Bugün sokaklarımızın güvenliğini konuşuyorsak, önce polislerimizin içinde bulunduğu durumu konuşmak zorundayız. Çünkü güvenliği sağlayanların kendilerini güvende hissetmediği bir yerde asayiş uzun süre ayakta kalamaz.

Polis, devletin sokaktaki yüzüdür. Suçluya karşı devletin otoritesini temsil eder. Ancak son yıllarda öyle bir noktaya geldik ki birçok polis memuru suçludan önce karşılaşacağı soruşturmayı, şikâyeti ve yargı sürecini düşünmek zorunda kalıyor.

Peki bunun sonu nereye varır?

Polis müdahale etmekten çekinirse kim kazanır?

Uyuşturucu satıcıları mı?

Sokakları mesken tutan müptezeller mi?

Vatandaşın huzurunu bozan çeteler mi?

Devlet otoritesini tanımayan saldırganlar mı?

Kimse kusura bakmasın; devletin kolluk kuvvetini zayıflatan her uygulama, doğrudan suçlunun cesaretini artırır.

Bugün birçok polis memuru görev sırasında sadece canını değil, mesleğini de korumaya çalışıyor. Olaya müdahale etse ayrı risk, etmezse ayrı risk. Böyle bir anlayışla ne kamu düzeni korunabilir ne de suçla etkili mücadele edilebilir.

Sokakta görev yapan polis, her gün bıçakla, sopayla, uyuşturucunun etkisindeki saldırganlarla ve organize suç unsurlarıyla karşı karşıya geliyor. Buna rağmen en küçük müdahalenin ardından aylarca, hatta yıllarca süren soruşturmalarla karşılaşabiliyor. Bu durum sadece polisi değil, toplumun güvenliğini de olumsuz etkiliyor.

Çünkü polis çekildiği an boşluğu suçlu doldurur.

Devletin otoritesi geri çekildiği an sokakların hâkimi hukuk değil, güç olur.

Bunun için polislerimizin özlük hakları güçlendirilmeli, görev sırasında kullandıkları yetkiler netleştirilmeli ve meşru müdahale nedeniyle yalnız bırakılmayacakları açık şekilde ortaya konulmalıdır. Modern ekipmanlar, elektronik kontrol cihazları, vücut kameraları ve koruyucu teçhizatlar artık bir tercih değil zorunluluktur.

Polis devletten ayrı değildir. Polisin itibarı devletin itibarıdır. Polisin caydırıcılığı kamu düzeninin güvencesidir.

Bugün alınmayan tedbirlerin bedelini yarın bütün toplum öder.

Çocuklarımızın güvenle okula gitmesini, kadınlarımızın huzur içinde sokakta yürümesini, esnafın kepengini korkmadan açmasını istiyorsak önce polislerimizin arkasında durmalıyız.

Çünkü asayiş sadece karakolda değil, sokakta sağlanır.

Sokağın güvenliği ise ancak görevini yaparken kendini yalnız hissetmeyen polislerle mümkündür.

Devlet suçludan korkan değil, suçlunun çekindiği bir otorite olmak zorundadır.

Bunun yolu da polislerimize güvenmekten, onları korumaktan ve hak ettikleri özlük haklarını gecikmeden vermekten geçmektedir. Bahattin Saraçoğlu