Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Sol Partinin (Die Linke) yüzde 25,7'lik oy oranıyla elde ettiği başarı ve Türk kökenli siyasetçi Elif Eralp'in eyalet başbakanlığı (Regierender Bürgermeister) yarışında öne çıkması, Avrupa başkentinde tarihi bir dönüm noktası oluşturdu ve Avrupayla birlikte tüm dünyanın gündemine oturdu. Almanya siyasetinin kodlarını ve seçim sonuçlarının federal düzeydeki yansımalarını değerlendiren ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve dış politika uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Bağcı; Almanya'nın yapısal bir çöküşten ziyade çok katmanlı bir yönetim krizinde olduğunu Almanya'nın geleneksel siyasi dengelerin kökünden sarsıldığını vurguladı.

MERKEZ SİYASETİN ÇÖKÜŞÜ VE KLASİK KOALİSYONLARIN SONU

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Federal Almanya'nın Sosyal Demokratlar (SPD), Hristiyan Demokratlar (CDU/CSU) ve Hür Demokratlar (FDP) eksenindeki "iki buçuk partili" merkez konsensüsünün dağıldığını belirten Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, klasik koalisyon kültürünün artık işlevsiz kaldığını ifade etti. Soğuk Savaş yıllarının denge unsuru olan FDP'nin ülke barajı olan yüzde 5'in altına düşerek eyaletlerde silinme noktasına geldiğine dikkat çeken Bağcı, Almanya'nın tıpkı Türkiye'nin geçmişte tecrübe ettiği çok parçalı ve kırılgan koalisyonlar dönemine adım attığını, bu yeni aritmetiğin ülkeyi yönetilmesi çok daha güç bir sürece sürüklediğini kaydetti.

Almanya, Türkiye'nin Geçmişte Tecrübe Ettiği Çok Parçalı Ve Kırılgan Koalisyonlar Dönemine Adım Attı (5)

BERLİN'DE TARİHİ EŞİK: ELİF ERALP VE SOL KOALİSYON

Berlin'in 16 federal eyalet arasındaki en yoksul fakat en dinamik yapıya sahip olduğuna işaret eden Bağcı, kentin "yoksul ama mutlu" (arm aber happy) mottosuyla tanımlanan kendine has ruhuna dikkat çekti. Sol Partinin yüzde 25,7 ile sandıktan kritik bir zaferle çıktığını ve Elif Eralp'in başbakanlık koltuğuna en yakın aday konumunda bulunduğunu belirten Bağcı, yönetimin kurulabilmesi için Sol Parti, Yeşiller ve SPD'nin bir araya gelmesinin zorunlu olduğunu söyledi. Sol fraksiyonlar arasındaki tarihsel rekabetin koalisyon görüşmelerini zorlaştırabileceği uyarısında bulunan Bağcı, uzlaşma sağlanamaması durumunda bu tablodan aşırı sağın karlı çıkabileceğini hatırlattı.

Almanya, Türkiye'nin Geçmişte Tecrübe Ettiği Çok Parçalı Ve Kırılgan Koalisyonlar Dönemine Adım Attı-1

ODTÜ EKOLÜ VE AVRUPA'DA TÜRK SİYASETÇİLERİN YÜKSELİŞİ

Elif Eralp'in ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümünün eski başkanlarından Prof. Dr. Atila Eralp'in yeğeni olması bağlamında değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Bağcı, meselenin kurumsal bir etkiden ziyade Avrupa'da yetişen Türklerin ulaştığı entelektüel ve siyasi olgunlukla ilgili olduğunu vurguladı. Federal Mecliste görev yapan 19 Türk kökenli milletvekilini ve yerel yönetimlerdeki temsilcileri hatırlatan Bağcı; Londra'da Sadık Han, New York'ta Zohran Mamdani ve Berlin'de Elif Eralp gibi figürlerin küresel metropollerde eş zamanlı öne çıkmasının çok kültürlü kent sosyolojisinin doğal bir sonucu olduğunu aktardı.

"GÜVENLİK KORDONU" ÇATLIYOR: BAŞBAKAN MERZ GÖREVİ BIRAKABİLİR

Almanya'da geleneksel merkez partilerin aşırı sağcı AfD'yi (Almanya için Alternatif) dışarıda tutmak adına uyguladığı "güvenlik kordonu" (Brandmauer) stratejisinin ağır bir sınav verdiğini kaydeden Bağcı, Hristiyan Demokratların doğu eyaletlerinde sıfır oy çektikleri bölgeler bulunduğuna işaret etti. CDU lideri Friedrich Merz'in süreci "bir felaket" olarak nitelendirmesinin sahadaki gerçekliği yansıttığını belirten uzman isim, önümüzdeki bahar aylarında yapılacak eyalet seçimlerinde kaybın sürmesi halinde federal düzeyde bir başbakan değişiminin gündeme gelebileceğini dile getirdi. Bağcı'ya göre Merz'in koltuğu bırakması durumunda en güçlü adayın, 17 milyonluk nüfusu ve güçlü sanayisiyle Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Başbakanı Hendrik Wüst olması bekleniyor.

Almanya, Türkiye'nin Geçmişte Tecrübe Ettiği Çok Parçalı Ve Kırılgan Koalisyonlar Dönemine Adım Attı (2)

"GÜNEŞ GÖRMÜŞ KAR GİBİ": EKONOMİK MODEL ERİYOR

Almanya'daki güncel krizi Weimar Cumhuriyeti benzetmeleriyle okumanın anakronik bir hata olacağını ifade eden Prof. Dr. Bağcı; ortada bir Hitler figürünün, paramiliter sokak çatışmalarının bulunmadığını, ülkenin dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olmayı sürdürdüğünü vurguladı. Buna karşın Alman refah devletinin ciddi bir yapısal tıkanma yaşadığını belirten Bağcı, "Almanya çok zengin ancak parası güneş görmüş kar gibi eriyor; ürettiğinden fazlasını tüketiyor" uyarısında bulundu. Rusya yaptırımları sebebiyle ucuz enerji tedarikinin kesilmesinin üretim maliyetlerini fırlattığına ve otomotiv başta olmak üzere sanayide Çin karşısında ağır bir rekabet kaybı yaşandığına değinen uzman, konut, kira, emeklilik ve sağlık sistemindeki reform ihtiyaçlarının federal hükümeti kilitlediğini kaydetti.

Almanya, Türkiye'nin Geçmişte Tecrübe Ettiği Kırılgan Koalisyonlar Dönemine Girdi

Husiler Türkiye’yi hedef alırsa ne olur? Kritik senaryo masada
Husiler Türkiye’yi hedef alırsa ne olur? Kritik senaryo masada
İçeriği Görüntüle

TÜRK TOPLUMUNUN KONUMU: "ALMANLAR İYİ Kİ TÜRKLER VAR DİYOR"

Aşırı sağın yükselişinin Almanya'da yerleşik yaklaşık 3 milyonluk Türk nüfusu doğrudan hedef almadığını belirten Bağcı, AfD'nin geri gönderme söyleminin temel hedefinin 2012 sonrası gelen yasa dışı göç dalgası ve sığınmacılar olduğunu kaydetti. Türk toplumunun ekonomik ve sosyal dokuya bütünüyle entegre olduğunu hatırlatan Bağcı, yaşlanan Alman nüfusunun nitelikli iş gücü açığına dikkat çekerek; "Alman entelektüellerinin ve siyasetçilerinin 'İyi ki Türkler var' dediği bir dönemden geçiyoruz" tespitini yaptı.

Almanya, Türkiye'nin Geçmişte Tecrübe Ettiği Çok Parçalı Ve Kırılgan Koalisyonlar Dönemine Adım Attı (6)

YENİ SİYASİ YARIŞ: DOĞU-BATI DEĞİL, METROPOL-TAŞRA KUTUPLAŞMASI

Almanya siyasetindeki asıl kutuplaşmanın artık klasik "Doğu ve Batı eyaletleri" ayrımından ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, ülkenin sosyolojik olarak iki ana hatta bölündüğünü belirtti. Bir yanda Berlin gibi aşırı uçları barındıran, dünyaya entegre, çok uluslu ve ilerici sol siyasete alan açan kozmopolit büyükşehirlerin yer aldığını söyleyen Bağcı; diğer yanda ekonomik kaygılarla içe kapanan, göçmen karşıtı sağ popülizme yönelen taşranın bulunduğunu ifade ederek Almanya'nın kaderini bu iki sosyolojik kutup arasındaki mücadelenin belirleyeceğini dile getirdi.

Muhabir: Almila İrem Kerküklü