Şara'nın konuşmasının merkezinde yeni yönetimin ülkeyi hangi yönde değiştirdiği, Suriye'nin uluslararası yalnızlıktan çıkışı ve İsrail'le yaşanan gerilim vardı.
Şara, ülkesinin geçmiş yıllarda yaşadığı savaş ve yıkıma gönderme yaparak yeni dönemi “Suriye yükseliyor” sözleriyle tanımladı. “Kötülük ile iyilik arasındaki yolculukta kan akmasını durdurduk” diyen Şara, yeni yönetimin temel hedefinin istikrarı kalıcı hale getirmek olduğunu savundu.
“ARTIK DÜNYADAN İZOLE DEĞİLİZ”
Şara'nın konuşmasındaki en dikkat çekici ifadelerden biri Suriye'nin uluslararası konumuna ilişkin oldu. Cumhurbaşkanı, “Artık dünyadan izole değiliz, iyileştik, kendi kendimize yetebiliyoruz” ifadelerini kullanarak Şam'ın eski dönemin diplomatik yalnızlığını geride bırakmaya başladığını söyledi.
Bu mesaj, Şara'nın New York programıyla da örtüşüyor. Suriye lideri BM Genel Kurulu temasları kapsamında farklı ülkelerin temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirirken Şam yönetimi yeniden yapılanma, yaptırımların kaldırılması ve uluslararası ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini yeni dönemin temel başlıkları arasında gösteriyor.

İSRAİL’E AÇIK MESAJ: SURİYE’DEN ÇEKİLİN
Şara'nın BM kürsüsünden verdiği en önemli dış politika mesajlarından biri İsrail konusunda geldi. Suriye lideri, İsrail güçlarının Suriye topraklarından çekilmesini talep ederken Golan Tepeleri konusunda da Şam'ın pozisyonunu yineledi.
Şara'nın bu çıkışı, İsrail ile Suriye arasında perde arkasında yürütülen güvenlik görüşmelerinin gündemde olduğu bir döneme denk geldi. Şara, New York'taki temasları sırasında tarafların güvenlik düzenlemesi konusunda bir noktada “yüzde 90'a yakın” uzlaşmaya vardığını, ancak İsrail'in daha sonra geri adım attığını ileri sürdü.
İsrail'in Esad yönetiminin devrilmesinden sonra Suriye içinde yeni bölgelere girdiğini, operasyonlar ve hava saldırıları gerçekleştirdiğini söyleyen Şara, buna rağmen Şam'ın diplomasi yolunu tercih ettiğini belirtti.
İsrail tarafının güvenlik yaklaşımı ise özellikle 7 Ekim 2023 saldırılarından sonra sınır bölgelerinde tehdit oluşturabilecek silahlı yapıların ortaya çıkmasını engelleme hedefi üzerinden şekilleniyor.

GOLAN’DA GERİ ADIM YOK
Golan Tepeleri ise Şara'nın kırmızı çizgi olarak sunduğu başlıklardan biri oldu. Şara, New York'taki açıklamalarında Golan'ın Suriye toprağı olduğunu belirterek bölgenin geleceğinin pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi.
Şara'nın bu konudaki yaklaşımı, ABD'nin İsrail'in Golan üzerindeki egemenliğini tanıyan tutumuyla da doğrudan ayrışıyor. İsrail, Golan Tepeleri'nin büyük bölümünü 1967'de ele geçirmiş, 1981'de bölgeye kendi hukukunu uygulama kararı almıştı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ise aynı yıl aldığı 497 sayılı kararla bu adımı “hükümsüz ve uluslararası hukuki etkiden yoksun” ilan etmişti.
“SORUN SURİYE DEĞİL, İSRAİL”
Şara, İsrail kamuoyunun 7 Ekim saldırılarından kaynaklanan güvenlik endişelerini anladığını söylerken bunun İsrail'in Suriye politikasının tamamını belirlememesi gerektiğini savundu.
“Bir ülke kendi güvenliğini korumak istiyorsa diğerlerinin güvenliğine de saygı göstermeli” görüşünü dile getiren Şara, “Sorunun Suriye'de değil, İsrail'de olduğuna inanıyorum” dedi.
Bu sözler, Şara yönetiminin İsrail'le bir yandan müzakere yürütürken diğer yandan Golan ve Suriye'nin toprak bütünlüğü konusunda sert pozisyonunu korumaya çalıştığını gösteriyor.

YABANCI ASKERİ ÜSLER DE GÜNDEMDE
Şara'nın New York'taki açıklamalarında yalnızca İsrail değil, Suriye'deki diğer yabancı askeri varlıklar da gündeme geldi.
Suriye'nin gelecekte yabancı askeri üslere ihtiyaç duymaması gerektiğini söyleyen Şara, ülkedeki herhangi bir yabancı askeri varlığın hukuki bir çerçeveye oturtulması ve Halk Meclisinin onayından geçmesi gerektiğini belirtti. Rus askeri varlığının iki noktaya kadar azaltılması konusunda bir anlayış oluştuğunu, Türkiye'nin kuzeybatıdaki askeri varlığının statüsünün de hukuki çerçeveye kavuşturulmasının görüşüldüğünü söyledi.


