Deprem ve diğer afetlerin ardından enkaz altında kalan kişilere ulaşılmasında arama kurtarma köpekleri kritik görevler üstleniyor. Ancak bir köpeğin bu görevi yapabilmesi için yalnızca güçlü bir koku alma duyusuna sahip olması yeterli olmuyor. Sağlık durumundan sosyalliğine, oyun güdüsünden çevikliğine kadar birçok özelliği test edilen köpekler, uzun bir eğitim sürecinden geçiyor.
Türkinform’a konuşan Emekli Astsubay ve Yozgat Bozok Üniversitesi Görev Köpekleri Eğitim Koordinatörlüğü (GÖKAK) Baş Eğitmeni Erkan Kocabey, arama kurtarma köpeklerinin nasıl seçildiğini, enkaz altında insan kokusunu nasıl tespit ettiğini ve gerçek afet koşullarına nasıl hazırlandığını anlattı.
HER KÖPEK ARAMA KURTARMA KÖPEĞİ OLAMIYOR
Arama kurtarma köpeği adaylarının göreve başlamadan önce çok sayıda testten geçtiğini belirten Kocabey, sağlık durumunun ilk değerlendirme kriterlerinden biri olduğunu söyledi.
Köpeğin insanlara ve diğer canlılara karşı sosyal olması gerektiğini vurgulayan Kocabey, oyun güdüsü ve koku kullanma becerisinin yanı sıra fiziksel özelliklerin de değerlendirildiğini ifade etti.
Kocabey, “Her köpek maalesef arama kurtarma köpeği olamıyor. Köpekler birçok teste tabi tutuluyor. Öncelikle sağlık durumuna bakılıyor. İnsanlara ve diğer canlılara karşı sosyal olması, oyun güdüsünün bulunması ve burnuyla oyuncağını bulabilmesi gerekiyor. Ayrıca yükseklik, derinlik ve çeviklik parkurlarında da başarılı olması bekleniyor” dedi.

EĞİTİM SÜRECİ YAKLAŞIK 1,5 YIL SÜREBİLİYOR
İlk testleri başarıyla geçen köpeklerin eğitimlerinin yapay enkaz alanları ve farklı parkurlarda devam ettiğini aktaran Kocabey, bir arama kurtarma köpeğinin yetiştirilmesinin yaklaşık bir buçuk yıllık çalışma gerektirebildiğini söyledi.
Kocabey, eğitimlerde köpeğin canlı insan kokusunu tanımasının ve enkazda kazazedenin bulunduğu bölgeyi tespit etmesinin amaçlandığını belirterek, “Bir arama köpeğinin enkaz üzerinde kazazedeyi bulabilmesi için öncelikle testlerden başarıyla geçmesi gerekiyor. Ardından parkurlarda ve yapay enkazlarda yaklaşık bir buçuk yıllık çalışma gerçekleştiriliyor” ifadelerini kullandı.
“ENKAZ ALTINDA 10 METREYE KADAR KOKU ALABİLİYORLAR”
Arama kurtarma köpeklerinin farklı zemin ve afet koşullarındaki koku alma kabiliyetlerine ilişkin de bilgi veren Kocabey, yapılan çalışmalarda köpeklerin enkaz altında 10 metreye kadar, toprak altında 5 metreye kadar koku alabildiğinin tespit edildiğini söyledi.
Çığ gibi afetlerde de görev yapabildiklerini belirten Kocabey, kar altında kalan bir kişinin kokusunun yaklaşık 2 metre derinlikten tespit edilebildiğini ifade etti.
Kocabey, “Köpeklerimizin enkaz altında 10 metreye kadar, toprak altında 5 metreye kadar; kar ve çığ gibi doğal afetlerde ise kar altında kalmış bir kişiden 2 metreye kadar derinlikte koku aldıkları tespit edildi” dedi.

KAZAZEDEYİ BULDUĞUNDA HAVLAYARAK HABER VERİYOR
Köpeklerin yalnızca insan kokusunu bulmasının değil, buldukları noktayı eğitmenlerine bildirmelerinin de eğitim sürecinin bir parçası olduğunu anlatan Kocabey, bunun farklı yapay enkazlarda tekrarlandığını belirtti.
Canlı insan kokusunu tanımayı öğrenen köpeklerin kazazedenin bulunduğu bölgeye ulaştığında kokuya en yakın noktada tepki verdiğini söyleyen Kocabey, “Farklı yerlerdeki yapay enkazları kullanarak köpeğin değişik enkazları tanımasını sağlıyoruz. Daha önceki eğitimlerde canlı insan kokusunu tanıtıyoruz. Köpeklerimiz kazazedenin bulunduğu noktaya en yakın yerde havlayarak bize yerini gösteriyor” diye konuştu.
YAĞMUR, KAR VE SICAK HAVADA EĞİTİLİYORLAR
Gerçek bir afette hava koşullarının önceden bilinmesinin mümkün olmadığına dikkat çeken Kocabey, eğitimlerin bu nedenle farklı hava şartlarında gerçekleştirildiğini söyledi.
Yağmur, kar ve sıcak havada çalışma yaptıklarını belirten Kocabey, kendi deneyimlerine göre özellikle sabahın erken saatleri ile akşam ve gece gerçekleştirilen çalışmalarda daha başarılı sonuçlar elde ettiklerini aktardı.
AFET BÖLGESİNDEKİ GÜRÜLTÜYE ÖNCEDEN HAZIRLANIYORLAR
Afet bölgelerinde köpeklerin yalnızca enkazla değil; gürültü, kalabalık, duman ve çok sayıda çevresel uyaranla da karşı karşıya kaldığını belirten Kocabey, bu koşulların eğitim ve sınav süreçlerinde köpeklere önceden tanıtıldığını söyledi.
Kocabey, “Gerçek bir afet bölgesindeki gürültü, kalabalık, duman ve yıkıntılar köpeklerin dikkatinde ve performansında bir dağılmaya neden olmuyor. Çünkü bunları hem eğitimlerimizde hem de sınavlarda köpeklerimize öğretiyoruz. Gerçek bir enkaza çıktığında bu senaryoları daha önce yaşamış olduğu için etkilenmeden, odaklı şekilde arama yapabiliyor” ifadelerini kullandı.
EĞİTMENİN STRESİ KÖPEĞİ DE ETKİLEYEBİLİYOR
Arama kurtarma köpeklerinin afet bölgesinde fiziksel risklerle karşı karşıya kalabildiğine de değinen Kocabey, enkazdaki cam kırıkları, demir parçaları ve keskin cisimlerin köpekler açısından tehlike oluşturabildiğini söyledi.
Kocabey’e göre yalnızca fiziksel koşullar değil, köpekle çalışan eğitmenin ruh hali de çalışma sürecinde önem taşıyor. Eğitmenin yorgun, halsiz veya stresli olmasının köpeği etkileyebildiğini ifade eden Kocabey, “Köpeklerimiz bizdeki stresi ve enerji kaybını hissediyor. Fiziksel yorgunluğumuzu hissettiklerinde bundan etkilenebiliyorlar. Bu nedenle kullanıcının veya köpeğin sahibinin moralini yüksek tutması, heyecanını ve enerjisini koruması gerekiyor. Enerji en üst seviyede olduğunda köpeklerimiz de daha başarılı oluyor” dedi.




