Cezaevlerinin kuruluş amacının hükümlünün suç işlemesini önlemek ve yeniden topluma kazandırılmasını sağlamak olduğunu herkes bilmektedir. Bu durumda hükümlünün cezaevindeyken disiplin cezası gerektiren davranışlarda bulunmaması ve dolayısı ile disiplin cezası almaması beklenen bir sonuçtur. Dolayısıyla infaz hukukundaki iyi hal kavramını da disiplin cezası almamak ile sınırlamamak gerektiği açıktır.
Koşullu salıverilmeye ilişkin makalemizde, iyi halin koşullu salıverilmenin en önemli şartlarından biri olduğunu kaleme almıştık. İyi hal kavramı sadece disiplin cezası almamış olmakla izah edilemiyorsa o halde infaz hukuku penceresinden bakınca iyi halden ne anlamalıyız?
İnfaz hukukunda iyi hal denilince daha geniş bir değerlendirme yapmak mecburiyeti doğuyor. Bu mecburiyetin sebebi de cezaevlerinin kuruluş amacında karşımıza çıkıyor. Bu değerlendirme yapılırken hükümlünün ceza infaz kurumunda bulunduğu süre içerisinde kurum kuralları ile uyumlu davranışları, kendisine verilen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine olan yaklaşımı, diğer hükümlüler ve kurum görevlileriyle arasındaki ilişkileri birlikte değerlendirilerek yeniden topluma uyum sağlama kararlılığı değerlendiriliyor.
Yani hükümlünün yeniden suç işlemeden toplum içerisinde hayatını sürdürebilmesine hazırlanmasına hizmet eden infaz sistemine uyum aynı zamanda iyi halin çerçevesini çiziyor.
Kademeli olarak cezaevinin çıkış kapısına giden yolun anahtarlarında biri olan iyi hal, kapalı ceza infaz kurumundan sonraki yer olan açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve sonrasındaki koşullu salıverilme gibi hükümlüyü cezaevinin kapısına doğru uğurlayan aşamalar için önem arz etmektedir. Bu nedenle hükümlünün infaz kurumundaki davranışlarının yalnızca o gün için değil, ileride kendisi hakkında verilecek kararlar bakımından da sonuç doğurabileceğinin unutulmaması gerekir.
“Mahkemenin Verdiği Ceza Kadar mı Cezaevinde Yatılır?” başlıklı ilk makalemizde aynı miktarda ceza alan iki kişinin farklı tarihlerde cezaevinden çıkabilmesinin mümkün olduğundan söz etmiştik. İyi hal değerlendirmesi de infaz sürecinin kişiye özgü sonuçlar doğurabilmesinin nedenlerinden biridir.
Bir hükümlünün müddetnamesinde sadece koşullu salıverilme tarihine bakmak da bu nedenle tek başına yeterli değildir. Esas olan hükümlünün koşullu salıverilme tarihine nasıl geldiğidir.
Cezaevinde yatan hükümlüler de toplumun içinden kişilerdir. İnfazın amaçlarından birinin bu kişilerin yeniden suç işlemeden topluma kazandırılmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır.
Hükümlülerin içinde bulundukları cezaevi koşullarına ve kurallarına uyum sağlayıp sağlamadıklarına göre de değerlendirilen iyi hal, aslında bu kişilerin toplum içerisinde nasıl hareket edeceklerinin aynadaki yansımasıdır.