İcra hukukunun kendine özgü ve oldukça hızlı işleyen yapısı, icra müdürlüklerince gerçekleştirilen işlemlerin kısa süreler içerisinde sonuç doğurmasına neden olmaktadır. Ancak bu hız, icra işlemlerinin her zaman hukuka uygun gerçekleştirildiği anlamına gelmemektedir. İşte bu noktada şikayet müessesesi, icra ve iflas dairelerinin işlemlerinin hukuka uygunluk bakımından denetlenmesini sağlayan önemli bir başvuru yolu olarak ortaya çıkmaktadır.

İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesinde düzenlenen şikayet, klasik anlamda bir kanun yolu niteliğinde değildir. Burada amaç, icra mahkemesinin bir üst derece mahkemesi gibi hareket ederek uyuşmazlığı yeniden incelemesi değil; icra organının gerçekleştirdiği belirli bir işlemin kanuna, yönetmeliğe veya somut olayda uygulanması gereken hukuk kurallarına uygun olup olmadığının denetlenmesidir.

Şikayet kurumunun en önemli özelliklerinden biri süreye tabi olmasıdır. Kural olarak, icra dairesinin işleminin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içerisinde şikayet yoluna başvurulması gerekir. Ancak kamu düzenine aykırılık oluşturan işlemler bakımından süresiz şikayet imkanının bulunması, uygulamada ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, her hukuka aykırılık iddiasının kamu düzenine ilişkin kabul edilmemesidir. Aksi yöndeki yaklaşım, yedi günlük şikayet süresini işlevsiz hale getirecek ve icra işlemlerinin kesinleşmesini önemli ölçüde engelleyecektir. Bu nedenle, somut olayda öncelikle işlemin hukuki niteliğinin, ardından aykırılığın kamu düzenine ilişkin olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

Özellikle haciz, satış, kıymet takdiri, ödeme emrinin tebliği ve icra müdürlüğünün talepler hakkında verdiği kararlar bakımından şikayet yolunun kullanılması uygulamada oldukça önemlidir. Ancak her durumda doğrudan şikayet yoluna başvurulması da doğru değildir. Bazı uyuşmazlıkların itiraz, bazı uyuşmazlıkların ise ayrı bir dava yoluyla ileri sürülmesi gerekebilir.

Bu nedenle, icra dosyasında gerçekleştirilen bir işlemin hukuka aykırı olduğu düşünüldüğünde yalnızca "işlem hatalıdır" tespitinde bulunmak yeterli değildir. İşlemin öğrenilme tarihi, başvurulacak merci, başvuru süresi ve ileri sürülecek hukuki sebebin doğru belirlenmesi gerekir.

İcra hukukunda sürelerin hak kaybına neden olabilecek nitelikte olması, şikayet yolunun teknik niteliğini daha da önemli hale getirmektedir. Bu nedenle şikayet, icra dosyasındaki şekli bir başvuru değil; doğru zamanda ve doğru hukuki sebebe dayanılarak kullanılması gereken etkin bir denetim mekanizmasıdır.