Sözleşme özgürlüğü, bireylerin hukuki ilişkilerini kendi iradeleri doğrultusunda şekillendirebilmelerine dayanır. Ancak günümüz ekonomik ve ticari ilişkileri değerlendirildiğinde, sözleşmenin taraflarının her zaman eşit koşullarda bulunduğunu söylemek güçtür. Özellikle bankacılık, sigortacılık, telekomünikasyon, taşımacılık ve dijital hizmetler gibi alanlarda sözleşmelerin büyük bir kısmı, önceden hazırlanmış standart metinler aracılığıyla kurulmaktadır. Bu tür sözleşmelerde hükümler genellikle taraflardan biri tarafından belirlenirken diğer tarafın sözleşme içeriğine müdahale etme imkânı oldukça sınırlı kalmaktadır.

Genel işlem koşulları kavramı da esas olarak bu durumdan kaynaklanan hukuki sorunlara çözüm getirme amacı taşımaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşulları, sözleşmeyi hazırlayan tarafın ileride benzer nitelikteki çok sayıda sözleşmede kullanmak üzere önceden ve tek taraflı olarak oluşturduğu hükümleri ifade etmektedir.

Burada üzerinde durulması gereken nokta, standart sözleşmelerin kullanılmasının tek başına hukuka aykırı bir durum oluşturmamasıdır. Aksine, ticari ilişkilerin hızlı ve düzenli biçimde yürütülmesi açısından bu tür sözleşmeler önemli bir kolaylık sağlamaktadır. Ancak sözleşme hükümlerinin önceden belirlenmiş olması, karşı tarafın bu hükümleri yeterince değerlendiremeden kabul etmesine ve bazı durumlarda beklemediği yükümlülüklerle karşılaşmasına yol açabilmektedir. Hukuki açıdan asıl önem taşıyan husus da bu noktada ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemeleri, sözleşme özgürlüğünü sınırlandıran hükümler olarak değerlendirmek doğru olmayacaktır. Kanaatimce bu düzenlemeler, sözleşme özgürlüğünün yalnızca şeklen değil, içerik bakımından da korunmasına hizmet etmektedir. Çünkü bir kişinin kendisine sunulan sözleşmeyi imzalaması ya da elektronik ortamda onaylaması, sözleşmede yer alan bütün hükümleri ayrı ayrı değerlendirdiği veya bunlar üzerinde pazarlık yapma fırsatı bulduğu anlamına gelmemektedir.

Özellikle sözleşmenin niteliğiyle bağdaşmayan, karşı taraf açısından beklenmedik sonuçlar doğuran ya da taraflar arasındaki menfaat dengesini ciddi biçimde bozan hükümler bakımından hukuki denetim daha önemli hale gelmektedir. Bu noktada kanunun öngördüğü denetim mekanizmaları, sözleşmeyi hazırlayan tarafın sahip olduğu üstün konumun diğer taraf aleyhine kullanılmasını önlemeyi amaçlamaktadır.

Bununla birlikte, önceden hazırlanmış her sözleşme hükmünün geçersiz kabul edilmesi de mümkün değildir. Böyle bir yaklaşım, standart sözleşmelerin ticari hayatta sağladığı kolaylıkları ortadan kaldırabileceği gibi sözleşme ilişkilerinde belirsizliklere de neden olabilir. Bu sebeple genel işlem koşullarının denetiminde esas alınması gereken düşünce, standart sözleşmeleri tamamen engellemek değil, bu sözleşmelerin dürüstlük kuralına ve taraflar arasındaki hakkaniyet dengesine aykırı biçimde kullanılmasının önüne geçmektir.

Diğer taraftan teknolojinin gelişmesi ve dijital hizmetlerin günlük hayatın önemli bir parçası haline gelmesi, genel işlem koşullarına ilişkin tartışmaları daha da güncel hale getirmiştir. Günümüzde bir internet sitesine üye olurken, dijital bir platformdan hizmet alırken veya abonelik oluştururken kullanıcıların karşısına oldukça uzun sözleşme metinleri çıkmaktadır. Çoğu zaman bu metinler ayrıntılı biçimde incelenmeden kabul edilmektedir. Özellikle otomatik yenilenen abonelikler, tek taraflı değiştirilebilen hizmet koşulları ve kullanıcıların yeterince bilgilendirilmediği hükümler, genel işlem koşullarının uygulanması bakımından yeni sorunlar ortaya çıkarmaktadır.

Bütün bu gelişmeler, sözleşme hukukunda yalnızca tarafların bir sözleşmeyi kabul edip etmediğinin değil, hangi şartları ne ölçüde bilerek kabul ettiklerinin de önem taşıdığını göstermektedir. Sözleşme özgürlüğünün gerçek anlamda var olabilmesi için tarafların yalnızca sözleşme yapma imkânına sahip olmaları yeterli değildir. Aynı zamanda sözleşmenin içeriği hakkında bilgi sahibi olabilmeleri ve iradelerini bu doğrultuda ortaya koyabilmeleri de gerekmektedir.

Sonuç olarak genel işlem koşullarına ilişkin hukuki düzenlemeler, günümüz sözleşme ilişkilerinde taraflar arasında ortaya çıkabilecek dengesizliklerin giderilmesi açısından önemli bir yere sahiptir. Bu düzenlemelerin temel amacı, standart sözleşme kullanımını ortadan kaldırmak değil, sözleşme özgürlüğünün kötüye kullanılmasını önlemek ve taraflar arasında daha adil bir hukuki ilişkinin kurulmasını sağlamaktır.