Türkiye siyasi tarihinin kırılma noktalarından biri olan 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi 46'ncı yılına girdi. Yönetime el koyma planı, "Bayrak Harekatı" kod adıyla yaklaşık dört ay süren gizli bir hazırlık döneminin ardından hayata geçirildi.

12 Eylül Darbesi-1

Planın ilk uygulama emri 11 Temmuz 1980'de ordu komutanlarına iletildi. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'in Meclis'ten güvenoyu alması üzerine bu teşebbüs ertelendi. İki ay sonra aynı plan devreye sokuldu.

Bursa’da geceyi ayağa kaldıran olay! Ters yola girdi, polise direndi, anayola kaçtı
Bursa’da geceyi ayağa kaldıran olay! Ters yola girdi, polise direndi, anayola kaçtı
İçeriği Görüntüle

12 Eylül 1980 sabahı ülke, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren'in radyodan okuduğu bildiriyle uyandı. Bildiriyle birlikte silahlı kuvvetler yönetime el koyduğunu duyurdu.

YÖNETİM MİLLİ GÜVENLİK KONSEYİ'NE GEÇTİ

Yönetimi devralan yapı, Milli Güvenlik Konseyi adını taşıyordu. Konseyde Kenan Evren'in yanında Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun yer aldı.

12 Eylül-1

Konsey kısa sürede kapsamlı kararlar aldı. Anayasa yürürlükten kaldırıldı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi. Sendikaların ve meslek kuruluşlarının faaliyetleri durduruldu.

Ülke genelinde sıkıyönetim ilan edildi. Türk Hava Kurumu, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay dışında kalan dernekler kapatıldı. Siyasi partilerin çalışmaları da sona erdirildi.

Parti liderleri için ayrı bir uygulama yapıldı. Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit Hamzakoy'a, Necmettin Erbakan ile Alparslan Türkeş ise Uzunada'ya gönderildi. Dört isme siyaset yasağı getirildi.

12 Eylül Darbesi 2

İDAM DOSYALARI VE ERDAL EREN KARARI

Müdahale sonrasında kurulan mahkemelerde yüzlerce kişi idam istemiyle yargılandı. 9 Ekim 1980'de Necdet Adalı ile Mustafa Pehlivanoğlu hakkındaki idam kararları yerine getirildi.

Dönemin en çok tartışılan dosyalarından biri Erdal Eren'e ait oldu. Darbe öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen Eren 17 yaşındaydı. Hakkındaki idam hükmü Yargıtay tarafından iki kez iptal edildi.

Erdal Eren-1

Karar, Milli Güvenlik Konseyi'nin onayıyla yeniden yürürlüğe girdi. Eren'in yaşı büyütülerek verilen hüküm, 13 Aralık 1980'de Ankara Ulucanlar Cezaevi'nde infaz edildi. Kenan Evren'in bu dosyaya ilişkin "Asmayalım da besleyelim mi?" sözü, dönemin en çok aktarılan ifadeleri arasında yer aldı.

RAKAMLARLA ÜÇ YILLIK DÖNEM

Müdahale sonrası dönemin verileri arşivlere yansıdı. Kayıtlara göre 650 bin kişi gözaltına alındı. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 binden fazla kişi hakkında idam talep edildi.

Mahkemeler 517 kişiyi ölüm cezasına çarptırdı. Bu kararlardan 50'si infaz edildi.

Uygulamalar yargı alanıyla sınırlı kalmadı. Çok sayıda gazeteci hakkında toplamı binlerce yılı bulan hapis cezası istendi. 14 bin kişi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. 30 bin kişi "sakıncalı" nitelendirmesiyle işinden edildi.

Eğitim alanında 4 bine yakın öğretmen ve çok sayıda üniversite görevlisinin görevine son verildi. Kültür ve sanat alanında ise yaklaşık bin film sakıncalı bulunarak gösterimden kaldırıldı.

1982 ANAYASASI VE DOKUNULMAZLIK MADDESİ

Konseyin belirlediği danışma meclisi tarafından hazırlanan anayasa metni 1982'de referanduma sunuldu. Metin yüzde 91'in üzerinde "evet" oyuyla kabul edildi.

Anayasaya eklenen geçici 15'inci madde, müdahale döneminde görev alanlara yargılanma muafiyeti tanıdı. Bu madde yaklaşık 28 yıl yürürlükte kaldı ve 12 Eylül 2010'da yapılan referandumla anayasa metninden çıkarıldı.

Referandumun ertesi günü Türkiye'nin farklı illerinden suç duyuruları yapıldı. Başvurular üzerine, o dönem hayatta olan Milli Güvenlik Konseyi üyelerinden Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.

YARGILAMA NASIL SONUÇLANDI?

İddianame, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10 Ocak 2012'de kabul edildi. İki isim, anayasayı ortadan kaldırmaya ve Meclisin görevini yapmasına engel olmaya cebren teşebbüs etmekle suçlandı.

Sanıklar sağlık gerekçesiyle duruşmalara katılmadı. Video konferans yoluyla yapılan savunmalarda suçlamalar reddedildi ve kurucu iktidar oldukları, mevcut mahkemelerce yargılanamayacakları öne sürüldü.

Yargılama sürerken Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi yasayla kapatıldı ve dosya Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesine devredildi. Mahkeme 18 Haziran 2014'te iki sanığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ceza takdiri indirimle müebbet hapse çevrildi ve rütbelerin sökülmesine karar verildi.

Karar avukatlar tarafından temyiz edildi. Dosya Yargıtay'dayken Kenan Evren 9 Mayıs 2015'te 98 yaşında, Tahsin Şahinkaya ise 9 Temmuz 2015'te 90 yaşında hayatını kaybetti.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, sanıkların ölümü nedeniyle davanın düşürülmesine hükmetti. İlk derece mahkemesi bu karara uydu. Daire, dosyayı bu kez uygulanacak kanun maddeleri yönünden usul gerekçesiyle bozdu.

Bozmaya uyan mahkeme kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verdi. Aynı kararda mal varlıklarına el konulmasına ve rütbelerin geri alınmasına yer olmadığı belirtildi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi de bu hükmü onayarak süreci sonlandırdı.

Kaynak: Haber Merkezi