Son yıllarda çocuklarda akran zorbalığı, saldırganlık ve dijital ortamda şiddet davranışları tartışmaların merkezine yerleşirken, pedagog Ali Çankırılı bu sorunların oluşumunda aile ve çevrenin belirleyici rolüne dikkat çekti. Şiddetin doğuştan gelen bir davranış olmadığını belirten Çankırılı, çocukların şiddeti aile ve çevreden öğrenebildiğini ifade etti.

ŞİDDET EĞİLİMİ DOĞUŞTAN MI GELİR?
Çankırılı, çocuklarda şiddet eğiliminin kaynağına ilişkin değerlendirmesinde, "Bazı natüralist psikologların iddia ettiği gibi şiddet eğilimi doğuştan gelen bir davranış şekli değildir. Araştırmalar, şiddetin ailede ve çevrede yaşanarak kazanılan bir davranış bozukluğu olduğunu göstermektedir" dedi.
Aile içinde şiddet gören çocukların yaşadıkları karşısında kendilerinden güçlü olan kişilere karşı koyamadığını belirten Çankırılı, bu durumun akran ilişkilerine de yansıyabildiğini söyledi. Çankırılı, "Ailede şiddet gören, dayakla sindirilen bir çocuk, şiddet gördüğü anne baba otoritesine güç yetiremediği için, gücünü kendisinden zayıf olan akranlarına göstererek onları sindirme yolunu seçebilmektedir" ifadelerini kullandı.

AKRAN ZORBALIĞI SADECE FİZİKSEL SALDIRI DEĞİL
Akran zorbalığının yalnızca fiziksel saldırıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Çankırılı, sözel, duygusal ve dijital saldırganlığın da zorbalığın farklı biçimleri arasında yer aldığını belirtti. Çankırılı, "Akran zorbalığı, fiziksel saldırı şeklinde olmakla birlikte sözel, duygusal veya dijital saldırganlık şeklinde gerçekleşmektedir. Ailede aşağılanan, alay edilen, hakaret gören bir çocuk, kendisinden zayıf akranlarına aynı şekilde davranabilmektedir" dedi.
Duygusal ve siber zorbalığın çocuklar açısından önemli risk alanları oluşturduğunu belirten Çankırılı, dışlama ve yalnızlaştırmanın da zorbalık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çankırılı, "Gruptan dışlama, görmezden gelme, hakkında dedikodu yayma ve yalnızlaştırma duygusal zorbalığın belirtileridir. Sosyal medya veya mesajlaşma yoluyla utandırma, aşağılama ve tehdit etme de siber zorbalık olarak tanımlanmaktadır" ifadelerini kullandı.

ANNE BABALAR BU İŞARETLERE DİKKAT ETMELİ
Çocukların maruz kaldığı zorbalığı her zaman açık şekilde anlatamayabileceğine dikkat çeken Çankırılı, ailelerin davranış değişikliklerini yakından takip etmesi gerektiğini belirtti. Çankırılı, çocukların yaşadığı bazı fiziksel ve davranışsal değişimlerin zorbalığa ilişkin ipuçları verebileceğini belirterek şunları söyledi:
"Çocuğun açıklayamadığı veya açıklamaktan korktuğu fiziksel yaralanmalar kolayca fark edilen bir akran zorbalığı şeklidir. Açıklanamayan karın ağrıları, mide bulantıları, baş ağrıları, okula gitmede isteksizlik, arkadaş ortamlarından kaçınma, yalnız kalmayı tercih etme, kişisel eşyaların sık sık kaybolması, yırtılması veya zarar görmesi, uyku bozuklukları çocuğun akran zorbalığına maruz kaldığını gösteren anne babalara ipuçları niteliğindedir."
Dijital medyanın akran zorbalığı üzerindeki etkisinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Çankırılı, şiddet içerikli film ve oyunların çocukların dünyasındaki etkisine dikkat çekti. Çankırılı, "Akran zorbalığında dijital medyanın payı fazla abartılsa da, ektisi az değildir. İnternette izlenen şiddet içerikle filmlerin, bilgisayarda oynanan şiddet içerikli oyunların da çocukların bilinçaltına şiddetin bir çözüm yolu olduğunu telkin etmektedir" dedi.

SORUMLULUK SADECE AİLELERDE DEĞİL
Akran zorbalığının önlenmesinde yalnızca anne ve babaların değil, okulların ve emniyet güçlerinin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Çankırılı, çocukların ve ailelerin bilinçlendirilmesine dikkat çekti. Çankırılı, "Ailelerin yanı sıra okulların ve emniyet güçlerinin de akran zorbalığını önlemede kendilerine düşen görevleri yerine getirmeli; aileler ve öğrenciler bu konuda bilgilendirmelidir" ifadelerini kullandı.



