Bir çocuk bu yaşta neden ağır suçlara sürüklenir? Henüz hayatının başındaki bir çocuğun şiddet ve suçun içine çekilmesinde ailesi, yetiştiği çevre, arkadaş grubu ve sosyal medyada karşılaştığı içerikler ne kadar belirleyici? Son dönemde çocukların karıştığı ağır suçlar, yalnızca işlenen eylemi değil, çocukları bu noktaya getiren süreci de tartışmaya açıyor. Uzmanlara göre bu tür olayların arkasında tek bir neden aramak yerine çocuğun aile ilişkilerinden sosyal çevresine, eğitim hayatından dijital dünyadaki deneyimlerine kadar uzanan çok daha geniş bir tabloya bakmak gerekiyor.
Peki bir çocuk hangi aşamada suçla tanışıyor ve onu geri dönüşü zor bir noktaya taşıyan süreç nasıl başlıyor? Aile içindeki sorunlar, ihmal ve denetim eksikliği, suçun normalleştirildiği sosyal çevre, akran baskısı ve sosyal medyada şiddet içeriklerine maruz kalma çocukların davranışlarını nasıl etkiliyor? Çocuk ve ergen psikolojisi alanındaki uzmanların değerlendirmeleri, ağır suçların yalnızca “çocuğun tercihi” olarak görülmemesi gerektiğine işaret ederken, asıl soru da burada ortaya çıkıyor: Çocukları suça sürükleyen koşulları fark etmek ve müdahale etmek için çok mu geç kalıyoruz?

DEZORGANİZE BAĞLANMA VURGUSU
Bir çocuk erken yaşta neden ağır suçlara karışıyor? Aile, çevre, sosyal medya ve akran baskısı bu süreçte ne kadar etkili? Uzman Psikolog Arzu Beyribey, Türkinform’a özel yanıtladı. Beyribey, “Aile yaşantıları, bağlanma problemleri, sosyal çevre, eğitim, travmalar, birçok sebep çocukları suç işleme davranışına yönlendirebiliyor. Aile, çocuğun duygu düzenleme, dürtü kontrolü ve ahlaki gelişiminin şekillendiği ilk sosyal sistemdir. Güvenli bağlanmanın gelişmediği, ihmalin veya istismarın bulunduğu, ebeveynler arasında yoğun çatışmaların yaşandığı ya da tutarsız disiplin anlayışının hâkim olduğu aile ortamları, çocuk suçluluğu açısından önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır. Bağlanma kuramına göre, erken çocukluk döneminde bakım verenle kurulan ilişkinin niteliği, bireyin kendilik algısını ve kişilerarası ilişkilerini doğrudan etkilemektedir. Güvensiz veya dezorganize bağlanma örüntüsüne sahip çocuklarda, empati gelişiminin zayıflayabildiği, öfke düzenleme becerilerinin sınırlı kalabildiği ve davranış problemlerinin daha sık görülebildiği bildirilmektedir” bilgisini paylaştı.
ÇOCUĞUN ÇEVRESİ GELİŞİMİNE NE KADAR ETKİLİ?
Beyribey, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:
“Bununla birlikte suç davranışını yalnızca ‘parçalanmış aile’, ‘boşanmış ebeveyn’ ya da ‘tek ebeveynli aile’ gibi değişkenlerle açıklamak bilimsel açıdan doğru değildir. Araştırmalar, aile yapısından çok, aile içindeki ilişkinin niteliğinin belirleyici olduğunu göstermektedir. Sevgi, sınır koyabilme, duygusal güvenlik ve tutarlı ebeveynlik becerileri, çocuk suçluluğuna karşı en güçlü koruyucu faktörler arasında kabul edilmektedir. Çocuğun yaşadığı çevre de gelişim üzerinde önemli rol oynamaktadır. Kronik yoksulluk, eğitim fırsatlarına erişememe, yüksek suç oranlarının bulunduğu mahallelerde büyüme, sosyal destek sistemlerinin zayıf olması ve toplumsal eşitsizlikler çocuk suçluluğu açısından çevresel risk faktörleri arasında yer almaktadır.”





