Günlük hayatında sakin olan bir kişi direksiyon başına geçtiğinde neden daha sabırsız, öfkeli veya agresif davranabiliyor? Korna, selektör, yakın takip derken trafikte başlayan küçük bir gerilim, başka bir aracı sıkıştırmaya veya sürücülerin birbirlerine “ders vermeye” çalışmasına kadar ilerleyebiliyor.
Türkinform’a konuşan Sürücü Eğitmeni Arif Çakırca, trafikte sergilenen davranışların yalnızca direksiyon becerisiyle açıklanamayacağını belirterek sürücü psikolojisi, trafik kültürü ve eğitim konularına dikkat çekti.
DİREKSİYON BAŞINDA DAVRANIŞLAR NEDEN DEĞİŞİYOR?
Günlük hayatında sakin olan bir kişinin trafikte daha agresif davranabilmesini “direksiyon psikolojisi” üzerinden değerlendiren Çakırca, trafik ortamında sürücünün verdiği tepkilerin değişebildiğini belirtti.
Trafik yoğunluğu, bekleme, engellenme hissi veya başka sürücülerin davranışlarına verilen tepkiler kişinin sabırsızlığını artırabilirken, Çakırca’ya göre sürücülük yalnızca aracı kontrol edebilmekten ibaret değil. Direksiyon başındaki kişinin kendi tepkilerini kontrol edebilmesi de güvenli sürüşün önemli bir parçasını oluşturuyor.
TAMPON TAMPONA TAKİPTE SINIR AŞILIYOR
Trafikte her korna veya selektör kullanımının tek başına trafik magandalığı olarak değerlendirilemeyeceğine işaret eden Çakırca, başka bir aracı sıkıştırmak ve tampon tampona takip etmek gibi davranışların ise farklı bir noktaya ulaştığını belirtti.
Karşıdaki sürücüyü baskı altına almaya, korkutmaya veya hata yapmaya zorlayabilecek bu hareketler, trafikte gerilimin tehlikeli boyutlara ulaşmasının ilk işaretleri arasında yer alıyor.
“DERS VERME” İSTEĞİ KAZA RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR
Trafikte sık karşılaşılan bir diğer davranış ise hata yaptığı düşünülen sürücüye “ders verme” isteği. Önünü kesmek, bilerek yavaşlamak veya aracı sıkıştırmak gibi davranışların arkasında bireysel psikolojik faktörlerin ve trafikte yaşanan anlık gerilimin bulunabileceğini belirten Çakırca, bu noktada karşılık verme isteğinin yeni bir risk oluşturduğuna dikkat çekti.
Bir sürücünün yaptığı hataya başka bir tehlikeli hareketle cevap verilmesi, başlangıçta küçük olan bir olayın karşılıklı öfkeyle büyümesine ve kazaya kadar ilerleyebilecek bir zincirin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
ARAÇ KULLANABİLMEK İYİ SÜRÜCÜ OLMAK İÇİN YETERLİ DEĞİL
Sürücü kurslarında yalnızca teknik sürüş eğitiminin yeterli olmadığını belirten Çakırca, öfke kontrolü ve diğer yol kullanıcılarıyla iletişimin de sürücülük eğitiminin önemli parçaları olduğunu ifade etti.
Bir kişinin aracı hareket ettirebilmesi, park edebilmesi veya direksiyon hâkimiyetinin iyi olması tek başına iyi sürücü olduğu anlamına gelmiyor. Trafikte sabırlı davranmak, doğru karar verebilmek ve diğer yol kullanıcılarının güvenliğini de hesaba katmak gerekiyor.
“EHLİYETİNİ KASAPTAN MI ALDIN?” ASIL EKSİK NE?
Trafikte yıllardır kullanılan “Ehliyetini kasaptan mı aldın?” sözünden hareketle sürücülerde en çok neyin eksik olduğu sorusunu da değerlendiren Çakırca, özellikle trafik kurallarının bilinmesi konusuna dikkat çekti.
Çakırca’ya göre problem yalnızca direksiyon becerisindeki eksiklik değil. Sürücülerin trafik kurallarını yeterince bilmemesi veya bildikleri kuralları uygulamaması da trafikte yaşanan problemlerin önemli nedenlerinden biri.
ÖFKELİ SÜRÜCÜYLE KARŞILAŞINCA ARAÇTA KALIN
Trafikte saldırgan bir sürücüyle karşı karşıya kalındığında yapılması gerekenin tartışmayı büyütmek olmadığını belirten Çakırca, sürücülerin araçta kalmasını önerdi.
Karşılıklı olarak araçtan inilmesi, trafikte başlayan sözlü bir gerilimin fiziksel çatışmaya dönüşme riskini artırabiliyor. Bu nedenle sürücünün önceliğinin karşı tarafa cevap vermek yerine kendi güvenliğini korumak olması gerektiğine dikkat çekiliyor.
TRAFİK SORUNU SADECE SÜRÜCÜYLE ÇÖZÜLMEZ
Türkiye’de trafiği rahatlatmak için öncelikli olarak nelerin değiştirilmesi gerektiğini değerlendiren Çakırca, üç başlığa dikkat çekti: akıllı teknolojiler, alternatif ulaşım ve şehir planlaması.
Trafik yönetiminde teknolojinin daha etkin kullanılması, vatandaşlara özel araç dışında ulaşım seçenekleri sunulması ve şehirlerin ulaşım ihtiyacına uygun planlanması gerektiğini belirten Çakırca’nın değerlendirmeleri, trafik sorununun yalnızca sürücü davranışları üzerinden ele alınamayacağını ortaya koyuyor.




