Bazı insanlar, kendilerine değer vermeyen, sürekli eleştiren veya duygusal olarak inciten kişilere daha fazla bağlanabiliyor. İlişkinin kendilerine zarar verdiğini fark etseler bile karşısındaki kişiden uzaklaşmakta zorlanabiliyor, yeniden kabul görmek için daha fazla çaba gösterebiliyor.

Psikolog Sami Erdoğan, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, insanın kendisini değersiz hissettiren kişilerin peşinden neden gidebildiğini anlattı. Erdoğan, bu acı verici durumu, zarar görmelerine rağmen ışığa doğru uçmayı sürdüren gece kelebeklerine benzetti.

İNSAN KENDİSİNİ İNCİTEN KİŞİDEN NEDEN KOPAMAZ?

Dışarıdan bakıldığında çözüm basit görünebilir: Değer vermeyen kişiden uzaklaşmak ve ilişkiyi bitirmek. Ancak ilişkinin içinde bulunan kişi için bunu yapmak her zaman kolay olmayabilir. Kişi, karşısındaki insanın değişeceğini, bir gün kendisine hak ettiği değeri vereceğini veya sevgisini kanıtladığında ilişkinin düzeleceğini düşünebilir.

Bu nedenle yaşadığı kırgınlıklara rağmen ilişkide kalmaya devam edebilir. Erdoğan’a göre bu davranış, yalnızca bugünkü ilişkiyle değil, kişinin geçmişten getirdiği düşünceler ve kendisi hakkındaki inançlarla da bağlantılı olabilir.

BAZI İLİŞKİ KALIPLARI ÇOCUKLUKTA OLUŞABİLİYOR

Erdoğan, insanların kendilerine, diğer kişilere ve ilişkilere yönelik düşüncelerinin bebeklikten itibaren şekillenmeye başladığını belirtti. İlk çocukluk, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde yaşanan olaylar ile kişinin maruz kaldığı tutumlar, yetişkinlikte dünyayı nasıl algıladığını etkileyebiliyor.

Psikolojide bu yerleşmiş düşünce ve duygu kalıpları “şema” olarak adlandırılıyor. Çocukluk döneminde kendisini yeterince değerli, sevilebilir veya kabul edilmiş hissetmeyen biri, yetişkinlikte de benzer duygular yaşatan ilişkilere yönelebiliyor. Kişi bunu bilinçli olarak seçmese de geçmişte oluşan kalıp, partner seçimini ve ilişkide kabul ettiği davranışları etkileyebiliyor.

KENDİSİNİ DEĞERSİZ GÖRMEK İLİŞKİYİ ETKİLİYOR

Erdoğan, insanın kendisini değersiz hissettiren kişilerin peşinden gitmesini “kusurluluk şeması” ile ilişkilendirdi. Bu şemaya sahip olan kişi, içten içe kendisinde bir eksiklik bulunduğuna, yeterince iyi olmadığına veya sevilmeyi hak etmediğine inanabiliyor.

Erdoğan'dan 9 Eylül mesajı! "Şanlı zaferi kutluyorum"
Erdoğan'dan 9 Eylül mesajı! "Şanlı zaferi kutluyorum"
İçeriği Görüntüle

Bu inanç her zaman açıkça fark edilmeyebilir. Kişi günlük hayatında özgüvenli görünse bile yakın ilişkilerinde terk edilmekten korkabilir, karşısındaki insanın ilgisini kazanmak için gereğinden fazla çaba gösterebilir veya gördüğü kötü davranışları normalleştirebilir.

DEĞERSİZLEŞTİRİLMEK KİŞİYE TANIDIK GELEBİLİYOR

Kendisini içten içe kusurlu gören kişi, karşısındaki insanın onu değersizleştiren tutumunu yabancı bir davranış olarak algılamayabilir. Çünkü bu davranış, kişinin kendisi hakkında yıllardır taşıdığı olumsuz düşüncelerle örtüşebilir.

Kendisini sevilmeye layık görmeyen biri için ilgi görmemek, reddedilmek veya sürekli eleştirilmek zamanla tanıdık bir ilişki biçimine dönüşebilir. Buna karşılık kendisine değer veren ve güvenli bir ilişki sunan kişi ona alışılmadık gelebilir. Böylece birey, farkında olmadan zihnindeki olumsuz düşünceye uygun davranan kişilere yönelebilir.

KİŞİLER DEĞİŞSE DE AYNI DÖNGÜ TEKRARLANABİLİYOR

Kişi bir ilişkiyi bitirse bile kendisini benzer şekilde değersiz hissettiren başka bir partner seçebilir. İlişkideki isimler ve yaşanan olaylar değişse de reddedilme, yetersizlik ve kabul görme çabası devam edebilir. Bu tekrar, sorunun yalnızca karşıdaki kişiden değil, bireyin geçmişten getirdiği ilişki kalıplarından da kaynaklanabileceğini gösterebilir.

Erdoğan, bu sürecin çoğunlukla bilinçdışı ilerlediğini, bu nedenle kişinin yaşadığı döngüyü tek başına fark etmekte zorlanabileceğini ifade etti. Aynı tür ilişkilerin tekrar etmesi ve kişinin kendisini sürekli değersiz hissettiren insanlara bağlanması durumunda, yaşanan örüntünün psikoterapi sürecinde ele alınabileceğini belirtti.

Muhabir: Almila Kerküklü