Dişlerde aniden ortaya çıkan hassasiyet, günlük yaşamda sık karşılaşılan ancak altında farklı nedenler yatabilen ağız ve diş sağlığı sorunlarından biri. Soğuk, sıcak veya tatlı tüketimi sırasında ortaya çıkan kısa süreli sızlamalar bazen basit bir hassasiyet olarak görülse de uzmanlara göre bu durum, dişin koruyucu tabakasında meydana gelen hasarın işareti olabilir.
Diş hekimi Dr. Dt. Emre Çakır, diş hassasiyetinin nedenlerini, diş eti çekilmesiyle ilişkisini, hassasiyete yol açan alışkanlıkları ve hangi belirtilerde diş hekimine başvurulması gerektiğini anlattı.
HASSASİYET NEDEN BİRDEN BAŞLAR?
Dişin en dışındaki mine tabakası, koruyucu bir zırh gibidir. Bu koruyucu tabakanın altında ise kanallarla sinirlere bağlanan dentin tabakası yer alır. Hassasiyetin ani bir şekilde başlaması, bu koruyucu zırhta birdenbire bir mikro çatlak veya açılma oluştuğunun göstergesidir.
Ani gelişen diş hassasiyetlerinin arkasında genellikle diş sıkma (bruksizm) sonucu oluşan mikro çatlaklar veya kırıklar, sert bir gıdanın minede yarattığı deformasyon, farkında olunmayan ve ilerlemiş diş çürüğü veya yüksek asitli gıda tüketimi sonrası minenin erozyonu yani aşınarak incelmesi yatar.
Çakır, diş hassasiyetinin bir hastalık olmadığını belirterek, “Dişin altındaki sinir dokusunun size gönderdiği doğrudan bir ‘Beni koruyan zırh zarar gördü!’ alarmıdır” dedi.
DİŞ HASSASİYETİNİN GİZLİ NEDENİ: DİŞ ETİ
Dişin çevresinde onu saran diş eti ve diğer diş destek dokularının bulunduğunu belirten Çakır, hassasiyetin diş etinden de kaynaklanabileceğine dikkat çekti.
Dişin ağız içinde görülen taç kısmının mine ile kaplı olduğunu, ancak diş eti altında kalan kök yüzeylerinde mine tabakasının bulunmadığını ifade eden Çakır, bu bölgede sement adı verilen, mine dokusunun zırh fonksiyonu olmayan dış tabakanın bulunduğunu söyledi.
Yanlış ve sert fırçalama, diş sıkma veya diş eti hastalıkları nedeniyle diş eti çekildiğinde kök yüzeylerinin açığa çıktığını belirten Çakır, şöyle devam etti:
“Kök yüzeyindeki dentin kanalları doğrudan dış ortama açık hale geldiği için sıcak, soğuk veya tatlı temasında ani ve keskin bir sızı hissedilir. Yani problem dişin kendisinde gibi görünse de asıl köken diş eti çekilmesine bağlı hassasiyettir.”
HASSASİYETİN ARKASINDAKİ HATALAR
Çakır, son yıllarda kliniğe başvuran hastalarda iki belirgin alışkanlığın öne çıktığını söyledi. Bunların gündüz ve gece farkında olmadan diş sıkmak, yani stres kaynaklı bruksizm ile bilinçsiz ev tipi beyazlatma ürünlerinin kullanımı olduğunu belirtti.
“Yoğun şehir hayatı ve iş stresi nedeniyle diş sıkma vakaları ciddi oranda arttı” diyen Çakır, dişlerin birbirine sürekli yüksek baskı uygulaması halinde mine dokusunun diş eti birleşim yerlerinden mikroskobik olarak kopabileceğini ve hassasiyetin başlayabileceğini ifade etti.
Çakır, sosyal medyada görülerek kontrolsüz şekilde kullanılan aşındırıcı beyazlatma macunları, karbonat karışımları veya onaylanmamış beyazlatma bantlarının da hassasiyete yol açabileceğini belirterek, “Bu ürünler minenin yüzeyini bir anlamda zımparalayıp aşındırıyor ve hassasiyete davetiye çıkarıyor” dedi.
HASSASİYET DİŞİ KAYBETTİRİR Mİ?
Erken müdahale edildiğinde sürecin çok ciddi oranda tamamen geri döndürülebileceğini ve dişteki problemin çözülebileceğini belirten Çakır, hassasiyetin minenin aşınmasından veya hafif diş eti çekilmesinden kaynaklanması durumunda farklı tedavi seçeneklerinin uygulanabileceğini söyledi.
Çakır, klinik ortamında uygulanan hassasiyet giderici ajanlar (desensitizer), lazer tedavileri veya özel flor uygulamalarıyla kanalların tıkanmasının ve hassasiyetin giderilmesinin mümkün olduğunu ifade etti.
Ancak sürecin görmezden gelinmesi ve hassasiyetin ihmal edilmesi halinde tablonun değişebileceğini belirten Çakır, hassasiyetin altında derin bir çürük veya sinir iltihabı bulunması durumunda kanal tedavisi veya dolgu gibi daha ileri müdahalelerin gerekebileceğini söyledi.
Çakır, “Doku kaybı oluşmuşsa kendini tamamen yenilemez ama tedavilerle diş yüzde 100 fonksiyonel ve ağrısız hale getirilebilir” ifadelerini kullandı.
HASSASİYETİN ALTINDAN BAKIN NE ÇIKIYOR?
Hassasiyetin ne zaman dikkate alınması gerektiğine de değinen Çakır, soğuk bir şey içildiğinde ortaya çıkan anlık sızlamanın, uyaran ortadan kalktığında 1-2 saniye içinde geçmesi halinde bunun başlangıç aşamasında olabileceğini söyledi.
Ancak sızıya sebep olan uyaran ortadan kalktıktan sonra ağrı veya sızının uzun süre devam etmesi, soğuktan ziyade sıcak uyaranlarla, örneğin çay veya çorbayla şiddetlenmesi halinde bunun basit bir hassasiyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Gece uykudan uyandıran veya zonklayıcı ağrıya dönüşen, çiğneme esnasında dişe bastığında batma hissi oluşturan durumların da dikkate alınması gerektiğini ifade eden Çakır, bu belirtilerin sinir dokusunun etkilendiğini veya derin bir çatlak ya da çürük bulunduğunu gösterebileceğini söyledi.
Çakır ayrıca diş fırçalarken diş etlerinde kanama meydana gelip gelmediğine dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, bu belirtilerden birinin dahi görülmesi halinde vakit kaybetmeden diş hekimine başvurulması gerektiğini vurguladı.





