Bilim insanları, serebral korteksinin önemli bir bölümü genetik yöntemlerle çıkarılan farelerin beynine laboratuvar ortamında üretilen insan kortikal nöronlarını nakletti. Çalışmada, insan hücrelerinin beyindeki boşluğu büyük ölçüde doldurduğu ve bazı bilişsel işlevlerde gelişme sağladığı gözlendi.
Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, farelerin serebral korteksinden yaklaşık 14 milyon nöronun çıkarıldığı belirtildi. Oluşan bölgeye yaklaşık 4 milyon insan kortikal nöronu yerleştirildi.
Nakledilen insan nöronlarının kısa süre içerisinde çoğalmaya başladığı, ilerleyen haftalar ve aylarda ise damarlar aracılığıyla beslenerek gelişimini sürdürdüğü aktarıldı. Hücrelerin zaman içinde fare beyninde kendileri için oluşturulan alanın büyük kısmını kapladığı kaydedildi.
HAFIZA TESTLERİNDE DAHA İYİ SONUÇ ALDILAR
İnsan nöronları nakledilen farelerin, kortekslerinin bir bölümü çıkarılan diğer farelere göre hafıza testlerinde daha başarılı olduğu görüldü. İnsan hücresi taşıyan farelerde sosyal davranışların da geliştiği gözlemlendi.
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların nakledilen insan hücrelerinin kaybedilen bazı beyin fonksiyonlarının yeniden kazanılmasına katkıda bulunabileceğine işaret ettiğini belirtti.
OKSİJEN DÜŞÜŞÜNE İNSANLARA BENZER TEPKİ
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de oksijen yetersizliği testinde ortaya çıktı. Normal farelerin beyindeki oksijen seviyesinin düşmesine insanlara kıyasla daha dayanıklı olduğu bilinirken, insan nöronları bulunan farelerde oksijen azalmasının ardından yürüme problemleri gözlendi.
Bilim insanları, bu farklılığın serebral palsi, zihinsel gelişim bozuklukları ve epileptik ensefalopati gibi rahatsızlıkların araştırılmasında daha gerçekçi deney modellerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.
ÇALIŞMA ALTI AY SONRA SONLANDIRILDI
Araştırmacılar, insan nöronlarının yaklaşık altı aylık gelişim düzeyine ulaşmasının ardından deneyleri sonlandırdı. Çalışmanın bu aşamada durdurulmasında, hücrelerin daha ileri bir gelişim sürecinde bilinçle bağlantılı olabilecek nöral bağlantılar kurma ihtimalinin etkili olduğu aktarıldı.
Ekip, elde edilen sonuçların bir “insan beyinli fare” oluşturulduğu anlamına gelmediğinin altını çizdi. Nakledilen insan hücrelerinin, insan beynindeki düzenli ve katmanlı korteks yapısını oluşturmadığı ifade edildi.
Araştırmanın ilerleyen dönemlerde primatlar gibi daha uzun ömürlü hayvanlarda uygulanabilme ihtimali, bilimsel sonuçların yanı sıra etik tartışmaları da gündeme taşıdı.
İnsan nöronlarının hayvan beyninde daha geniş ölçekte yerleşmesi durumunda bilişsel yeteneklerin nasıl etkilenebileceği ve hayvanların ahlaki statüsüne ilişkin yeni etik soruların ortaya çıkabileceği değerlendirildi.



