Küresel piyasalar, yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme hızını yavaşlatacağına ilişkin endişeler ve artan jeopolitik risklerle karışık bir seyir izliyor.
Enflasyon endişelerinin tahvil faizlerini belirgin şekilde yukarı itmesi, küresel piyasalarda risk iştahının azalmasına neden olurken, ABD’de ağustos ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda yüzde 3,4 arttı. Ülkede çekirdek enflasyon ise aylık yüzde 0,3 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti.
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz kararı piyasaların odağında bulunurken, küresel piyasalardaki gelişmeleri İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Dirican, Türkinform’a değerlendirdi.

“FED’İN FAİZ ARTTIRIYOR OLMASI 2023’TE BATAN 8 BANKAYI DAHİ ARATTIRIR”
Fed’in faiz politikasının piyasalar üzerindeki etkisine dikkat çeken Dirican, mevcut ortamda faiz artışının enflasyonu düşürmek yerine farklı riskleri beraberinde getirebileceğini söyledi.
“Böyle bir ortamda FED’in faiz artırıyor olması, bırakın enflasyonu düşürmeyi, 2023’te batan 8 bankayı dahi arattırır.”
Dirican, ABD tahvillerindeki hareketliliğin Fed üzerindeki baskıyı artırdığını savunarak şöyle devam etti:
“Ancak faiz lobisi yakaladı mı affetmez. Şu anda ABD tahvillerini bahane ederekten Fed’i ve Warsh’u, yani yeni FED başkanını faiz artışına zorluyorlar.”
“TRUMP GEREK BÜTÇE AÇIĞI GEREK FAİZİN SEVİYESİ KONUSUNDA AGRESİF KALMAYA DEVAM EDİYOR”
ABD Başkanı Donald Trump’ın ekonomi politikalarının yanı sıra yeni jeopolitik cephelerin de küresel piyasalar açısından önem taşıdığını belirten Dirican, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Hal böyleyken Trump da gerek bütçe açığı olsun gerek faizin seviyesi olsun agresif kalmaya devam ediyor ve sürekli yeni bir cephe açıyor.”
Dirican, Arjantin’deki gelişmelere de dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Nitekim son şu anda riskli cephe, Arjantin seçime giderken ABD’nin arka bahçesi olarak neoliberal Milei’nin Falkland Adaları’nı bahane ederek İngiltere ile bir savaş çıkarmaya hazırlanması.”
Milei’nin bu konuda Avrupa’daki ayrılıkçı hareketlerden cesaret bulduğunu savunan Dirican, şu ifadeleri kullandı:
“Milei burada İskoçya, İrlanda ve Galler gibi İngiltere toprağı ve parçası olan Birleşik Krallık’ın ülkelerinin birlikten ayrılma kararını imzalama düşüncesinden de cesaret buluyor.”
Dirican, yaşanan gelişmelerin geçmiş dönemlerle benzerlik taşıdığını belirterek, “Dolayısıyla 80’lerin kopyasını birebir izlemeye devam ediyoruz. 80'lerde yapay zeka yoktu ama Terminatör vardı” dedi.
“YAPAY ZEKA İLE ŞİŞMİŞ BALONLAR ŞU ANDA”
Küresel piyasaların bir diğer önemli gündem maddesinin yapay zeka şirketleri olduğunu belirten Dirican, özellikle teknoloji şirketlerinin borsalardaki yükselişine dikkat çekti.
“Bitmedi tabii ve yapay zeka ile şişmiş balonlar şu anda. Yani borsalar, özellikle ABD’nin ve Trump’ın seçime giderken ana gündemi.”
Daha önceki değerlendirmelerinde de yapay zeka cephesine dikkat çektiğini belirten Dirican, bu alandaki tartışmaların giderek büyüdüğünü söyledi.
“Önceki demeçlerimizde yapay zeka cephesi açıldı demiştik ve Daron Acemoğlu ile The Economist arasındaki kavgayı örnek göstermiştik.”
“YAPAY ZEKANIN OLASI TEHDİTLERİNDEN BAHSEDEREK BU İŞİ YAVAŞLATMAYI ÖNE SÜRÜYORLAR”
Yapay zeka sektöründeki hızlı gelişimin beraberinde güvenlik tartışmalarını da getirdiğini belirten Dirican, sektörün önde gelen isimlerinin son dönemde yapay zekanın risklerine ilişkin açıklamalarına dikkat çekti.
“Şimdi en büyük yapay zeka şirketlerinin başındaki kişiler ve önemli yazılımcıları, yapay zekanın olası tehditlerinden bahsederek bu işi yavaşlatmayı öne sürüyorlar.”
Yapay zekanın geleceğine ilişkin kaygıların giderek arttığını ifade eden Dirican, bu durumu sinema dünyasındaki örnek üzerinden değerlendirdi:
“The Terminator filmi yavaş yavaş gerçek olacak düşüncesi herkesi endişelendirmeye başladı.”
Dirican, 1984 yapımı Terminator filmindeki yapay zeka senaryosuna atıfta bulunarak şöyle konuştu:
“1984 yapımı Terminator filminde Skynet insanlığı yok ederek dünyayı ele geçirmeye çalışıyordu. Şu anda da aslında kaygılar o seviyede.”
“BORSALARIN YAPAY ZEKA GÜDÜMLÜ OLARAK ÇOK HIZLI YÜKSELMİŞ OLMASI ASIL KONU”
Dirican’a göre mevcut tartışmanın yalnızca yapay zekanın güvenlik riskleriyle sınırlı olmadığını, finansal piyasalardaki yükselişin de dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Ancak esas konu şu anda borsaların yapay zeka güdümlü olarak çok hızlı yükselmiş olması.”
Bu yükselişin arkasında küresel ekonomiyi aynı ölçüde büyütecek koşulların bulunmadığını savunan Dirican, şöyle devam etti:
“Fakat bunun arkasında ekonomiyi aynı derecede büyütmeye yönelik ne petrolün fiyatında ne faizlerin seviyesinde ne de dünyadaki genel konjonktürde güzel bir durumun, ortamın olmaması.”
“ÇİN VE ABD ARASINDA SIKIŞMIŞ OLAN AVRUPA BİRLİĞİ AÇILIM YARATMAYA ÇALIŞIYOR”
Avrupa Birliği’nin küresel rekabet içerisindeki konumuna da değinen Dirican, özellikle ABD ve Çin arasındaki rekabetin Avrupa üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
“Çin ve ABD arasında sıkışmış olan ve teknolojide kendi regülasyonları nedeniyle çok geride kalmış olan Avrupa Birliği, diğer sıkışmış olan Kanada’nın birliğe dahil olması ile bir açılım yaratmaya çalışıyor.”
Dirican, Avrupa’nın geçmişteki genişleme sürecini de hatırlatarak değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“80’lerde Avrupa Ekonomik Topluluğu olan bugünkü Avrupa Birliği, 10. ülke olarak 1981’de Yunanistan’ın katılması ve 86’da İspanya ve Portekiz’in son katılmasıyla 12 kurucu üyeden olan Avrupa Birliği’ne evrilmişti.”
“AVRUPA BİRLİĞİ RUSYA TEHDİDİNDEN VE ABD-ÇİN ÇEKİŞMESİNDEN SIYRILMAYA ÇALIŞIYOR”
Avrupa’nın ekonomik ve siyasi sorunlarla karşı karşıya olduğunu savunan Dirican, eğitimden bütçe sorunlarına kadar çeşitli başlıkların birlik açısından baskı oluşturduğunu söyledi.
“Bugün PISA araştırmasında eğitimde çöküşe geçen Avrupa Birliği, Fransa’nın ve birlikten yeni ayrılmış olan İngiltere’nin bütçe sorunları ile boğuşmaya devam ediyor.”
Dirican, Avrupa’nın Ukrayna üzerinden Rusya’ya karşı güvenlik politikası oluşturduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Ukrayna ile kendisine tampon bölge oluşturmaya çalışarak Rusya tehdidinden ve ABD-Çin çekişmesinden sıyrılmaya ve ayakta kalmaya çalışıyor.”
“ESAS NEDEN TABİİ Kİ ÇİN”
ABD’nin Avrupa ile ilişkilerine de değinen Dirican, NATO ve ticaret yollarının bu süreçte önemli rol oynadığını savundu.
“Bunu gören Trump da NATO üzerinden Avrupa Birliği’ni, Normandiya Çıkarması sonrasında eyaleti haline çevirmişti, AB’yi Arktik Denizi’ndeki ticaret yolları ve Rusya’ya karşı güvenlik nedeniyle kendine bağlatmaya çalışıyor.”
Dirican, bu politikanın temelinde Çin ile rekabetin bulunduğunu belirterek:
“Ama esas neden tabii ki Çin.”
Ticaret yolları ve enerji kaynaklarının da bu rekabetin önemli unsurları olduğunu ifade eden Dirican, şöyle devam etti:
“Çin’i ticaret yollarını Panama, Cebelitarık, Babülmendep, Süveyş, Hürmüz ile yıkmak, Venezuela dahil enerji ile hizaya getirmeye çalışıyor.”
“YAPAY ZEKADA YAVAŞLAMA BU YÜZDEN DE KRİTİK”
Yapay zeka yarışının ABD ve Çin arasındaki rekabet açısından da kritik bir noktaya geldiğini savunan Dirican, Çin’in bu alandaki yatırımlarına dikkat çekti.
“Yapay zekada yavaşlama bu yüzden de kritik çünkü Çin de yapay zekada boş durmuyor.”
Savunma teknolojilerindeki dönüşümün de bu rekabeti daha önemli hale getirdiğini belirten Dirican, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Savaş teknolojileri değişti ve ABD elindeki büyük uçak gemilerinin, eski Patriotların işe yaramadığını gördü.”
Dirican, yapay zeka yarışının kaybedilmesi halinde ortaya çıkabilecek risklere ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Teknolojide eğer yapay zekada da Çin’e kaybederse sadece Çin değil, Skynet de önünde büyük bir tehlike olarak duruyor.”
“YENİ BİR FİNANSAL MİMARİ VE EKONOMİK DÜZEN KURULUYOR”
Küresel ekonomik sistemde yaşanan dönüşümün yalnızca finans piyasalarıyla sınırlı olmadığını savunan Dirican, yeni bir ekonomik düzenin şekillendiğini söyledi.
“Özetle, yeni bir finansal mimari ve ekonomik düzen kuruluyor.”
Dirican, 1980’lerden sonra başlayan küreselleşme döneminin tersine bir sürecin yaşandığını savunarak:
“80’ler sonrasında küreselleşme başlamıştı. Şimdi tersi yaşanıyor.”
dedi.
Dirican, değerlendirmesini dikkat çekici bir soruyla tamamladı:
“Ancak esas soru şu: Kraliyetler mi yoksa kapitalizm mi daha önce çökecek?”
Son olarak Avrupa’daki siyasi ve ekonomik gelişmelere ilişkin öngörüsünü paylaşan Dirican, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kim bilir, belki de İrlanda, Galler, İskoçya’dan önce Avrupa Birliği adaya önce veda edecek. Almanya el salladı bile. Fransa Le Pen ile devamı gelecek.”








