Her gün milyonlarca insan sosyal medyada mutlu anlara, başarı hikayelerine ve kusursuz görünen hayatlara tanıklık ediyor. Ancak ekranlara yansıyan bu görüntüler çoğu zaman hayatın tamamını değil, yalnızca seçilmiş birkaç saniyesini içeriyor. Davranış Bilimleri Uzmanı Sinem Genez Turan, bireylerin kendi yaşamlarını başkalarının özenle hazırlanmış paylaşımlarıyla kıyaslamasının zamanla yetersizlik, başarısızlık ve hayatı kaçırıyormuş hissini beraberinde getirebildiğini belirterek, sosyal medyada görülen "kusursuz hayat" algısının gerçek yaşamla örtüşmediğine dikkat çekti. Turan, mutluluğun beğeni alan paylaşımlarda değil, çoğu zaman paylaşılmayan sade anlarda yaşandığını ifade etti.

SOSYAL MEDYADA SADECE EN PARLAK ANLAR PAYLAŞILIYOR
Davranış Bilimleri Uzmanı Sinem Genez Turan, sosyal medyada insanların yaşamlarının yalnızca en mutlu ve başarılı görünen bölümlerini paylaştığını belirterek, bunun gerçek hayat algısını etkileyebildiğini söyledi.
Turan, "Bence sosyal medyanın en büyük problemi insanların yalan söylemesi değil; sadece hikâyenin en parlak sayfasını göstermesi." ifadelerini kullandı.
Sosyal medyada günlük yaşamın zorlayıcı yönlerinin çoğunlukla görünmediğini aktaran Turan, "Kimse kavga ettiği geceyi paylaşmıyor. Kimse çocuğuna bağırdıktan sonraki pişmanlığını paylaşmıyor. Kimse 'Bugün kendimi yetersiz hissettim.' diye video çekmiyor." dedi.
"HERKES MUTLU, BİR TEK BEN BAŞARAMIYORUM"
İnsan beyninin gördüğü içerikleri kendi yaşamıyla karşılaştırdığını belirten Turan, bu durumun zamanla olumsuz duygulara neden olabileceğini ifade etti.
Turan, "Ve günün sonunda kişi şunu söylüyor: 'Herkes mutlu, bir tek ben başaramıyorum.'" sözleriyle sosyal karşılaştırmanın etkisini anlattı.
Paylaşımların gerçeğin yalnızca belirli bir bölümünü yansıttığını vurgulayan Turan, "Oysa herkesin hayatı, Instagram'daki 30 saniyelik reels kadar kusursuz olsaydı bugün terapi odaları bu kadar dolu olmazdı." değerlendirmesinde bulundu.
"BAŞKALARININ VİTRİNİNİ KENDİ KULİSİMİZLE KIYASLIYORUZ"
Meslek hayatından bir danışan örneğini paylaşan Turan, sosyal medyanın bireylerde kaçırılmışlık hissi oluşturabildiğini söyledi.
Turan, "Hocam herkes evleniyor, geziyor, kariyer yapıyor. Ben hayatı kaçırıyorum." diyen danışanıyla yaptıkları görüşmelerin ardından, "Aslında hayatı kaçırmıyordu. Başkalarının vitrinini kendi kulisiyle kıyaslıyordu." ifadelerine ulaştıklarını aktardı.
"MUTLULUK PAYLAŞILMAYAN ANLARDA SAKLI"
Sosyal medyayı lunaparka benzeten Turan, dijital platformlarda görülen görüntülerin hayatın tamamını yansıtmadığını belirtti.
"Lunaparka gittiğinizde herkes gülüyor gibi görünür. Ama kimsenin eve döndükten sonraki hayatını bilmezsiniz. Sosyal medya da böyle." diyen Turan, gerçek mutluluğun çoğu zaman ekranlara yansımayan anlarda yaşandığını ifade etti.
Turan, "Çocuğunuzla ettiğiniz bir kahkahada… Eşinizle içtiğiniz bir çayda… Annenize sarıldığınız birkaç saniyede… Bunlar algoritmanın sevdiği şeyler olmayabilir ama beynimizin ve ruhumuzun en çok ihtiyaç duyduğu anlardır." dedi.
"MUTLULUK, SIRADAN ANLARI FARK EDEBİLME BECERİSİNDE SAKLI"
Sürekli mükemmel görünen hayatlara maruz kalmanın bireylerin kendi yaşamlarını sıradan görmesine neden olabileceğini belirten Turan, mutluluğun bakış açısıyla ilişkili olduğunu söyledi.
Turan, "Sürekli mükemmel hayatlara maruz kalan beyin, zamanla kendi hayatını sıradan görmeye başlıyor. Oysa mutluluk, sıra dışı anlarda değil; sıradan anları fark edebilme becerisinde saklı." ifadelerini kullandı.
Danışanlarına sıkça hatırlattığı bir cümleyi de paylaşan Turan, "Hayatınızı değiştiren şey, başkasının hayatına bakmayı bırakıp kendi hikâyenizi merak etmeye başladığınız gündür." dedi.




