Eğer oyun dünyasıyla az çok ilgiliyseniz, son günlerde YouTube veya Kik gibi platformlardaki yayıncıların tek bir konuyu konuştuğunu fark etmişsinizdir: 15 yaş altı için sosyal medyanın yasaklanması. TBMM’den geçen ve Resmi Gazete’de yayımlandıktan 6 ay sonra hayatımıza girecek olan bu yeni düzenleme, dijital alışkanlıklarımızı değiştirecek gibi duruyor.

Yasa, 15 yaş altındaki çocuklara sosyal medyayı tamamen yasaklarken, yurt dışı kaynaklı oyun platformlarını da derinlemesine denetleyecek. Peki, bu kısıtlamalar gerçekten çocuklarımızı mı koruyacak, yoksa bizi devasa bir gözetim toplumuna mı sürükleyecek?

Yasanın en çok tartışılan kısmı, 15 yaş sınırı için getirilecek "mutlak" doğrulama sistemleri. Kulislerde bu işin e-Devlet veya T.C. kimlik numarası entegrasyonuyla yapılacağı konuşuluyor. Ancak veri sızıntıların son dönemlerde sürekli dillerde olduğu, dijital güvenliğin pamuk ipliğine bağlı olduğu bir ortamda, tüm kimlik verilerimizi bu platformlara emanet etmek ne kadar doğru? Daha da önemlisi; en ufak bir eleştirel paylaşımda bile kimliğimizin devlet nezdinde anında erişilebilir olması, toplumda ciddi bir otosansür dalgası yaratmaz mı?

Oyun dünyasına gelecek olursak, Steam ve Epic Games gibi Türkiye’den her gün yüz binlerce kişinin bağlandığı platformlar artık Türkiye’de resmi temsilci bulundurmak ve oyunları yaşa göre derecelendirmek zorunda. Eğer bu kurallara uymazlarsa, önce 30 milyon TL’yi bulan cezalar, ardından da internet bant genişliğinin yüzde 50 oranında daraltılması gibi ağır yaptırımlarla karşılaşacaklar. Her ne kadar platformun tamamen kapatılması maddesi yasa metninden çıkarılmış olsa da yüzde 50’lik bir daralma demek, o online oyunun yüksek gecikmesinden (pingten) dolayı fiilen oynanamaz hale gelmesi demek. Yani teknik olarak kapatılmasa da pratik olarak fişi çekilmiş olacak.

Sorgulanması gereken konu şu; bu yasaklar gerçekten işe yarayacak mı? Benzer bir yolu 16 yaş sınırı ile Avustralya denedi, çocuklar sahte doğum tarihleri, ebeveyn onayını aşan yöntemler veya VPN kullanarak yasağı deldi. Bizde de yasakları tahkim etmek için lisanssız VPN servislerinin kısıtlanabileceği söyleniyor (bu da başka bir yazının konusu). Fakat Çin ve İran gibi interneti adeta bir fanus içinde tutan ülkelerin tecrübeleri gösteriyor ki; anonimlik sağlayan teknolojileri tamamen engellemek neredeyse imkansız.

Toparlarsak, çocuklarımızı siber zorbalıktan ve internetin karanlık köşelerinden korumak elbette devletin en temel görevi. Ancak çözüm, yasakçı bir zihniyetle komple interneti kapatmak yerine; dijital okuryazarlığı artırmakta ve güvenli internet bilincini aşılamakta yatıyor. Devlet; yapay zeka destekli takip araçlarını tüm toplumun özgürlüğünü kısıtlamak için değil, suç işlenen yapıları önlemek için kullanmalı. Aksi takdirde yasa Avustralya örneğindeki gibi kağıt üzerinde kalan bir kuraldan ibaret olacak.