Eşlerden biri aldatıldığını öğrendiğinde tabii olarak ilk tepki öfke, hayal kırıklığı veya şaşkınlık olabilir. Kişi hemen boşanma davası açmak istemeyebilir, biraz düşünmek veya evliliğine bir şans daha vermek isteyebilir. Ancak kanunun düzenlemesine paralel olarak zina nedeniyle boşanma davası açmak istiyorsanız zamanın da sizinle birlikte ilerlediğini unutmamalısınız.

Türk Medeni Kanunu, eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir hükmünü düzenlemiştir. Bu hali ile zina, kanunda ayrıca düzenlenmiş özel bir boşanma sebebidir.

Zina nedeniyle boşanma davası açma hakkı, aldatılan eşin zinayı öğrendiği tarihten itibaren altı ay ve her halde zina eyleminin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl geçmekle düşer.

Burada iki farklı süreden kaynaklı ayrıma dikkate etmek gerekiyor. Yani gerçekleşen bir zina eylemini bugün öğrenildiğinde, zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmemiş olması kaydı ile öğrenme tarihinden itibaren altı aylık süre başlayacaktır.

Bu beş yıllık sürenin başlangıcının tespitinde zina devam eden eylemlerden oluşup oluşmadığına bakılır. Eden devam eden zina eylemi var ise beş yıllık sürenin başlangıcı son eylem tarihidir.

Bu süreler hak düşürücü süre olup, karşı tarafın itirazının olup olmadığına bakılmaksızın mahkeme hakimi tarafından re'sen nazara alınabilecek bir süredir.

Bu özel boşanma sebebini ortadan kaldıran tek şey ise eşin diğer eşi affetmesidir.

Kanun, affeden eşin zina sebebiyle boşanma davası açma hakkının bulunmadığını açıkça düzenlemiştir. Bu nedenle aldatmayı öğrenmiş olmalarına rağmen eşlerin birbirlerine karşı davranışları da davayı ispat bakımından önemlidir.

Hemen belirtelim, zina ile sadakatsizlik kavramları birbirleri ile aynı kavramlar değildir. Mesajlaşmalar, duygusal yakınlaşmalar veya güven sarsıcı başka davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren davranışlar olsa da doğrudan zina olarak nitelendirilebilecek davranışlar değildirler.

Bazı kararları vermek için zamana ihtiyaç duyabilirsiniz. Zaman, en iyi ilacınız olsun.