyın.

Ama mevcut sanayiyi olduğu yerde tutup, “Burası böyle çalışamaz” demek de çözüm değildir.

Bu ustaları kaybedersek, yeniden yetiştiremeyiz

Siteler sadece binalardan ve dükkânlardan oluşan bir bölge değildir.

Burada yılların ustalığı var.

Ahşabı bilen, mobilyayı bilen, üretimi bilen, el emeğini bilen on binlerce insan var.

Bugün bu insanların önemli bir bölümünü kaybedersek, yerine yenilerini yetiştirmek hiç kolay olmayacak. Çünkü gençler artık bu mesleklere yeterince yönelmiyor.

Üstelik Siteler, yabancı iş gücünün de en yoğun olduğu bölgelerden biri haline geldi.

Bu durumun kimseyi suçlamak amacıyla söylenmediğinin altını çizmek gerekir. Ancak ülkemizin kendi nitelikli iş gücünü yetiştirmesi ve meslekleri gençlere yeniden sevdirmesi artık bir zorunluluktur.

Bir ustanın yetişmesi beş yılda, on yılda olmuyor.

Bugün kaybettiğimiz ustanın yerine yarın kimi koyacağız?

Siteler’de artık yaprak kımıldamıyor

Gelelim ekonomiye…

Siteler’de artık gerçekten yaprak kımıldamıyor.

Esnaf iş yapamıyor. İş yapan tahsilatını alamıyor. Tahsilatını alan yeniden üretime dönmekte zorlanıyor.

İnsanlar bir “can suyu” bekliyor.

Bir umut bekliyor.

Fakat o umut henüz gelmedi.

Bu yaz birçok işletme için son derece zor geçiyor. Tahsilatlar gecikiyor, piyasadaki para dönmüyor. İnsanlar birbirinden alacağını alamayınca zincirin bütün halkaları zarar görüyor.

Bir de son yıllarda hayatımıza giren konkordato meselesi var.

Bir firma konkordato ilan ettiğinde sadece o firma sıkıntıya girmiyor. Ondan alacaklı olan onlarca, hatta yüzlerce işletme de peşinden sürükleniyor.

Bir esnafın alacağı içeride kalıyor.

O da kendi borcunu ödeyemiyor.

Sonra onun alacaklısı zor durumda kalıyor.

Böylece ekonomik kriz bir işletmeden diğerine yayılıyor.

Konkordato sisteminin amacı elbette işletmeleri yaşatmak ve alacaklıların haklarını korumaktır. Ancak uygulamada küçük esnafın alacağını ne zaman ve nasıl tahsil edeceği büyük bir belirsizlik haline gelmemelidir.

Artık bıçak kemiğe dayandı

Bugün Siteler’in meselesi yalnızca belediyenin meselesi değildir.

Bu mesele Ankara’nın meselesidir.

Bu mesele üretimin meselesidir.

Bu mesele istihdamın meselesidir.

Bu mesele Türkiye ekonomisinin meselesidir.

18 bin işletmenin ayakta kalması demek, on binlerce insanın evine ekmek götürmesi demektir.

Bu nedenle belediyemiz, odalarımız, esnafımız ve merkezi hükümet aynı masada buluşmalı ve “Senin sorunun, benim sorunum” anlayışıyla hareket etmelidir.

Sayın Belediye Başkanımızın başarılı çalışmalarını takdir ediyoruz. Ancak Siteler konusunda da aynı kararlılıkla bir çözüm bekliyoruz.

Ya Siteler’i çağın şartlarına uygun hale getirelim ya da esnafımızı çağdaş, altyapısı hazır, planlı bir sanayi bölgesine taşıyalım.

Ama bu insanları belirsizliğin içinde bırakmayalım.

Çünkü artık gerçekten bıçak kemiğe dayandı.

Bu kış çok daha zor geçebilir.

Bugün önlem alınmazsa yarın kapanan her dükkân, kaybedilen her usta, işsiz kalan her çalışan ve tahsil edilemeyen her alacak ekonomide yeni bir yara açacaktır.

Siteler yaşarsa Ankara üretir.
Siteler yaşarsa esnaf yaşar.
Esnaf yaşarsa Türkiye kazanır.

Şimdi beklenen şey tartışma değil, çözümdür.