Yapay zekâların ekonomiyi öğrenmesi için onlara ekonomi öğretmek gerekmiyor olabilir.
Bunu görmek için oldukça garip bir deney yapıldı: İnsan oyuncuların yerine yapay zekâ ajanlarının konduğu bir RuneScape dünyası kuruldu. Buradaki amaç yalnızca yapay zekâların bir oyunu oynayıp oynayamadığını görmek değildi. Asıl soru, uzun süreli hedefleri olan ve kendi kararlarını veren ajanların, içinde kıt kaynaklar ve ticaret bulunan bir dünyaya bırakıldığında nasıl davranacağıydı.
Bu deneyin arkasındaki isimlerden biri geliştirici Max Bittker. RS-SDK, Lumbridge ve benzeri projelerle yapay zekâ ajanlarının RuneScape gibi karmaşık bir dünyayla etkileşime girmesini mümkün hale getiren altyapılar oluşturuldu. RuneBench ise bu ajanların uzun vadeli planlama, kaynak yönetimi ve problem çözme yeteneklerini ölçmek için kullanılan bir test ortamına dönüştü.
RuneScape bunun için ilginç bir oyun. Çünkü burada hiçbir şey tamamen bedava değil. Bir kılıç yapmak için malzeme gerekiyor. Malzemeyi elde etmek için madencilik, odunculuk veya başka bir beceri gerekiyor. Bunları kendiniz üretmiyorsanız başka oyunculardan satın almanız gerekiyor. Oyunun ekonomisi yıllar içinde milyonlarca oyuncunun davranışlarıyla şekillenmiş durumda.
Fakat insanları oyundan çıkardığınızda önemli bir değişiklik oluyor.
Ajanlar yorulmuyor.
Bir insan oyuncu birkaç saat madencilik yaptıktan sonra oyundan çıkabilir. Bir yapay zekâ ajanı ise kendisine verilen hedef doğrultusunda bunu tekrar tekrar yapabilir. Çok sayıda ajan aynı anda çalışmaya başladığında üretim kapasitesi de hızla artıyor.
Ve burada deney, yapay zekâdan ekonomi teorisine doğru kaymaya başlıyor.
Çünkü üretim aşırı ucuzladığında, üretilen şeylerin değeri de değişiyor.
Ajanlar büyük miktarlarda kaynak ve oyun içi para üretmeye başladıkça altının satın alma gücü düşüyor. Bir başka ifadeyle, oyunda enflasyon ortaya çıkıyor. Daha önce değerli olan bazı mallar artık o kadar da değerli değil. Çünkü onları üretmek için gereken emek neredeyse sınırsız hale gelmiş durumda.
Bu noktada ilginç bir davranış ortaya çıkıyor: Ajanlar paranın kendisine daha az ihtiyaç duymaya başlıyor ve doğrudan malları takas etmeye yöneliyor.
Bu aslında ekonomi tarihi açısından çok temel bir gelişme. Para, mal ve hizmetlerin değişimini kolaylaştırmak için kullanılan bir araç. Ancak para güvenilir bir değer ölçüsü olmaktan çıktığında insanlar başka değişim biçimleri aramaya başlıyor.
RuneScape'teki deneyde de benzer bir durum gözlemleniyor.
Fakat sistem burada durmuyor.
Ajanlar zaman içinde hangi kaynakların gerçekten sınırlı olduğunu fark ediyor. Bazı kaynakları ne kadar çok çalışırsanız çalışın istediğiniz hızda üretemiyorsunuz. Bunların yeniden ortaya çıkması oyunun kuralları tarafından sınırlandırılmış durumda.
Dolayısıyla altın değersizleşirken kıt olan bazı kaynaklar değer kazanmaya başlıyor.
Burada oldukça önemli bir ekonomik fikir ortaya çıkıyor: Bolluk, kıtlığı ortadan kaldırmak zorunda değil. Kıtlığın yerini değiştirebilir.
Eğer herkes istediği kadar altın üretebiliyorsa altın değer kaybeder. Ama herkesin istediği kadar üretemediği bir kaynak hâlâ varsa, o kaynak değerli kalır.
Ajanların kıt kaynaklar üzerinde rekabet etmeye başlaması da bu nedenle önemli. Sisteme kimse “şu kaynağı kontrol et” veya “bu kaynak değerlidir” diye bir kural koymuyor. Ajanlar, sahip oldukları hedeflere ulaşmaya çalışırken dünyanın hangi kaynaklarının kendileri için önemli olduğunu keşfediyor.
Bu noktada deney, yapay zekâların sadece oyun oynadığını söylemenin ötesine geçiyor.
Çünkü ortada küçük de olsa işleyen bir ekonomik sistem var.
Üretim var. Tüketim var. Ticaret var. Kıtlık var. Enflasyon var. Rekabet var. Dünya simülasyonu gibi düşünebiliriz.
Hatta bir noktadan sonra para kazanmak için hiçbir gereği olmayan davranışlar bile ortaya çıkıyor. Yeterince kaynak biriktiren ajanlar koleksiyon yapmaya veya ekonomik açıdan zorunlu olmayan aktivitelere yönelmeye başlıyor.
Bu da insan davranışına oldukça tanıdık geliyor. İnsan ekonomisinin büyük bir bölümü de hayatta kalmakla açıklanamıyor. Bir noktadan sonra insanlar sadece ihtiyaçlarını karşılamak için değil, biriktirmek, koleksiyon yapmak, statü kazanmak veya yalnızca hoşlandıkları şeyleri yapmak için kaynak harcıyor.
Elbette bundan “yapay zekâ insan gibi oldu” sonucu çıkarmak için henüz çok erken.
Ama deney başka bir nedenle önemli.
Çünkü bize, belirli ekonomik davranışların ortaya çıkması için bu davranışların doğrudan programlanması gerekmeyebileceğini gösteriyor.
Ajanlara “enflasyon yarat” denmedi.
“Ticaret yap” denmedi.
“Kıt kaynakları değerli kabul et” denmedi.
“Rakiplerinle kaynak için mücadele et” denmedi.
Ajanlara sadece bir dünya, bazı kurallar ve hedefler verildi. Geri kalan davranışların önemli bir kısmı bu ortamın içinde ortaya çıktı.
Buradaki asıl soru da bu nedenle RuneScape'ten çok daha büyük.
Bugün yapay zekâ konusunda en sık konuşulan beklentilerden biri, üretimin çok büyük ölçüde ucuzlayacağı bir gelecek. Eğer yapay zekâ yazılım üretiminden araştırmaya, fabrikalardan finansal işlemlere kadar giderek daha fazla işi insanlardan çok daha düşük maliyetle yapabilir hale gelirse, ekonominin temel varsayımlarından biri değişecek.
Çünkü modern ekonominin önemli bir kısmı insan emeğinin sınırlı olması üzerine kurulu.
İnsanların zamanı sınırlı. Dikkati sınırlı. Üretim kapasitesi sınırlı.
Yapay zekâ bu sınırların bazılarını kaldırabilir.
Bu ilk bakışta doğrudan bir bolluk hikâyesi gibi görünüyor. Daha fazla üretim, daha düşük maliyet ve daha ucuz ürünler.
Ama RuneScape deneyinin ilginç tarafı, bu hikâyenin eksik bir tarafını göstermesi.
Üretim maliyeti sıfıra yaklaşsa bile değer tamamen ortadan kalkmıyor. Sadece başka yerlere kayıyor.
Altın bol olduğu için değersizleşebiliyor. Fakat sınırlı kaynaklar hâlâ değerli. Mallar ucuzlarken erişim değerli olabilir. Üretim ucuzlarken insan dikkati değerli kalabilir. Yapay zekâ tarafından sınırsız miktarda üretilebilen içeriklerin olduğu bir dünyada gerçek insan emeği veya güvenilirlik daha önemli hale gelebilir.
Yani yapay zekâ bizi kıtlığın olmadığı bir dünyaya götürmeyebilir.
Bizi kıtlığın farklılaştığı bir dünyaya götürebilir.
Yapay zekâlara ekonominin nasıl çalıştığını anlatmadılar. Onlara kapitalizmi, enflasyonu veya ticaret tarihini öğretmediler. Sadece kaynakların sınırlı olduğu, insanların yerine ajanların çalıştığı bir dünya verdiler.
Ajanlar, kendi çıkarlarını optimize etmeye çalışırken, ekonominin bazı temel problemleriyle karşılaşmaya başladılar.
Bu küçük sanal dünyanın gerçek dünyanın geleceğini birebir gösterdiğini söylemek için henüz çok erken.
Ama birkaç bin yapay zekâ ajanının oynadığı bir oyunda gördüğümüz şey, gelecekte milyonlarca otonom sistemin gerçek ekonomide çalışmaya başladığında karşılaşabileceğimiz bazı soruları şimdiden görünür hale getiriyor:
Eğer üretmek neredeyse bedavaysa, para neye dayanacak?
Eğer herkes aynı anda üretim yapabiliyorsa, ne kıt kalacak? Tabii ki gerçek hayatta kaynakların kıt olduğunu unutmamak gerekir.
Ve belki en önemlisi:
Yapay zekâ çağında zenginlik üretmek kolaylaştığında, zenginliğin kendisini neyin değerli kılacağını nasıl belirleyeceğiz ve kimler artık zengin olarak nitelenecek?