Yaz sıcaklarının etkisini artırmasıyla birlikte milyonlarca kişi soluğu havuzlarda alırken, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Profesörü Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol'dan hayati uyarılar geldi. Toplumda yaygın olan "iyi klorlanan havuz güvenlidir" algısının doğru olmadığını vurgulayan Şenol, havuzlardan bulaşan enfeksiyonların yalnızca göz kızarıklığı veya kulak ağrısıyla sınırlı kalmadığını, menenjit, zatürre ve amputasyona kadar ilerleyebilen ağır tablolara yol açabileceğini söyledi.

"AYNI SUYU YÜZLERCE KİŞİYLE PAYLAŞIYORUZ"
Prof. Dr. Şenol, havuz, spa ve kaplıcaların su kaynaklı enfeksiyonlar açısından en riskli alanlardan biri olduğunu belirterek, "Özellikle havuz, spa gibi küçük miktarlarda suyu çok kişiyle paylaştığımız eğlence amaçlı su temasları, sudan kaynaklanan enfeksiyonlar için önemli bir risktir. Vücudumuzda hangi mikroorganizma varsa, girdiğimiz suya geçmektedir" dedi.
Su teması sonrası mide-bağırsak sistemi, cilt, kulak, göz, solunum sistemi, santral sinir sistemi ve yaralarda enfeksiyon gelişebildiğini belirten Şenol, "Özellikle havuz, spa ve kaplıcalarda çok daha küçük hacimdeki suyun çok sayıda kişiyle paylaşılması nedeniyle hastalık riski denizlerden daha yüksektir" ifadelerini kullandı.
![]()
HAVUZDAN HANGİ HASTALIKLAR BULAŞIYOR?
İnsan dışkısıyla atılan çok sayıda mikroorganizmanın havuz suyuna karışabildiğini belirten Şenol, "Hepatit A ve hepatit E gibi sarılık nedeni olan virüsler ile ishal etkeni virüsler, Giardia ve Cyclospora gibi aylarca süren ishallere yol açan parazitler, dizanteri ve tifo etkeni mikroorganizmalar su yoluyla bulaşabilmektedir" dedi.
Bulaşın en çok su yutulmasıyla gerçekleştiğini vurgulayan Şenol, "Havuz, spa ve deniz sularıyla en çok ishal etkeni mikroorganizmalar bulaşmaktadır. Özellikle ishali olan kişilerin havuzu kullanmaları, havuzdan kaynaklanan ishallerin en önemli nedenidir" diye konuştu.
Şenol, "İshali olmayan bir kişide bile deride görünmeyecek düzeyde yaklaşık 0,14 gram dışkı bulunabilmektedir. İshalli bir kişinin dışkısında ise milyonlarca mikrop bulunmaktadır" sözleriyle tehlikenin boyutuna dikkat çekti.
"KLOR HER MİKROBU ÖLDÜRMÜYOR"
Havuzlarda kullanılan filtre ve dezenfeksiyon sistemlerinin riski tamamen ortadan kaldırmadığını belirten Şenol, "Sık dışkı bulaşı ve bazı etkenlerin; örneğin sarılık etkeni hepatit virüsleri ile bazı parazitlerin klora kısmen dirençli olmaları nedeniyle, yeterli bakımı yapılan havuzlar bile hastalık kaynağı olabilmektedir" dedi.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin (CDC) verilerine de dikkat çeken Şenol, "ABD'de CDC tarafından yürütülen çalışma, 1995-2004 yılları arasında belgelenen su kaynaklı hastalıkların yaklaşık yüzde 60'ında iyi bakımı yapılan su alanlarıyla temas bulunduğunu göstermektedir" ifadelerini kullandı.
![]()
İSHALDEN MENENJİTE, ZATÜRREDEN AMPUTASYONA
Şenol, havuz kaynaklı enfeksiyonların hafife alınmaması gerektiğini belirterek, "Su kaynaklı etkenlerin en sık yol açtığı hastalık ishal olmakla birlikte; sarılık, menenjit, zatürre ve amputasyona kadar gidebilen ciddi cilt ve yumuşak doku enfeksiyonları da gelişebilmektedir" dedi.
Kimyasal dezenfektanların da ayrı bir risk oluşturduğunu söyleyen Şenol, "Havuz dezenfeksiyonu ve pH düzeyinin sağlanmasında kullanılan kimyasal dezenfektanların fazla kullanılması da enfeksiyonlarla karışabilen ishal, ani solunum yolu bulguları ve göz iritasyonu gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir" diye konuştu.
Güneş kremleri, yağlar, idrar ve parfümlerin klorla birleşerek kloramin oluşturduğunu belirten Şenol, bunun özellikle kapalı havuzlarda solunum yollarını tahriş ettiğini ve astım ataklarını tetikleyebildiğini söyledi.
"İSHALİNİZ VARKEN HAVUZA GİRMEYİN"
Şenol, "Su kaynaklı hastalıklar açısından özellikle dikkatli olması gereken kişiler; gebeler, kanser tedavisi görenler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerdir" dedi. Aşıları tamamlanmamış küçük çocukların havuz ve spa gibi alanlara sokulmaması gerektiğini belirten Şenol, denizde ise su yutmamalarına özellikle dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Şenol, enfeksiyonlardan korunmak için şu uyarılarda bulundu:
"İshaliniz varken yüzmeyin. Yüzerken su yutmayın. Yüzme öncesinde duş alın. Her tuvalet sonrası ellerinizi yıkayın. Havuz ve deniz kenarında çocuk bezi değiştirmeyin. Çocukları havuza girmeden önce mutlaka sabunla yıkayın. Çocukları sık sık tuvalete götürün. Açık veya kanayan yaranız varken yüzmeyin."

SICAK SULARDA RİSK DAHA DA BÜYÜYOR
Şenol, spa ve kaplıcalarda klorun daha hızlı etkisini kaybettiğini belirterek, "Spa ve kaplıca gibi sıcak sularda klor gibi dezenfektanlar çabuk buharlaşabileceği için dezenfeksiyon düzeyleri daha sık kontrol edilmelidir" dedi. Sıcak suyun Legionella gibi ağır zatürre etkenleri için uygun ortam oluşturduğunu söyleyen Şenol, yarası bulunanların, 5 yaş altı çocukların ve özellikle gebeliğin ilk üç ayında bulunan kadınların bu alanlardan uzak durması gerektiğini kaydetti.
Şenol, vatandaşların havuza girmeden önce suyun berrak olup olmadığına, tabanın net şekilde görülmesine, yoğun kimyasal koku bulunmamasına, filtre sistemlerinin çalışmasına ve klor ile pH ölçümlerinin düzenli yapılıp yapılmadığına dikkat etmeleri gerektiğini söyledi.
Ayrıca havuz çevresinde hijyen kurallarını hatırlatan uyarı levhalarının ve çocuk bezi değiştirme alanlarının bulunmasının da önemli olduğunu vurguladı.
![]()
DENİZLER DAHA GÜVENLİ AMA...
Denizlerin havuzlara göre daha güvenli olduğunu belirten Şenol, yine de aşırı yağış sonrası, kanalizasyon deşarjı bulunan bölgelerde, su yüzeyinde çöp, atık veya yağ tabakası görülen alanlarda kesinlikle denize girilmemesi gerektiğini söyledi.
Şenol, uyarılarını şu sözlerle noktaladı:
"Klorlamanın tüm mikroorganizmaları öldürmeye yetmediğini unutmamalıyız. En iyi bakımı yapılan havuzlar bile hastalık kaynağı olabilir. Denizler; havuz, spa ve kaplıcalardan daha güvenli olmakla birlikte, insan dışkısının veya hayvan atıklarının karıştığından şüpheleniyorsanız denize girmeyin."




