ABD ve Orta Doğu istihbarat kaynaklarına göre Tahran, Hocir başta olmak üzere korunaklı yer altı tesislerinde balistik füze montajını sınırlı kapasiteyle yeniden sürdürüyor. İran’ın olası yeni saldırılara karşı daha derin tünellerde yeni montaj alanları oluşturduğu da belirtiliyor.
İran’ın füze ve insansız hava aracı altyapısına yönelik ağır saldırıların ardından Tahran’ın askeri üretim kapasitesinin ne ölçüde ayakta kaldığı tartışılıyor. Wall Street Journal’ın ABD’li ve Orta Doğulu güvenlik yetkililerine dayandırdığı haberine göre İran, uğradığı büyük kayıplara rağmen balistik füze üretim zincirinin en azından bir bölümünü yeniden işler hale getirmeyi başardı.
İstihbarat değerlendirmeleri, üretimin savaş öncesindeki seviyelerin oldukça altında olduğunu ancak tamamen sona ermediğini gösteriyor. Tahran’ın elinde kalan üretim ekipmanları ve önceden depoladığı parçaları kullanarak hem sıvı hem de katı yakıtlı balistik füze programını sürdürmeye çalıştığı belirtiliyor.

HOCİR TESİSİ YENİDEN DEVREDE
İran’ın füze programının merkezlerinden biri olarak gösterilen Hocir tesisi, yeniden başlayan faaliyetlerin odak noktaları arasında bulunuyor. Dağlık araziye kurulu geniş yer altı altyapısıyla bilinen tesis, İran’ın füze üretimi ve depolama kapasitesinde uzun süredir kritik rol oynuyor.
İstihbarat kaynaklarına göre saldırılarda yüzeydeki ve bazı üretim noktalarındaki altyapı ağır hasar görmesine rağmen tesisin bütün yer altı kapasitesi ortadan kaldırılamadı. İran bu nedenle ayakta kalan tünelleri ve korunaklı bölümleri üretimin yeniden başlatılması için kullanıyor.
Tahran’ın yalnızca mevcut tesisleri onarmakla yetinmediği, olası yeni hava saldırılarına karşı daha iyi korunabilecek montaj noktaları oluşturduğu da öne sürülüyor. Yeni alanların daha derinde ve dışarıdan tespit edilmesi veya vurulması daha zor şekilde tasarlandığı belirtiliyor.
YEDEK PARÇALARLA FÜZE ÜRETİMİ
İran’ın karşılaştığı en önemli sorunlardan biri saldırılarda üretim zincirinin farklı aşamalarının zarar görmesi. Füze üretimi yalnızca gövde montajından oluşmadığı için motor, güdüm sistemi, yakıt bileşenleri ve diğer kritik parçaların tedarik edilmesi gerekiyor.
ABD ve Orta Doğu kaynaklarına göre İran şu aşamada saldırılardan önce oluşturduğu yedek parça stoklarından yararlanıyor. Böylece bazı üretim hatları kullanılamaz durumda olsa bile mevcut parçaların yer altındaki montaj noktalarında bir araya getirilmesi mümkün oluyor.
Bu yöntem İran’ın savaş öncesindeki üretim hızına ulaşmasını sağlamıyor. Ancak Tahran’ın füze stoklarını tamamen tüketmeden belirli miktarda yeni mühimmat üretmesine olanak tanıyor.

SIVI VE KATI YAKITLI FÜZELER İÇİN ÜRETİM SÜRÜYOR
İran’ın hem sıvı hem de katı yakıtlı balistik füze programlarında faaliyetlerini tamamen durdurmadığı değerlendiriliyor. İki sistem arasındaki teknik farklılıklar, üretim altyapısının yeniden kurulması açısından da önem taşıyor.
Katı yakıtlı füzeler, yakıtın füze içerisinde depolanabilmesi nedeniyle daha kısa sürede fırlatılabiliyor. Bu özellik sistemlerin hava saldırıları öncesinde tespit edilmesini ve imha edilmesini zorlaştırabiliyor.
Sıvı yakıtlı sistemlerde ise fırlatma öncesinde daha kapsamlı hazırlık gerekiyor. İran’ın her iki alandaki üretim kapasitesini korumaya çalışması, füze kuvvetlerinin farklı menzil ve görev seçeneklerini muhafaza etmek istediğine işaret ediyor.
YENİ YER ALTI MONTAJ MERKEZLERİ KURULUYOR
Haberdeki en dikkat çekici iddialardan biri İran’ın saldırılardan çıkardığı ders doğrultusunda füze üretimini daha fazla yer altına taşımaya başlaması oldu.
Tahran’ın olası yeni hava operasyonlarında üretim kapasitesinin tekrar ağır zarar görmesini önlemek amacıyla derin ve korunaklı montaj noktaları oluşturduğu belirtiliyor. Bu tesislerin dağlık bölgelerin altında veya mevcut tünel sistemlerinin genişletilmesiyle kurulması, hava saldırıları açısından çok daha zor hedefler ortaya çıkarıyor.
İran uzun süredir “füze şehirleri” olarak tanımladığı geniş yer altı komplekslerini kamuoyuna gösteriyor. Bu tesislerde füze rampaları, mühimmat depoları ve operasyon alanlarının bulunduğu bilinirken son gelişmeler üretim ve montaj faaliyetlerinin de daha fazla yer altına taşındığını gösteriyor.

PENTAGON: ALTYAPININ YÜZDE 90’INI YOK ETTİK
Washington ise İran’ın askeri üretim kapasitesinin saldırılardan ağır darbe aldığı görüşünü sürdürüyor. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD operasyonlarının İran’ın İHA, balistik füze ve denizcilik sanayisi altyapısının yaklaşık yüzde 90’ını yok ettiğini ileri sürdü.
Parnell’e göre saldırılar yalnızca üretim tesislerini değil, İran’ın füze ve İHA sistemlerini operasyonel olarak kullanma kapasitesini de önemli ölçüde azalttı.
Pentagon’un yüzde 90’lık değerlendirmesi son derece yüksek bir tahribat oranına işaret etse de İran’ın yer altında yeniden üretime başladığı yönündeki istihbarat bilgileri, fiziksel altyapının yok edilmesiyle füze programının tamamen ortadan kaldırılması arasında önemli bir fark bulunduğunu ortaya koyuyor.
ÜRETİM VAR AMA ESKİ KAPASİTEDEN UZAK
Mevcut değerlendirmeler İran’ın füze endüstrisinin kısa sürede savaş öncesindeki seviyesine dönmesinin zor olduğunu gösteriyor. Üretim hatlarının zarar görmesi, uzman personel kayıpları ve kritik bileşenlerin tedarikindeki sorunlar kapasitenin artırılmasını zorlaştırıyor.
Buna rağmen üretimin tamamen sona ermemesi Tahran açısından stratejik önem taşıyor. Sınırlı sayıda füzenin bile düzenli olarak üretilebilmesi, İran’ın zaman içerisinde stoklarını yeniden oluşturmasına imkan sağlayabilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde en önemli göstergelerden biri İran’ın yalnızca kaç füze ürettiği değil, üretim hızını ne kadar sürede artırabileceği olacak.
İRAN FÜZE PROGRAMINI DAHA DERİNE TAŞIYOR
İran’ın yeni stratejisi, füze programını büyük ve görünür sanayi tesislerinden daha dağınık ve korunaklı bir üretim modeline dönüştürme çabası olarak değerlendiriliyor.
Büyük tesislerin hava saldırılarıyla devre dışı bırakılabilmesi, Tahran açısından üretim zincirinin farklı noktalara dağıtılmasını daha önemli hale getiriyor. Yer altındaki montaj merkezleri bu nedenle yalnızca fiziksel koruma sağlamıyor, aynı zamanda istihbarat servislerinin İran’ın gerçek üretim kapasitesini hesaplamasını da zorlaştırıyor.
ABD açısından ise bu durum yeni bir sorun yaratıyor. Bir ülkenin füze fabrikalarını vurmak mümkün olsa da dağların altındaki tünellere dağıtılmış üretim ve montaj ağını tamamen ortadan kaldırmak çok daha kapsamlı ve sürekli bir operasyon gerektiriyor.
İran’ın Hocir ve diğer yer altı tesislerinde yeniden üretime başlaması bu nedenle savaş sonrasında ortaya çıkan kritik tabloyu gözler önüne seriyor: Tahran’ın balistik füze kapasitesi ağır darbe aldı ancak program ortadan kalkmadı; aksine İran, üretim altyapısını daha derine taşıyarak yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyor.



