ABD yönetiminin İran krizini çözmek için Körfez ülkelerinden devasa bir fon talep etmesi, bölgesel dengeleri sarsıyor. Fransa merkezli iReMMO Başkanı Agnès Levallois, Trump'ın "hasarı yarat, başkasına ödet" stratejisinin Körfez ülkelerinde artık kabul görmediğini ve bölge yönetimlerinin Washington'ın "çocuk muamelesi" yapan politikalarına karşı kendi çıkarlarını savunmaya başladığını vurguluyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİ TRUMP'IN "FATURA" PLANINA ÖFKELİ
Fransız uzman Agnès Levallois, Trump'ın İran ile varılan mutabakatın maliyetini karşılamaları için Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne baskı kurduğunu ifade etti. Körfez ülkelerinin bu savaşa baştan beri karşı olduklarını hatırlatan Levallois, Washington'ın onları "oldu bitti" ile köşeye sıkıştırdığını ve bu durumun bölge başkentlerinde büyük bir öfkeye yol açtığını kaydetti.

"TRUMP'IN MEKANİZMASI: HASARI YARAT, BAŞKASINA ÖDET"
Trump'ın dış politikasındaki finansal yaklaşımı sert bir dille eleştiren Levallois, başkanın her krizde bedeli parası olanların ödemesi gerektiği fikrine sığındığını belirtti. Bu stratejinin Gazze için gündeme getirilen ancak asla hayata geçmeyen "Barış Konseyi" planıyla aynı akıbeti paylaşabileceğine dikkat çeken uzman, söz konusu fonların inandırıcılığının sorgulanması gerektiğini dile getirdi.
"KÖRFEZ ARTIK MANİPÜLE EDİLEN BİR ÇOCUK DEĞİL"
Bölgedeki diplomatik değişime vurgu yapan Levallois, Körfez ülkelerinin artık Washington'ın taleplerine kayıtsız şartsız boyun eğmediğinin altını çizdi. Kendi ulusal çıkarlarını korumak için daha bağımsız bir hat çizen Riyad ve Abu Dabi yönetimlerinin, "manipüle edilebilir" görülmekten bıktıklarını belirten uzman, taraflar arasındaki bu güven kaybının uzun vadeli ittifakları derinden sarsabileceğine işaret etti.

MÜZAKERE SÜRECİNDE BELİRSİZLİK HAKİM
İran-ABD arasındaki 14 maddelik mutabakatın henüz yolun başında olduğu hatırlatılırken, Körfez’den gelen bu tepkilerin anlaşmanın sahadaki uygulama gücünü kısıtlayabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlara göre, mali yükün paylaşımı konusundaki bu çatlak, mutabakatın sadece diplomatik bir metin olarak mı kalacağını yoksa kalıcı bir barışa mı evrileceğini belirleyecek en kritik virajı oluşturuyor.




