Siteler’in esnafı artık yalnızca çöp ve temizlik sorunuyla değil, ayakta kalma mücadelesiyle karşı karşıya.
Ankara Siteler yıllardır binlerce insanın ekmek kapısı. İnsanlar sabahın erken saatlerinde dükkânını açıyor, üretim yapıyor, işçi çalıştırıyor, vergi ödüyor.
Ama karşılığında ne görüyor?
Sokaklarda düzenli temizlik yok. Kaldırımlar yetersiz. Çöp konteynerleri ortada yok veya yeterli değil. Asfalt ve çevre düzenlemesi yıllardır ciddi anlamda ele alınmamış. Sabahın erken saatlerinde işini yapan belediye çalışanını görmek bile zor.
Ama vergi zamanı kurumlar vatandaşın kapısını buluyor.
Vergi, SGK, emlak vergisi, ilan-reklam vergisi, çevre ve temizlikle ilgili ödemeler… Üstelik denetim ve cezalar da cabası.
Vergi almak varsa hizmet vermek de olmalı.
Üstelik Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyesi arasında “bu benim görevim, senin görevin” tartışması yaşanıyorsa, bunun bedelini vatandaş ödememeli.
Siteler’in çöpünü hangi belediyenin topladığı değil, çöpün toplanması önemlidir.
Konteynerleri kaldırmak da çözüm değildir. Sanayinin atığı bellidir; ahşap kırıntısı, talaş, ambalaj ve benzeri atıklar için düzenli bir sistem kurulmalıdır.
Fakat asıl büyük sorun artık ekonomidir.
Esnaf malını satıyor, faturasını kesiyor ama parasını alamıyor. Karşısındaki firma konkordato ilan ediyor; alacaklar sıraya giriyor. Esnafın ise maaşı, vergisi, kirası, elektriği ve borcu beklemiyor.
Peki bu esnafın suçu ne?
Suçu üretmek mi?
Yatırım yapmak mı?
İşçi çalıştırmak mı?
Yıllarca kazandığını tekrar işine koymak mı?
Artık devletin, hükümetin ve belediyelerin aynı gerçeği görmesi gerekiyor:
Üreten insanı korumazsanız, bir gün üretici de kalmaz.
Bugün Siteler yalnızca bir sanayi bölgesinin sorunlarını anlatmıyor. Türkiye ekonomisinin önemli bir gerçeğini gösteriyor.
Esnafı sürekli sıkıştırırsanız, hizmet vermeden yükünü artırırsanız, alacağını tahsil edemez hale getirirseniz bir gün kepenkler kapanır.
Sonra vergi de gelmez.
İstihdam da olmaz.
Üretim de olmaz.
Yumurtlayan tavuğu kesmeyelim. Besleyelim ki yumurta vermeye devam etsin.
Çünkü esnaf batarsa yalnızca esnaf kaybetmez.
Devlet de kaybeder, belediye de kaybeder, çalışan da kaybeder, ülke de kaybeder.
Daha fazla beklemeden şapkayı önümüze koyup düşünmenin zamanı geldi.
Ceza kesen değil, yaşatan; yük bindiren değil, üreteni destekleyen bir anlayışa ihtiyacımız var.