Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri ve iş birlikleri açısından önem taşıyan dört milletlerarası anlaşmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararları Resmi Gazete’de yayımlandı. Düzenlemelerle Avrupa Birliği mali yardım programlarında yapılan değişiklikler resmiyet kazanırken, COP31 hazırlıklarında da önemli bir hukuki aşama tamamlandı.
Kararlar, Türkiye’nin bir taraftan Avrupa Birliği ile mevcut mali iş birliği mekanizmalarını güncellediğini, diğer taraftan küresel iklim diplomasisinin en önemli buluşmalarından biri için ev sahibi ülke olarak hazırlıklarını hızlandırdığını ortaya koydu.

COP31 İÇİN KRİTİK ANLAŞMAYA ONAY
Kararlar arasında uluslararası ölçekte en dikkat çekici olanı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nın Türkiye’de düzenlenmesine ilişkin anlaşma oldu.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile BMİDÇS, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması Sekretaryası arasında 9 Haziran 2026’da Almanya’nın Bonn kentinde imzalanan anlaşma Cumhurbaşkanı kararıyla onaylandı.
Metin yalnızca COP31’i değil, aynı dönemde gerçekleştirilecek Kyoto Protokolü Taraflar Toplantısı’nın 21. oturumu (CMP 21) ile Paris Anlaşması Taraflar Toplantısı’nın 8. oturumunu (CMA 8) ve ilgili yardımcı organların çalışmalarını da kapsıyor.
TÜRKİYE KÜRESEL İKLİM DİPLOMASİSİNİN MERKEZİNE HAZIRLANIYOR
Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle COP31 organizasyonunun hukuki, idari ve teknik çerçevesine ilişkin önemli bir aşama tamamlanmış oldu. Düzenleme, Türkiye ile BM iklim sekretaryası arasındaki görev ve sorumlulukların yanı sıra dev organizasyonun yürütülmesine ilişkin esasları kapsıyor.
COP toplantıları, dünya liderlerinden bakanlara, uluslararası kuruluşlardan sivil toplum temsilcilerine kadar çok sayıda aktörü aynı platformda buluşturuyor. Bu nedenle COP31 ev sahipliği Türkiye açısından yalnızca büyük ölçekli bir uluslararası organizasyon değil, Ankara’nın küresel iklim diplomasisindeki görünürlüğünü artırabilecek önemli bir diplomasi başlığı niteliği taşıyor.
COP31 VERİLERİ İÇİN AYRI PROTOKOL
Bonn’da 9 Haziran’da imzalanan “Verilere İlişkin Mutabakat Zaptı” da yürürlüğe giren düzenlemeler arasında yer aldı. Türkiye ile BMİDÇS Sekretaryası arasındaki mutabakat, COP31 sürecinde ihtiyaç duyulacak verilerin yönetimine ilişkin çerçeveyi belirliyor.
Düzenlemeyle veri paylaşımının güvenli, etkin ve belirlenen standartlara uygun şekilde yürütülmesi amaçlanıyor. Böylece COP31 hazırlıklarının organizasyon boyutunun yanı sıra dijital ve veri yönetimi altyapısına ilişkin süreç de resmiyet kazanmış oldu.

AB İLE FİNANSMAN ANLAŞMALARI GÜNCELLENDİ
Resmi Gazete’de yayımlanan diğer kararlar ise Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mali iş birliğini ilgilendiriyor. “2020 Yılı Türkiye İçin Yıllık Eylem Programı” kapsamındaki finansman anlaşmasında değişiklik yapan ek protokol onaylandı.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avrupa Komisyonu arasında 23 Haziran ve 24 Temmuz 2026 tarihlerindeki mektup teatisiyle oluşturulan düzenleme, program kapsamındaki finansmanın uygulanmasına ilişkin mevcut çerçevede değişiklikler getiriyor.
IPA II PROGRAMINDA YENİ DÜZENLEME
AB ile mali iş birliğinin bir diğer ayağını ise Katılım Öncesi Yardım Aracı IPA II oluşturdu. Ankara’da 15 Mayıs 2026’da imzalanan, “2016 Yılı IPA II Yıllık Eylem Programı Finansman Anlaşması”na ilişkin 4 No’lu Zeyilname ve bağlantılı notalar da onaylanarak yürürlüğe girdi.
Böylece Türkiye ile AB arasında geçmiş yıllarda oluşturulan mali yardım mekanizmalarının uygulanmasına ilişkin hukuki ve finansal çerçeve güncellenmiş oldu. AB fonlarına ilişkin iki düzenlemenin COP31 anlaşmalarıyla aynı dönemde yürürlüğe girmesi, Türkiye’nin hem Avrupa ile kurumsal iş birliği hem de küresel iklim diplomasisi alanındaki yoğun gündemini ortaya koydu.
ANKARA’NIN GÜNDEMİNDE AB FONLARI VE İKLİM DİPLOMASİSİ
Resmi Gazete’de peş peşe yayımlanan dört düzenleme iki ayrı diplomatik hattı öne çıkarıyor. AB ile yapılan anlaşmalar mevcut mali iş birliği mekanizmalarının devamını ve güncellenmesini sağlarken, BM ile yapılan düzenlemeler Türkiye’nin COP31 ev sahipliğinin kurumsal altyapısını güçlendiriyor.
Özellikle COP31’e ilişkin ana anlaşma ile veri protokolünün yürürlüğe girmesi, hazırlık sürecinin diplomatik mutabakattan uygulama aşamasına taşınması açısından önem taşıyor. Türkiye böylece dünyanın en kapsamlı iklim müzakerelerinden birine ev sahipliği yapmak için gerekli uluslararası düzenlemelerde yeni bir aşamayı geride bırakmış oldu.


