Son dönemde adeta bir sağlık trendi haline gelen zayıflama iğneleri, bilinçsiz kullanıldığında kalıcı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Atabey Türkinform'a vermiş olduğu röportajda, eczanelerden reçetesiz de alınabilen bu iğnelerin ilacı bırakanlarda yüzde 70 oranında kiloyu geri aldırdığını ve "görme kaybı" gibi yeni ortaya çıkan ciddi yan etkileri olduğunu vurguladı.

Obezite, günümüzde önlenebilir ölüm sebepleri arasında ilk sıralarda yer alan ve ömür boyu süren kronik bir hastalık. Tedavi arayışlarındaki en popüler konulardan biri ise zayıflama iğneleri. Spor ve diyet stresi olmadan hızlı kilo verme vaadiyle dilden dile dolaşan bu ilaçlar, mucize olmaktan ziyade, ancak uzman kontrolünde yönetilmesi gereken çok ciddi bir tıbbi süreç.

İstanbul'da obezite, metabolik cerrahi ve kanser cerrahisi alanlarında çalışmalar yapan Doç. Dr. Mustafa Atabey, bu iğnelerin asla cerrahi tedavinin bir alternatifi olmadığını belirtiyor. Atabey'e göre, "Fazla kilosu olan herkes iğne kullanıp zayıflayabilir" algısı son derece yanlış.

TOKLUK HİSSİNİ ARTIRIYOR ANCAK SİNDİRİMİ YAVAŞLATIYOR

Zayıflama iğneleri temel olarak açlık hissini azaltıp tokluk hissini artırarak, hastanın daha az porsiyon tüketmesini sağlıyor. Doç. Dr. Atabey, bu iğnelerin "GLP-1 inhibitörü" olarak mide boşalmasını yavaşlattığını, normalde 4-6 saat süren ve mideden bağırsaklara doğru gerçekleşen hareketin bu ilaçlarla geciktiğini ifade ediyor. Aynı zamanda kan şekeri yükseldiğinde pankreastan insülin salınımını artırarak etki gösterdiğini ifade etti.

Doç.dr. Mustafa Atabey

"GÖRME KAYBI VE BAĞIRSAK TIKANIKLIĞI BİLDİRİLMEYE BAŞLANDI"

İlaçların en çok tartışılan yönü ise yan etki profilleri. Bulantı ve kusma gibi günlük hayatı etkileyen semptomların yanı sıra, tıpta "ileus" olarak bilinen bağırsak tıkanıklığı ve çok ciddi bir tablo olan pankreas iltihabı (pankreatit) gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor.

Doç. Dr. Atabey'in dikkat çektiği en çarpıcı yan etki ise dünya genelinde yeni yeni bildirilmeye başlanan "optik nörit", yani görme kaybı riski. Geçmişte bu ilaçların pankreas kanserine yol açtığına dair duyulan endişeler konusunda ise güçlü kanıtların ilacın kanser yapmadığı yönünde olduğunu, ancak bu durumun daha uzun vadeli çalışmalarla netleşeceğini ekliyor.

DOĞRU HASTAYA DOĞRU TEDAVİ ŞART

Zayıflama iğneleri, her kilo problemi yaşayan kişi için uygun bir seçenek oluşturmuyor. Vücut kitle indeksi 35-40'ın üzerinde ve yandaş metabolik hastalıkları olan kişiler için bu iğneler kesinlikle doğru bir tedavi yöntemi değil. İlacın, vücut kitle indeksi 30-35 arasında olan ve yandaş hastalığı bulunmayan doğru hasta grubuna uygulanması büyük önem taşıyor.

BIRAKANLARIN YÜZDE 70'İ KİLOSUNU GERİ ALIYOR

İğnelerin geçici bir çözüm olduğu da istatistiklerle kanıtlanmış durumda. Doç. Dr. Atabey, tedavinin sonlandırılmasıyla birlikte hastaların ortalama yüzde 70'inin başlangıç kilosuna veya daha da üstüne ulaştığını belirtiyor. Bu tedavinin 3-6 ay gibi kısa süreler için değil, 70-80 haftalık periyotlar ve bazen çok daha uzun yıllar uygulanması gerekiyor.

SOSYAL MEDYA VE KOMŞU TAVSİYESİYLE KULLANIM HAYATİ RİSK TAŞIYOR

"Eczaneye gidip herhangi bir zayıflama iğnesini istiyorum demek kadar yanlış bir şey yok" uyarısında bulunan Atabey, hastaların detaylı kan tetkikleri, batın ultrasonu, tiroid ultrasonu ve göz muayenesi yapılmadan bu ilaçlara başlamaması gerektiğinin altını çiziyor. Gelişen dünyada bazı ülkelerin artık bu ilaçları reçetesiz satmadığını, hatta çift hekim raporu zorunluluğu getirdiğini hatırlatan Atabey, komşu tavsiyesi ya da sosyal medyadaki trendlerle değil, mutlaka bir endokrinoloji uzmanı veya tecrübeli bir cerrah gözetiminde adım atılması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, prospektüste yazan 100 binde 1 ihtimalli ciddi bir yan etki, kontrolsüz kullanımda doğrudan o hastanın başına gelebileceğini ifade etti.

Resmi Gazete'de yayımlandı: Evde sağlık hizmetleri değişti
Resmi Gazete'de yayımlandı: Evde sağlık hizmetleri değişti
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Almila İrem Kerküklü