Türkiye’nin enerji alanında son yıllarda gerçekleştirdiği arama ve üretim çalışmalarına bir yenisi daha ekleniyor. Karadeniz’deki doğal gaz ve Gabar’daki petrol üretiminin ardından gözler bu kez Diyarbakır Bismil ve Silvan’daki kaya petrolü potansiyeline çevrildi.
Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak döneminde temelleri atılan “Milli Enerji ve Maden Politikası” kapsamında yürütülen çalışmalarla, yer altında bulunan geleneksel olmayan hidrokarbon kaynaklarının ekonomiye kazandırılması amaçlanıyor.
DİYARBAKIR’DA KAYA PETROLÜ İÇİN SONDAJ BAŞLADI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın açıklamalarına göre, Diyarbakır'da kaya petrolü üretimi amacıyla ABD'li şirketlerle birlikte sondaj çalışmalarına başlandı.
Çalışmaların ilk aşamasında Bismil'de belirlenen kuyuda yatay sondaj yöntemi uygulanıyor. Bu yöntemle yer altında bulunan petrolün, kayaların içerisinden çıkarılması hedefleniyor.
Bayraktar, Bismil'in kuzeyindeki sahanın sahip olduğu potansiyele dikkat çekerek, buradaki kaya petrolü rezervinin Gabar'daki petrol potansiyelinin 2-3 katına ulaşabilecek kapasitede olduğunu ifade etti.
Projede, yaklaşık 3-4 kilometrelik yatay sondajlarla kayaların içerisine girilerek sıkışmış halde bulunduğu değerlendirilen petrolün üretime kazandırılması planlanıyor.
HEDEF 6,1 MİLYAR VARİLLİK REZERVİ EKONOMİYE KAZANDIRMAK
Diyarbakır Bismil ve Silvan'da kaya petrolü çalışmalarında, bu alanda uzman ABD merkezli Continental Resources ve TransAtlantic Petroleum şirketleriyle iş birliği yapıldığı aktarıldı.
Çalışmaların yürütüleceği alanın yaklaşık 7 bin kilometrekarelik bir bloktan oluştuğu belirtiliyor. Bu bölgede tahmini 6,1 milyar varillik petrol rezervi bulunduğu hesaplanıyor.
Söz konusu rezervin mevcut piyasa fiyatları üzerinden değerinin ise yaklaşık 540 milyar dolar olduğu ifade ediliyor.
Bölgede geleneksel olmayan yöntemlerle hem dikey hem de yatay sondaj yapılması planlanırken, ilk etapta Bismil'deki kuyuda yatay sondaj yöntemi kullanılıyor.

3 YILDA 24 KUYU AÇILMASI PLANLANIYOR
Projede yalnızca ilk kuyuyla sınırlı kalınması planlanmıyor. Çalışmaların olumlu sonuç vermesi halinde bölgede çok sayıda yeni kuyunun açılması gündeme gelecek.
Önümüzdeki 3 yıl içerisinde 24 kuyunun kazılması hedefleniyor. Yatay sondaj yöntemiyle kayaların içerisinde kilometrelerce ilerlenerek petrolün üretime alınması amaçlanıyor.
Türkiye'nin bu alanda kendi teknolojik ve teknik kapasitesini geliştirmesi de projenin önemli hedefleri arasında bulunuyor. Bu kapsamda çok sayıda Türk mühendisin ABD'li şirketlerin merkezlerine eğitim amacıyla gönderildiği ve ilerleyen süreçte Türkiye'nin kaya petrolünü kendi yetkinlikleriyle çıkarabilecek seviyeye ulaşmasının hedeflendiği belirtiliyor.
YILLIK 8 MİLYAR DOLARLIK KATKI HEDEFLENİYOR
Diyarbakır'daki kaya petrolü projesinin başarılı olması halinde Türkiye ekonomisine sağlayacağı katkının da önemli ölçüde artırılması bekleniyor.
Gabar'daki mevcut petrol üretiminin tam kapasiteye ulaşmadan ekonomiye yıllık yaklaşık 2 milyar dolarlık katkı sağladığı belirtilirken, Diyarbakır'daki kaya petrolünden yıllık 8 milyar dolarlık gelir elde edilmesi hedefleniyor.
Projede üretimin önümüzdeki 5 yıl içerisinde günlük 250 bin varile çıkarılması amaçlanıyor. Bu hedefin gerçekleşmesi halinde Türkiye'nin yurt içi petrol üretiminde önemli bir sıçrama yaşanması bekleniyor.
KAYA PETROLÜ VE KAYA GAZI NASIL ÇIKARILIYOR?
Kaya petrolü ve kaya gazı, petrol ve doğal gazın oluştuğu ana kayayı tamamen terk etmeyerek kayaların gözeneklerinde sıkışmasıyla meydana gelen hidrokarbon kaynakları olarak tanımlanıyor.
Bu kaynakların üretiminde, geleneksel petrol ve doğal gaz sahalarından farklı yöntemler kullanılıyor. Hidrolik çatlatma olarak bilinen yöntemde, kaya katmanlarının içerisinde kırılmalar oluşturuluyor ve basınçlı su kullanılarak petrol veya gazın açığa çıkarılması sağlanıyor.
Sondaj belirli bir derinliğe ulaştıktan sonra yatay ve dikey yönlerde ilerlenerek kaya formasyonlarına müdahale ediliyor. Basınçlı su ve çeşitli katkı maddeleri kullanılarak kayaların içerisinde bulunan hidrokarbonların yüzeye ulaşması hedefleniyor.
Kaya petrolü ve kaya gazı üretiminde kullanılan sondaj yöntemlerinin geleneksel aramalara göre farklılık gösterdiği, ancak maliyetlerin de daha yüksek olabildiği belirtiliyor.
SIRADA TRAKYA’DA KAYA GAZI ARAMASI VAR
Diyarbakır'daki kaya petrolü çalışmalarının ardından Türkiye'nin enerji aramalarında yeni hedefinin Trakya'daki kaya gazı rezervleri olması bekleniyor.
Aynı şirketle Trakya'da bu kez kaya gazı aramacılığı yapılması planlanırken, bölgede milyarlarca dolarlık potansiyel bulunduğu değerlendiriliyor.
Böylece Türkiye'nin yalnızca petrol ve doğal gaz üretimini artırması değil, aynı zamanda geleneksel olmayan enerji kaynaklarını da ekonomiye kazandırması hedefleniyor.
TÜRKİYE’NİN PETROL ÜRETİMİ 23,1 MİLYON VARİLE ULAŞTI
Yerli enerji kaynaklarına yönelik çalışmaların sonuçları petrol üretim rakamlarına da yansıyor.
Türkiye'nin yılın ilk 6 ayında yurt içindeki petrol üretiminin 23,1 milyon varile ulaştığı belirtiliyor. Bu üretimin 21,8 milyon varillik bölümü Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından gerçekleştirildi.
Toplam üretimde Gabar sahasının payının ise yüzde 60 seviyesinde olduğu aktarılıyor.
Doğal gaz üretiminde de artış yaşanırken, ocak-haziran döneminde Türkiye'nin doğal gaz üretimi 1 milyar 641 milyon metreküpü aştı. Bunun 1 milyar 608 milyon metreküplük bölümü TPAO tarafından gerçekleştirilirken, kalan üretim özel sektör şirketlerinden geldi.
Toplam doğal gaz üretiminin yüzde 92'sinin Sakarya Gaz Sahası'ndan sağlandığı belirtiliyor.
“ARTIK HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK”
Türkiye'nin enerji arama çalışmalarında yaşanan dönüşüm, eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın bakanlığı döneminde uygulamaya konulan “Milli ve Yerli Enerji” hamlesiyle birlikte değerlendiriliyor.
Albayrak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yaptığı dönemde Türkiye'nin enerji alanındaki dışa bağımlılığını azaltmaya yönelik adımlara öncelik verirken, bu dönemde denizlerde ve karalarda kapsamlı arama faaliyetleri başlatıldı.
Albayrak, “Burası Çok Önemli” isimli kitabında da Türkiye'nin enerji arama çalışmalarına ilişkin değerlendirmelere yer verdi.
Kitabın “Artık Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak” başlıklı bölümünde, Türkiye'nin yalnızca denizlerde değil karalarda da petrol arama çalışmalarına hız verdiği anlatılıyor.
Albayrak, kitabının 49. sayfasında kara rezervlerine yönelik çalışmaları şu ifadelerle aktarıyor:
“Derin sondajları ve petrol arama seferberliğini yalnızca denizlerde değil karada da başlattık. Önce Şemdinli'den Cizre'ye, kuzeyde Van'dan Siirt'e kadar olan alandan uçakla gravite manyetik veri toplama işlemini ülkemizde ilk kez gerçekleştirdik. Dikkatiniz çekerim bu daha önce yapılmamış bir çalışmaydı.”
Diyarbakır'da başlatılan kaya petrolü çalışmaları, Gabar ve Karadeniz'deki üretim faaliyetleriyle birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye'nin yerli enerji kaynaklarını artırma ve enerji ithalatına bağımlılığı azaltma hedefinin yeni bir aşamasını oluşturuyor.




