İnternette bir habere tıklarken, online alışveriş yaparken ya da sosyal medyada öylesine gezinirken arkamızda neler bıraktığımızı hiç düşündünüz mü? Tıpkı ıslak bir kumsalda yürürken bıraktığımız ayak izleri gibi, dijital dünyada da dolaşırken sürekli verilerimizden oluşan izler bırakıyoruz. Buna "dijital ayak izi" deniyor.
İşin ilginç yanı, bu izlerin sadece kendi isteğimizle paylaştığımız fotoğraflar, attığımız tweetler veya üye olduğumuz sitelerden, yani aktif izlerimizden ibaret olmaması. Bir de bizim hiç ruhumuz duymadan, perde arkasında toplanan pasif izlerimiz var. Ziyaret ettiğimiz sitelerin bizi hatırlamak için tuttuğu çerezler (cookies), internete bağlandığımız cihazın IP adresi veya telefonumuzdaki uygulamaların arka planda sessizce topladığı konum verileri bu gruba giriyor.
Pek çoğumuz "Benim internette gizleyecek bir şeyim yok, kim ne yapsın benim verimi" diyerek bu durumu geçiştiriyoruz. Ancak bu en büyük yanılgılardan biri, çünkü internette oluşan bu dijital mozaik, itibarınızı ve geleceğinizi doğrudan şekillendiriyor. Bugün işverenler veya eğitim kurumları bile işe alım süreçlerinde adayların dijital geçmişini adeta bir dedektif gibi inceliyor. Yıllar önce bir foruma yazdığınız öfkeli bir yorum veya bağlamından koparılmış eski bir fotoğraf, hiç beklemediğiniz bir anda profesyonel hayatınızda karşınıza çıkabiliyor. (Kendi adınızı soy adınızı internette aratmakta fayda var.)
Daha masum görünen ama bir o kadar riskli olan bir diğer konu da ebeveynlerin tutumu. Çoğumuz sırf iyi niyetle çocuklarımızın en tatlı anlarını sosyal medyada paylaşıyoruz. Buna dijital dünyada "sharenting" (Türkçe olarak paylaşımcı ebeveynlik çevirisi olabilir) deniyor. Ancak bu durum, çocuklarımızın daha kendi kararlarını verecek yaşa gelmeden devasa bir dijital sicile ve potansiyel gizlilik risklerine sahip olmasına yol açıyor.
Meselenin sadece itibar değil, asıl olarak güvenlik boyutu var. İnternette sağda solda bıraktığınız ufak tefek kişisel verileriniz, siber dolandırıcılar için bulunmaz birer yapboz parçasıdır. Hele ki çoğumuzun yaptığı o büyük hatayı yapıp her yerde aynı şifreyi kullanma kolaycılığına (apartman kapılarının çoğunun 1453 olması) kaçıyorsanız, işiniz çok daha zor. İnternet dünyasında her gün bir sitenin veritabanı hackleniyor. O çok güvendiğiniz şifreniz bir kez açığa çıktığında, kötü niyetli kişiler o şifreyi diğer tüm hesaplarınızda deneyerek hayatınızı kabusa çevirebiliyor.
Bu noktada dijital güvenliğin en büyük kurtarıcısı bir şifre yöneticisi kullanmaktır. Bu programlar, her hesabınız için 128 karakterli, harf ve sayılardan oluşan, kırılması imkansız ve birbirinden farklı şifreler üretir. Siz siteye girerken şifreyi otomatik olarak doldurur. Sizin tek yapmanız gereken, şifre yöneticinizin ana şifresini ezberlemektir; geri kalan tüm karmaşayı uygulama sizin yerinize hatırlar. Özellikle mobilde parmak iziyle açtığınızda size kolaylık sağlıyor. Bununla ilgili küçük bir araştırma yaparak çok iyi çözümler bulabilirsiniz. Şahsım olarak Bitwarden ve Protonpass kullanıyorum. Birçok parola birinden farklı ve ezberlememe gerek kalmıyor.
Diyelim ki geçmişte hata yaptınız ve interneti temizlemek istiyorsunuz. Bu izleri tamamen silmek mümkün mü? İnternete bir kez düşen bir veriyi tamamen yok etmek maalesef neredeyse imkansızdır. Çünkü siz o fotoğrafı veya yorumu silseniz bile, birileri ekran görüntüsü almış, arama motorları onu önbelleğine kaydetmiş veya başka bir sunucuda kopyası arşivlenmiş olabilir.
Ancak dijital ayak izimizi en aza indirmek ve kontrolü ele almak kesinlikle bizim elimizde. İşe, tıpkı bir yabancı gibi bir arama motoruna kendi adınızı yazıp nelerin herkese açık olduğunu görerek başlayın. Yıllar önce açıp unuttuğunuz o eski oyun, forum veya alışveriş hesaplarınızı üşenmeden kapatın; çünkü kullanılmayan hesaplar veri sızdırmaya en müsait yerlerdir. Telefonunuzdaki uygulamaların izinlerine bir göz atın; basit bir oyunun gerçekten rehberinize veya konumunuza erişmesine gerek var mı?. Hesaplarınıza mutlaka iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) ekleyin ve özellikle kafe gibi yerlerdeki ortak Wi-Fi ağlarına bağlanırken internet trafiğinizi gizleyen bir VPN (Sanal Özel Ağ) kullanmayı alışkanlık edinin. Gayet uygun fiyatlı çözümler var. Ülkemizde VPN teknolojisinin her ne kadar kötü bir imajı olsa da şirketlerin birçoğu güvenlik için bu teknolojiyi kullanıyor.
Kısacası dijital dünyada tamamen görünmez olmak pek mümkün değil. Ancak neyi, nerede ve nasıl paylaştığımızın farkında olmak, periyodik olarak dijital temizlik yapmak ve basit güvenlik önlemlerini kullanmak, tıpkı evimizi temiz tutmak gibi hepimiz için vazgeçilmez bir dijital yaşam alışkanlığı olmalı.