Sosyal medya platformları ve dijital yayın servisleri, kullanıcıların ilgisini çekebilecek içerikleri saniyeler içinde belirleyerek kişiye özel akışlar oluşturuyor. İzlenen videolar, tıklanan haberler ve bir paylaşımın üzerinde geçirilen süre, daha sonra ekrana gelecek içeriklerin belirlenmesinde etkili oluyor.
Mini Yapım CEO’su Ünal Doğan, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, algoritmaların içerik tercihlerimiz üzerindeki etkisini değerlendirdi. Algoritmaların ne tamamen bağımsız karar veren bir güç ne de kullanıcı tercihlerini olduğu gibi yansıtan tarafsız bir ayna olduğunu belirten Doğan, sistemlerin geçmiş davranışları ticari hedefler doğrultusunda yeniden kullanıcıların karşısına çıkardığını ifade etti.
ALGORİTMALAR TERCİHLERİMİZİ NASIL ÖĞRENİYOR?
Dijital platformlarda gerçekleştirilen hemen her hareket, kullanıcıların ilgi alanlarının belirlenmesinde veri olarak kullanılabiliyor. Bir videonun kaç saniye izlendiği, hangi habere tıklandığı, hangi paylaşımın hızla geçildiği ve hangi içeriğe yorum yapıldığı sistem tarafından analiz edilebiliyor.
Doğan, bu süreci “davranış mühendisliği” olarak tanımlayarak, algoritmaların geçmişteki dijital refleksleri okuyup benzer içerikleri yeniden kullanıcının karşısına çıkardığını söyledi. Böylece başlangıçta kişinin tercihlerine göre şekillenen akış, zamanla o tercihleri yönlendiren bir yapıya dönüşebiliyor.
AMAÇ KULLANICIYI EKRANDA TUTMAK
Algoritmaların öncelikli hedeflerinden birinin kullanıcının platformda mümkün olduğunca uzun süre kalmasını sağlamak olduğunu belirten Doğan, bunun için ilgi çekme ihtimali yüksek içeriklerin öne çıkarıldığını ifade etti.
Kullanıcının merakını, öfkesini veya heyecanını harekete geçiren paylaşımlar daha fazla etkileşim oluşturabiliyor. Algoritma, kişinin hoşuna gidebilecek içeriği seçerken aynı zamanda hangi başlığın, görüntünün veya konunun daha fazla dikkat çekeceğini de hesaplıyor.

AYNI İÇERİKLERİN İÇİNDE SIKIŞIP KALABİLİYORUZ
Kullanıcılara sürekli benzer paylaşımların gösterilmesi, “filtre balonu” olarak adlandırılan kapalı bir dijital alan oluşturabiliyor. Kişi belirli bir konuda içerik izledikçe sistem, aynı dünya görüşünü, zevki veya düşünceyi destekleyen paylaşımları daha sık göstermeye başlıyor.
Bu durum, kullanıcının kendi düşüncelerinin sürekli onaylandığı bir “yankı odası” içinde kalmasına neden olabiliyor. Farklı görüşler ve alternatif bakış açıları giderek akışın dışında kalırken, kişi karşısına çıkan içerikleri dijital dünyanın bütünüymüş gibi algılayabiliyor.
NE İZLEMEYECEĞİMİZE DE KARAR VERİYORLAR
Doğan’a göre algoritmalar, kullanıcıya doğrudan “Bunu izle” demese bile önüne çıkardığı seçenekleri sınırlandırarak tercihler üzerinde etkili oluyor. İlgi alanına uygun olduğu düşünülen içerikler gösterilirken farklı fikirler, yeni konular ve keşfedilmemiş kaynaklar görünmez hâle gelebiliyor.
Algoritmalar ne izleyeceğimize karar vermiyor gibi görünse de önümüze koymadığı seçeneklerle ne izlemeyeceğimizi belirleyebiliyor. Bu nedenle kullanıcı, seçimi kendisinin yaptığını düşünse bile o seçimin sınırları daha önce oluşturulan dijital akış tarafından çizilmiş olabiliyor.
“SİZİN İÇİN SEÇİLENLER” NE KADAR SİZE AİT?
Platformlardaki “Sizin için” veya “Sizin için seçilenler” bölümleri, yalnızca kullanıcının o andaki merakına göre hazırlanmıyor. Geçmiş hareketlerden elde edilen çok sayıda veri bir araya getirilerek kişinin hangi içeriğe tepki verebileceği tahmin ediliyor.
Doğan, “Ben ne istersem onu izliyorum” düşüncesinin modern dijital akışlar karşısında büyük ölçüde tartışmalı hâle geldiğini belirtti. Kullanıcıya tercih hakkı sunulsa da hangi seçeneklerin gösterileceği algoritmalar tarafından belirlendiği için özgür seçim ile yönlendirilmiş tercih arasındaki sınır giderek bulanıklaşıyor.
ALGORİTMANIN DIŞINA ÇIKMAK MÜMKÜN
Kullanıcıların tamamen algoritmaların belirlediği bir içerik dünyasına mahkûm olmadığını ifade eden Doğan, dijital platformların daha bilinçli kullanılabileceğini söyledi. Hazır önerilere bağlı kalmadan arama yapmak, farklı kaynakları takip etmek ve yalnızca aynı görüşleri destekleyen hesaplarla sınırlı kalmamak bu konuda atılabilecek adımlar arasında yer alıyor.
Öneri ve izleme geçmişini sıfırlamak da platformun kullanıcı hakkında oluşturduğu kalıpları belirli ölçüde değiştirebiliyor. Doğan, merak duygusunun algoritmik tavsiyelerin dışına taşınmasının ve farklı içeriklerin bilinçli biçimde aranmasının önem taşıdığını vurguladı.
Algoritmaların yalnızca insanların istediği içerikleri göstermediğini belirten Doğan, sistemlerin en fazla etkileşim alınacağını tahmin ettiği içerikleri öne çıkardığını ifade etti. Dijital tercihlerin kontrolünü korumanın yolunun ise kullanıcıların karşılarına çıkan akışı sorgulamasından ve farklı kaynaklara bilinçli biçimde yönelmesinden geçtiğini söyledi.



