Çocukluk yıllarından bu yana sıkça duyulan “Soğuk yere oturma, sistit olursun” uyarısı, idrar yolu enfeksiyonlarıyla ilgili en yaygın inanışlardan biri. Ancak uzmanlara göre sistitin temelinde çoğunlukla soğuk değil, bakteriler bulunuyor. Üstelik idrar yaparken yanma ve sık sık tuvalete gitme gibi belirtiler de her zaman enfeksiyon anlamına gelmiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ece Akgör, sistitin nedenlerine, soğuğun olası etkilerine ve tekrarlayan enfeksiyonlardan korunma yollarına ilişkin merak edilenleri Türkinform muhabiri Pelin Zengin'e anlattı.
SOĞUK ZEMİN SİSTİTİN NEDENİ Mİ?
Soğuk havalarda veya soğuk bir zemine oturulduğunda idrar yolu enfeksiyonu geçirileceği düşüncesi yaygın olsa da bu inanışın bilimsel karşılığı sanıldığı kadar güçlü değil. Op. Dr. Ece Akgör, soğuk zemine oturmanın doğrudan enfeksiyona yol açtığını gösteren güçlü bilimsel kanıtların bulunmadığına dikkat çekti.
Bununla birlikte soğuğun hiçbir etkisi olmadığını söylemek de doğru değil. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu yaşayan kadınlarla yapılan küçük çaplı bir deneyde, ayakların soğuğa maruz bırakılmasının ardından bazı katılımcılarda bakteriyel enfeksiyon geliştiği bildirildi. Ancak araştırmanın sınırlı olması, sonuçların bütün kadınlar için geçerli kabul edilmesini engelliyor.
Soğuk, bazı kişilerde mesane hassasiyetini artırarak sık idrara çıkma ihtiyacını da tetikleyebiliyor. Fakat bu durum tek başına enfeksiyon geçirildiğini göstermiyor.

SİSTİTİ TETİKLEYEN ASIL ETKEN NE?
İdrar yolu enfeksiyonlarıyla ilgili en önemli ayrıntılardan biri, belirtilerin her zaman aynı hastalığa işaret etmemesi. Op. Dr. Ece Akgör'ün aktardığı bilgilere göre sistit, mesanenin iltihaplanması anlamına geliyor ve günlük kullanımda çoğunlukla bakteriyel mesane enfeksiyonunu ifade ediyor.
En sık karşılaşılan etkenlerden biri, bağırsaklarda da doğal olarak bulunabilen Escherichia coli (E. coli) bakterisi. Bu bakteriler idrar kanalının çevresine ulaşıp mesaneye ilerlediğinde enfeksiyon gelişebiliyor.
İdrar yaparken yanma, sık tuvalete gitme, aniden idrara çıkma ihtiyacı ve alt karın bölgesinde rahatsızlık hissi sistitin öne çıkan belirtileri arasında yer alıyor. Ancak benzer yakınmalar mesane hassasiyeti, menopozla ilişkili değişiklikler ve diğer ürogenital sorunlarda da görülebiliyor.
Akgör, bu ayrımı şu sözlerle vurguladı: “Her idrar yanması ya da sık idrara çıkma şikâyeti sistit değildir.” Özellikle şikâyetlerin tekrar etmesi durumunda belirtilere bakarak kendi kendine tanı koymak yerine doğru değerlendirme yapılması gerekiyor.

KADINLAR NEDEN DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?
İdrar yolu enfeksiyonlarının kadınlarda daha sık görülmesinde anatomik özellikler önemli rol oynuyor. Op. Dr. Ece Akgör, kadınların idrar kanalının erkeklere göre daha kısa olmasının ve idrar kanalı çıkışının anal bölgeye yakın bulunmasının, bağırsak kaynaklı bakterilerin mesaneye ulaşmasını kolaylaştırabildiğini belirtti.
Bunun yanında hormonal değişiklikler de enfeksiyon riskini etkileyebiliyor. Özellikle menopoz döneminde östrojen seviyelerinin azalması, vajinal dokularda ve koruyucu mikrobiyotada değişikliklere yol açabiliyor. Bu durum bazı kadınlarda tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına yatkınlığı artırabiliyor.
Dolayısıyla sık sistit geçiren kadınlarda yalnızca günlük alışkanlıkların değil, yaşa ve hormonal döneme bağlı değişimlerin de değerlendirilmesi önem taşıyor.
SİSTİT RİSKİNİ ARTIRAN ALIŞKANLIKLAR NELER?
İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmak için günlük yaşamda pek çok öneri dile getiriliyor. Ancak bu önerilerin tamamının aynı ölçüde bilimsel desteğe sahip olmadığına işaret eden Op. Dr. Ece Akgör, bazı risk faktörleriyle yaygın inanışların birbirinden ayrılması gerektiğini ortaya koydu.
Cinsel aktivite, bakterilerin idrar kanalı çevresine taşınmasını kolaylaştırarak enfeksiyon riskini artırabiliyor. Spermisit içeren bazı korunma yöntemleri de vajinal mikrobiyotayı etkileyerek bu riske katkıda bulunabiliyor.
Tuvalet sonrası önden arkaya doğru temizlenmek, bağırsak kaynaklı bakterilerin idrar kanalı çevresine taşınmasını azaltmaya yönelik bir hijyen önerisi olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte bu alışkanlığın enfeksiyonları önlemedeki etkisine ilişkin bilimsel verilerin sınırlı olduğu belirtiliyor.
Öte yandan ıslak mayoyla oturmak ve dar kıyafetler giymek nem ya da tahrişe neden olabilse de bu durumların bakteriyel sistit riskini doğrudan artırdığını gösteren güçlü klinik kanıtlar bulunmuyor. Bu nedenle enfeksiyonun nedenini tek bir alışkanlığa bağlamak yerine kişinin genel risk faktörlerinin birlikte ele alınması gerekiyor.

SİSTİTİN TEKRARLAMAMASI İÇİN NE YAPMALI?
Sık sık idrar yolu enfeksiyonu yaşayan kişilerde ilk adım, şikâyetlerin gerçekten tekrarlayan bakteriyel enfeksiyondan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemek. Op. Dr. Ece Akgör, altı ayda en az iki veya bir yılda en az üç enfeksiyon geçirilmesinin tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olarak değerlendirildiğini aktardı.
Bu durumda uygun idrar tetkikleri ve idrar kültürüyle değerlendirme yapılması önem kazanıyor. Korunma yöntemleri arasında ise özellikle normalde az su tüketen kadınlarda sıvı alımını artırmak yer alıyor. Çalışmalar, bu yaklaşımın tekrarlayan enfeksiyonları azaltabileceğini gösteriyor.
Menopoz dönemindeki uygun hastalarda lokal vajinal östrojen tedavisi de enfeksiyonların tekrarlama sıklığını azaltabiliyor. Turna yemişi, yani cranberry ürünleri bazı kadınlarda koruyucu etki sağlayabilse de ürünlerin içeriği ve etkisi aynı olmayabiliyor. Bazı hastalarda ise hekim değerlendirmesi sonucunda koruyucu ilaç tedavileri gündeme gelebiliyor.
Akgör, tekrarlayan sistit vakalarında bilinçsiz antibiyotik kullanımından kaçınılması ve enfeksiyonun nedeninin araştırılması gerektiğini vurgulayarak, “Tekrarlayan sistit, sürekli kendi kendine antibiyotik kullanarak çözülmeye çalışılmaması gereken bir durum” dedi.





