Türkiye’de artık her sabah yeni bir operasyon haberiyle uyanıyoruz. Yolsuzluk, soruşturma, aklama, karalama… Bunlar gündemin ön sırasını işgal ederken, vatandaşın asıl derdi başka:
“Ben yarın dükkânımı nasıl açacağım?”
Esnaf siftahsız kepenk indiriyor. Sanayici yüksek hammadde, enerji ve ulaşım maliyetleri altında eziliyor. Çiftçi üretmenin maliyetini hesaplıyor, gençler ise üretmek yerine kolay para kazanmanın yollarını arıyor.
Bir de uyuşturucu ve sanal kumar meselesi var. Kolay para kültürü toplumu üretimden uzaklaştırırken biz hâlâ bunun ekonomik ve sosyal sonuçlarını yeterince konuşmuyoruz.
Şimdi ekonomi yönetimine samimi bir soru sormak gerekiyor:
Enflasyonu düşürmek uğruna piyasayı mı küçülteceğiz?
Çünkü dükkânlar kapanırsa enflasyon elbette düşebilir. Üretim azalırsa fiyat artışları bir süre yavaşlayabilir. İnsanların cebinde para kalmazsa alışveriş de azalır.
Ama bunun adı ekonomik başarı değildir.
Bu, ekonominin ateşini düşürürken hastayı yatağa düşürmektir.
Türkiye’nin ihtiyacı kapatılan dükkânlar, küçülen fabrikalar ve üretimden vazgeçen çiftçiler değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı üreten, yatırım yapan, ihracat yapan ve istihdam sağlayan bir ekonomidir.
Kur politikası ihracatçıyı zorlarken ithalat daha cazip hale geliyorsa, burada da ciddi bir çelişki vardır. Biz kendi malımızı üretmek yerine daha fazla dışarıdan almaya başlarsak cari açığı nasıl kapatacağız?
Ekonominin temel kuralı aslında çok basit:
Üretmezsen büyüyemezsin.
Satamazsan yatırım yapamazsın.
Kazanamazsan istihdam yaratamazsın.
İstihdam olmazsa toplumun huzuru da olmaz.
Enflasyonu düşürelim, elbette düşürelim.
Ama esnafı ezerek değil, üretimi artırarak; piyasayı daraltarak değil, vatandaşın alım gücünü yükselterek düşürelim.
Çünkü ekonominin başarısı sadece TÜFE rakamında değil, sabah dükkânını açan esnafın yüzünde, fabrikasını çalıştıran sanayicinin umudunda ve tarlasını eken çiftçinin geleceğe güveninde ölçülür.
Bugün karar vermemiz gereken şey çok açık:
Türkiye fiyatları mı düşürecek, yoksa üretimi artırarak hem fiyatları hem de hayatın yükünü mü düşürecek?
Ben ikinci yolu tercih ederim.
Çünkü kapalı kepenklerle düşük enflasyon olabilir; ama güçlü Türkiye olmaz.