Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, dış politikadan ekonomiye, muhalefetin söylemlerinden emeklilerin durumuna kadar gündemdeki başlıkları değerlendirdi. Libya ile imzalanan deniz yetki alanları mutabakatının iki ülkenin Doğu Akdeniz'deki haklarını güvence altına aldığını belirten Erdoğan, Avrupa Birliği'nin tepkilerine karşı çıktı. Muhalefete yönelik sert ifadeler kullanan Erdoğan, 2027 bütçesinin ayrıntılarını da paylaştı.

MADENCİLER VE ŞEHİT ALBAY İÇİN TAZİYE MESAJI
Erdoğan, açıklamasının başında Zonguldak'ta meydana gelen maden faciasında hayatını kaybeden işçiler ile Ankara'daki askeri araç kazasında şehit olan Albay Said Gökgöz'ü andı. Erdoğan, “Öncelikle Zonguldak'ta özel bir maden ocağında Cuma günü meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 3 madencimize Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralı madencilerimize ise acil şifalar diliyorum. Yine önceki gün Ankara'da yaşanan askeri araç kazasında şehit olan Albay Said Gökgöz'e Rabbimden rahmet niyaz ediyor, şehidimizin ailesine, silah arkadaşlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Cenab-ı Allah şehidimizin mekanını inşallah cennet eylesin” dedi.
KABİNEDE EKONOMİ, GÜVENLİK VE DIŞ POLİTİKA GÜNDEMİ
Kabine toplantısında iç siyaset, ekonomi, güvenlik ve dış politikadaki gelişmelerin ele alındığını belirten Erdoğan, Türkiye'nin istikrar ve kalkınma hedeflerini sürdüreceğini söyledi. Erdoğan, “Sevgili vatandaşlarım, Kabinemizin 74'üncü toplantısını az önce hitama erdirdik. Toplantımızda iç siyasete, ekonomiye, güvenliğe ve dış politikaya dair güncel gelişmeleri istişare ettik. Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükümet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Dünyadaki gelişmelerin Türkiye'de huzur ve istikrar ortamının korunmasını daha önemli hale getirdiğini söyleyen Erdoğan, farklı görüş, köken ve mezheplerden vatandaşların bu konuda gösterdiği sağduyuya teşekkür etti. Türkiye'nin bölgesel çatışmaları sona erdirmek için mücadele ettiğini belirten Erdoğan, “Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkanlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz” dedi. Balkanlardan Türk cumhuriyetlerine kadar Türkiye'nin kardeşlerinin, soydaşlarının ve dostlarının haklarını savunduğunu ifade eden Erdoğan, komşu ülkelerden başlayarak karşılıklı saygıya dayalı ilişkiler kurmaya ve yeni ortaklıklar geliştirmeye önem verdiklerini söyledi.

KAMBOÇYA VE KANADA İLE YENİ İŞ BİRLİKLERİ
Uluslararası ilişkilerde Türkiye'nin etki alanını genişleten gelişmeler yaşandığını belirten Erdoğan, 16 Ekim'de Kamboçya Başbakanı Hun Manet ve beraberindeki heyetin İstanbul'da ağırlandığını söyledi. Ticaret, yatırım, enerji, eğitim ve savunma sanayisi alanlarında yeni iş birliği imkanlarının ele alındığını belirten Erdoğan, iki ülke arasında imzalanan askeri çerçeve anlaşmasının ilişkiler açısından önemli bir referans olduğunu ifade etti. Kanada Başbakanı Carney'nin Türkiye ziyaretine de değinen Erdoğan, iki ülke arasındaki 83 yıllık diplomatik ilişkilerde yeni bir döneme girildiğini söyledi. Erdoğan, “Ayrıca savunma, hava, ulaştırma ve enerji alanlarında iş birliğimizi güçlendirecek 3 yeni anlaşma imzaladık” dedi. Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yıl bitmeden başlanması konusunda mutabakata varıldığını açıklayan Erdoğan, yaklaşık 3 milyar dolar seviyesindeki ticaret hacmini önce 5 milyar dolara, ardından 10 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini belirtti. Türkiye'nin diplomatik temaslarının devam edeceğini söyleyen Erdoğan, İstanbul'da 9. Arabuluculuk Konferansı'na ve Dışişleri Bakanları toplantılarına ev sahipliği yapıldığını hatırlattı. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in Ankara'da ağırlanacağını, Cumhuriyet'in 103. yıl dönümünün Türk dünyasından konuklarla kutlanacağını ve Beştepe Millet Ormanı'nın halkın kullanımına açılacağını bildirdi. Erdoğan, 30 Ekim'de Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. zirvesine Ankara'da ev sahipliği yapılacağını, Güney Kore ziyaretinin ardından COP31 Zirvesi'nin Antalya'da düzenleneceğini de söyledi.

“LİBYA MUTABAKATI BÜYÜK BİR ADIM”
Erdoğan'ın açıklamalarında dış politikaya ilişkin en önemli başlıklardan biri Libya ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatı oldu. Türkiye'nin Libya politikasını uzun vadeli devlet geleneğinin bir parçası olarak değerlendiren Erdoğan, 27 Kasım 2019'da Libya Milli Mutabakat Hükümeti ile imzalanan anlaşmanın Doğu Akdeniz'deki haklar açısından önem taşıdığını belirtti. Erdoğan, “Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereği neyse onu yerine getirmeye çalıştık. Biliyorsunuz 27 Kasım 2019 tarihinde Libya Milli Mutabakat Hükümeti ile stratejik önemi haiz deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı imzalamıştık. Bu mutabakat Türkiye ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştur” ifadelerini kullandı. Mutabakatın geçen hafta Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandığını belirten Erdoğan, kararın Libya'daki siyasi farklılıklara rağmen ortak milli menfaatler doğrultusunda hareket edilmesi bakımından önemli olduğunu söyledi.
Erdoğan, “Türkiye'nin ilk günden beri savunageldiği tek Libya, tek devlet ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen milli menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini Libya'nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum” dedi. Türkiye'nin Libya'da birlik ve beraberliği desteklediğini ifade eden Erdoğan, ülkenin farklı bölgelerinde ayrılıkların sona ermesini istediklerini belirterek bütün aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edeceklerini kaydetti.
![]()
AVRUPA BİRLİĞİ'NE DOĞU AKDENİZ TEPKİSİ
Libya mutabakatının onaylanmasının ardından Avrupa Birliği başta olmak üzere gelen tepkileri eleştiren Erdoğan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikasının hak ve menfaatleri korumaya dayandığını söyledi. Erdoğan, “Mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesi yoktur. Bizim Doğu Akdeniz'le ilgili politikamız çok nettir” dedi. Türkiye'nin bölgede başka ülkelere karşı üstünlük kurma arayışında olmadığını ifade eden Erdoğan, anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ve diyalog yoluyla çözülmesini savunduklarını belirtti. Erdoğan, “Biz Doğu Akdeniz'de tabiri caizse birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerden de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin dış politika kararlarında kendi çıkarlarını esas aldığını vurgulayan Erdoğan, “Gerçeklerden kopuk, agresif söylemlerin hiç kimseye faydası olmaz. Türkiye bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke zaten değildir. Bizim siyasette de, dış politikada da tek pusulamız Türkiye'nin çıkarlarıdır” diye konuştu. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'den dışlanmasına yönelik girişimlere karşı ortak iradeye saygı gösterilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, Libya halkına dayanışma mesajı gönderdi.
“TÜRKİYE SOKAKTA BULUNMAMIŞTIR”
Erdoğan, Libya politikası nedeniyle geçmişte iktidarı eleştiren siyasetçilerin bugün Türkiye'nin haklarını teslim etmesini önemli bulduğunu söyledi. Siyasi rekabetin husumete dönüştürülmesine karşı çıkan Erdoğan, muhalefetin kullandığı dili eleştirdi. Erdoğan, “Bu vesileyle aynı mutabakat dolayısıyla daha önce bizi kıyasıya eleştiren, Libya'da ne işimiz var diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eder noktaya gelmelerini Türk dış politikası adına, Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum” dedi. Siyasetin demokratik zeminde yürütülmesi gerektiğini belirten Erdoğan, “Siyaseti demokratik zeminde mutabakat içinde rekabetten çıkartıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmek yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşımdır” ifadelerini kullandı. Muhalefetin son dönemde kullandığı savaş jargonunu eleştiren Erdoğan, Türkiye'nin huzur ve istikrar ortamını koruyacağını belirterek şu sözleri kullandı:
“Türkiye hamdolsun her karışında sulh-ü sükunun hakim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye sokakta bulunmamıştır. Sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir.”

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ TARTIŞMASI
Erdoğan, basın özgürlüğü tartışmalarına da değinerek hükümete yönelik eleştirilerde bulunan kesimlere tepki gösterdi. Erdoğan, “Basın özgürlüğü bahanesiyle hükümetimize saldıranlar, nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar” dedi. Gazetecilerin ve medya kuruluşlarının geçmişte tehdit edildiğini savunan Erdoğan, “Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler bize basın özgürlüğü dersi veremezler” ifadelerini kullandı. Türkiye'de basın özgürlüğüyle ve eleştirel seslerle sorunları olmadığını söyleyen Erdoğan, farklı görüşlerden televizyon ve radyo kanallarının yayın yaptığını belirtti. Erdoğan, hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece farklı görüşlerin ifade edilebildiğini belirterek, Türkiye'nin demokratik ülkelerde olduğu gibi kendisine yönelik operasyonlara izin vermeyeceğini savundu.
“HEPİMİZİN ÖNCELİĞİ TÜRKİYE OLMALI”
İktidar ve muhalefetin ortak sorumluluğunun ülkeye ve millete hizmet etmek olduğunu söyleyen Erdoğan, siyasi aktörlere birlik ve istikrar çağrısında bulundu. Erdoğan, “Şu temel hakikati tekrar hatırlatmak isterim. Bizler ister iktidarda, ister muhalefette olalım hepimiz ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef insanlarız. Makamlarımız, unvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalı. Ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır” dedi. Türkiye'nin uzun yıllar sonra yakaladığı istikrar ve güven ortamının korunması gerektiğini belirten Erdoğan, bu ortamı bozmak isteyenlere fırsat verilmemesi gerektiğini ifade etti.
2027 BÜTÇESİ 27 TRİLYON 276 MİLYAR LİRA
Erdoğan, 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi'nin geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulduğunu belirterek bütçenin temel büyüklüklerini açıkladı. Buna göre 2027 yılı bütçe giderleri 27 trilyon 276 milyar lira, gelirleri ise 23 trilyon 408 milyar lira olarak hesaplandı. Bütçenin toplumsal refahı ve sosyal adaleti merkeze aldığını söyleyen Erdoğan, üretim kapasitesinin artırılacağını, ekonominin dış şoklara karşı daha dayanıklı hale getirileceğini belirtti. Erdoğan, “Makro ekonomik istikrarımızı koruyacak, dezenflasyon sürecini hızlandıracak ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacağız. Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızı çizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz” ifadelerini kullandı.

KENTSEL DÖNÜŞÜM VE SOSYAL KONUT ÖDENEKLERİ ARTIRILDI
Şehirleri deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hale getirmekte kararlı olduklarını belirten Erdoğan, 2027 bütçesinde kentsel dönüşüm ve sosyal konut için ayrılan kaynakları açıkladı. Kentsel dönüşüm ödeneklerinin yüzde 176 artırılarak 276 milyar liraya çıkarıldığını belirten Erdoğan, sosyal konut ödeneğinin yüzde 150 artırılarak 250 milyar liraya yükseltildiğini söyledi. Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira kaynak ayrıldığını ifade eden Erdoğan, deprem bölgesindeki harcamaların 2026 yılı sonu itibarıyla güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştığını bildirdi. Erdoğan, 11 ilde 455 bin konut ve iş yerinin hak sahiplerine teslim edildiğini belirtti.
EĞİTİME 3 TRİLYON 747 MİLYAR LİRA
2027 bütçesinde aslan payının eğitime ayrıldığını açıklayan Erdoğan, Türkiye ekonomisinin 2026 yılını yüzde 3,3 büyümeyle tamamlamasının beklendiğini, 2027 yılında ise büyüme oranının yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşmesinin öngörüldüğünü söyledi. Erdoğan, “2027 bütçesinde yüzde 13,7 ile aslan payını yine eğitime verdik. Milli Eğitim Bakanlığımıza 2 trilyon 459 milyar liralık ödenek ayırdık. Yükseköğretim dahil eğitim bütçemizi toplam 3 trilyon 747 milyar lira gibi rekor bir seviyeye taşıdık” dedi. Sağlık alanındaki ödeneklere de değinen Erdoğan, sağlık hizmetleri için 2 trilyon 134 milyar lira ayrıldığını belirtti. Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak harcamalar da dahil edildiğinde sağlık için ayrılan toplam kaynağın 4 trilyon 532 milyar liraya ulaştığını söyledi.

EMEKLİYE YENİ DÜZENLEME: YIL SONU İŞARET EDİLDİ
Erdoğan'ın Kabine sonrası açıklamasında en dikkat çeken başlıklardan biri emeklilere yönelik düzenleme mesajı oldu. Emeklilerin yaşadığı ekonomik zorlukların farkında olduklarını belirten Erdoğan, 2027 bütçesinde emeklilerin durumunu iyileştirmeye yönelik mali imkanların oluşturulacağını açıkladı. Erdoğan, emeklilere yönelik düzenleme konusunda şu ifadeleri kullandı:
“Ülkemizin ürettiği refahın toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırılması temel ilkemizdir. Bu anlayışla bütçemizde sosyal yardım ve destekleme 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayırdık. Yine 2022'de başlattığımız asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tutma uygulamasını devam ettiriyoruz. Bu kapsamda 2027'de vergi istisnası yoluyla çalışanlarımızın gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlıyoruz. Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyetle ifade ettim. Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına, elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz.”
TARIM VE SAVUNMA HARCAMALARI
2027 bütçesinde tarım ve güvenlik alanlarına ayrılan kaynakları da açıklayan Erdoğan, tarımın Türkiye için stratejik öneme sahip bir sektör olduğunu söyledi. Tarım için toplam 1 trilyon 305 milyar lira ayrıldığını belirten Erdoğan, tarımsal kredilere yönelik sübvansiyon desteği hariç reel sektör destekleri için 658 milyar lira kaynak öngörüldüğünü bildirdi. Savunma ve güvenlik harcamalarının toplam 3 trilyon 454 milyar lira olarak belirlendiğini açıklayan Erdoğan, bu tutarın 2 trilyon 206 milyar lirasının savunmaya, 1 trilyon 248 milyar lirasının ise iç güvenliğe ayrıldığını söyledi. Büyükşehir belediyeleri, diğer belediyeler ve il özel idarelerine toplam 2 trilyon 384 milyar liralık kaynak tahsis edildiğini belirten Erdoğan, 2027 bütçesinin yüzde 10,4'üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar liranın yatırımlara ayrılacağını ifade etti.

İRAN'A YÖNELİK SALDIRILAR VE AKARYAKIT FİYATLARI
Bölgedeki gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkilerine de değinen Erdoğan, İran'a yönelik saldırı haberlerinin son günlerde yoğunlaşmasının akaryakıt fiyatlarında yeniden yükselişe yol açtığını söyledi. Bölgede yeni bir şiddet sarmalının oluşmaması gerektiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin yeni gerilim ve çatışma alanları istemediğini vurguladı. Erdoğan, “Temennimiz bölgemizi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulmasıdır. Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkarttığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye ekonomisinin bölgedeki gelişmeleri mümkün olan en az hasarla atlatabilecek kapasiteye sahip olduğunu söyleyen Erdoğan, bölgenin en büyük ihtiyacının istikrar olduğunu belirtti. Erdoğan, “Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış, insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir. Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacak, birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz” dedi.




