Çocukların erken yaşlarda yoğun ekran kullanımına maruz kalması, gelecekte ortaya çıkabilecek psikolojik ve sosyal sorunlara ilişkin endişeleri de beraberinde getiriyor. Klinik Psikolog Nilgün Saltaş, bugün küçük yaşta uzun saatler ekran karşısında büyüyen çocukların ilerleyen yaşlarda yalnızca dikkat sorunlarıyla değil, duygu düzenleme güçlüğü, empati becerisinde zayıflama, sosyal izolasyon ve depresyon gibi sorunlarla da karşılaşabileceğini belirtti.

“EMPATİ EKRANDA DEĞİL, GERÇEK İLİŞKİLER İÇİNDE GELİŞİR”

Özellikle küçük yaşlarda ekran karşısında geçirilen sürenin çocukların sosyal ve duygusal gelişimi üzerindeki etkisine dikkat çeken Saltaş, empati becerisinin dijital ortamda değil, gerçek insan ilişkileri içerisinde geliştiğini vurguladı.

Saltaş, “Empati ekranda değil; göz temasıyla, bekleyerek, paylaşarak, sıra bekleyerek ve gerçek insan ilişkileri içinde gelişir” ifadelerini kullandı.

Diz kireçlenmesinde ameliyat şart mı? Uzmandan dikkat çeken açıklama!
Diz kireçlenmesinde ameliyat şart mı? Uzmandan dikkat çeken açıklama!
İçeriği Görüntüle

Çocukların başkalarının duygularını anlamayı ve kendi duygularını düzenlemeyi, büyük ölçüde günlük yaşam içerisindeki sosyal etkileşimler yoluyla öğrendiğini belirten Saltaş, ekranın bu ilişkilerin yerini almaması gerektiğine dikkat çekti.

“HIZLI ÖDÜLE ALIŞAN BEYİN GERÇEK HAYATIN TEMPOSUNA ZORLANABİLİR”

Uzun süre dijital içeriklerle vakit geçiren çocuklarda beynin sürekli hızlı ve kolay ödüle alışabileceğini belirten Saltaş, bunun gerçek hayatın daha yavaş ilerleyen yapısına uyum sağlamayı zorlaştırabileceğini söyledi.

Saltaş, “Sürekli hızlı ödüle alışan beyin, gerçek hayatın yavaş temposuna tahammül etmekte zorlanabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Bu durumun ilerleyen yıllarda sosyal izolasyon ve depresyon gibi sorunların ortaya çıkmasında etkili olabileceğini belirten Saltaş, ekran kullanımının tek başına her çocukta aynı sonucu doğurmayacağının da altını çizdi.

AİLE İLİŞKİLERİ KORUYUCU FAKTÖR

Çocukların ekranla kurduğu ilişkinin yanı sıra aile ortamının da belirleyici olduğunu vurgulayan Saltaş, sevgi dolu aile ilişkileri, uygun sınırlar ve dengeli ekran kullanımının çocuklar açısından koruyucu faktörler olduğunu ifade etti.

Ekranın gerçek insan ilişkilerinin yerini almaya başlamasının risk oluşturduğunu belirten Saltaş, bu durumun çocuğun duygularını deneyimleme ve ifade etme becerisini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

“BAĞIMLILIK SADECE EKRAN PROBLEMİ DEĞİLDİR”

Bağımlılığın yalnızca kullanılan madde veya ekrandan kaynaklanan bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Saltaş, bağımlılığın arkasında beynin ödül sistemiyle birlikte kişinin ilişkilerinin ve yaşam düzeninin de bulunduğuna dikkat çekti.

Saltaş, “Bağımlılık aslında bir madde ya da ekran problemi değildir. Bağımlılık, beynin ödül sisteminin ve insanın ilişkilerinin hastalığıdır” dedi.

Bu nedenle bağımlılıkla mücadelenin yalnızca telefonu çocuğun elinden almak veya ekranı tamamen ortadan kaldırmakla çözülemeyeceğini belirten Saltaş, asıl önemli olanın çocuğun yeniden sağlıklı ilişkiler kurabilmesi ve günlük yaşamının yeniden yapılandırılması olduğunu ifade etti.

“EN GÜÇLÜ KORUYUCU FAKTÖR AİLE”

Çocukların ekran kullanımında ailelerin yaklaşımının büyük önem taşıdığını vurgulayan Saltaş, çocukla sağlıklı iletişim kurulmasının, güvenli bir aile ortamının oluşturulmasının ve gerektiğinde sınır konulabilmesinin kritik olduğunu söyledi.

Saltaş, “En güçlü koruyucu faktörler ise aile içindeki sevgi, güven, yeri geldiğinde sınır koyabilme ve çocukla sağlıklı iletişim kurabilmektir” ifadelerini kullandı.

Uzman, çocukların dijital dünyadan tamamen uzaklaştırılmasından ziyade ekran kullanımının dengelenmesi, gerçek sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi ve çocukların duygusal ihtiyaçlarının aile içerisinde karşılanmasının önemine işaret etti.

Muhabir: Yalçın Taşbaşı