Serbest fotoğrafçı İsmail Aydın, yapay zekanın stok fotoğraf gelirini neredeyse sıfırladığını, düğün çekiminde ise rakip değil yardımcı olduğunu söyledi. Aydın'a göre yapay zeka fotoğrafçılığın her alanını aynı biçimde etkilemiyor.

Beş yıldır profesyonel çekim yapan Aydın'ın gelirinin büyük kısmı düğünlerden geliyor. Sokak fotoğrafçılığını tutku olarak sürdüren Aydın sergilere ve kitap projelerine katıldı, stok ajanslarına fotoğraf göndermeyi ise iki yıl önce büyük ölçüde bıraktı. Aydın üç alandaki değişimi Türkinform'a özel yaptığı açıklamada anlattı.
"OFİSTE GÜLÜMSEYEN KADIN KARESİNİ ARTIK KİMSE ALMIYOR"
"Stok tarafında yapay zeka beni doğrudan vurdu. Eskiden ofiste gülümseyen bir kadın gibi sıradan bir kareden ayda üç beş satış gelirdi. Şimdi öyle bir görseli kimse satın almıyor, çünkü saniyeler içinde üretiliyor. O kapı benim için büyük ölçüde kapandı" diyen Aydın, düğünde aynı tehdidi hissetmediğini belirtti.
Aydın'a göre hiçbir aile düğün fotoğraflarını yapay zekaya ürettirmek istemiyor, çünkü düğün tekrarı olmayan bir gün ve o anda orada bulunan biri gerekiyor. Ticari çekimlerde ise müşterilerin bir kısmı artık yalnızca ürünü çektirip arka planı yapay zekayla tamamlıyor. "Bütçe kısılıyor, iş bölünüyor. Bunu kabul ediyorum, inat etmenin anlamı yok" diyen Aydın, bu alandaki daralmayı kabullendiğini söyledi.
DÜĞÜN BAŞINA 8-10 SAAT KAZANDIRIYOR
Aydın'ın bir düğünde çektiği kare sayısı 3 bin ile 4 bin arasında değişiyor. "Eskiden yalnızca ayıklamak bir buçuk iki günümü alırdı. Şimdi yazılım gözü kapalı, bulanık ya da aynı anın tekrarı olan kareleri önden eliyor, ben kalanlara bakıyorum. Düğün başına kabaca 8 ile 10 saat kazanıyorum" diyen Aydın, son seçimi makineye bırakmadığını vurguladı.
"Gelinin gözü yarı kapalı ama babası ağlıyor, yazılım o kareyi kusurlu diye atıyor. Oysa o albümün en güzel fotoğrafı olabiliyor" diyen Aydın'a göre teslim süresi de kısaldı. Yaz sezonunda altı ile sekiz haftaya çıkan teslim süresi üç dört haftaya indi. Aydın düğünün ertesi günü çiftlere 30-40 karelik ön izleme gönderiyor, çünkü çiftler ilk kareleri hemen sosyal medyaya koymak istiyor.

MİSAFİR TELEFONLARI PROFESYONELE İHTİYACI ARTIRDI
Aydın'a göre düğünlerde herkesin telefonla çekim yapması profesyonel fotoğrafçıya olan ihtiyacı azaltmadı, artırdı. "Nikah anında yirmi kişinin telefonu havada, hepsi aynı açıdan, karanlık ve bulanık. Gelin koridorda yürürken önüne çıkıp telefon uzatan amca benim en büyük düşmanım. Bazı çiftler artık nikahta telefonların kapalı olmasını rica ediyor" diyen Aydın, hikayeyi baştan sona anlatacak birine her zaman ihtiyaç olduğunu söyledi.
Çiftlerin isteği de değişti. Aydın'a göre eskiden bütün çiftler aynı pozları isterdi, şimdi ilk görüşmede çoğu çift poz verdirilmesini istemiyor. "Doğal görünen kareler için de yönlendirme yapıyorum, ama belli etmeden. Aileler ise klasik toplu fotoğrafı hala istiyor, anneanne için o kare olmazsa olmaz" diyen Aydın, iki beklentiyi dengelemeye çalıştığını anlattı.

"O gün bir daha olmayacak. Pasta yeniyor, gelinlik kaldırılıyor, mekan bitiyor, geriye fotoğraflar kalıyor. Bir de güven alıyorlar. Yağmur yağsa da ışık kötü olsa da o kareleri çıkaracağımı biliyorlar" diyen Aydın, fiyatların enflasyonla sürekli güncellendiğini gizlemedi.
İSMAİL AYDIN SOKAKTA KENDİ KURALLARINI KOYDU
Aydın'a göre herkesin cebinde kamera olması sokak fotoğrafçısının işini kolaylaştırdı, çünkü artık büyük kamerayla duran birine kimse dönüp bakmıyor. Ama insanların tepkisi değişti. "Eskiden merak vardı, şimdi tedirginlik var. İnsanlar daha çabuk beni nereye koyacaksın diye soruyor, çünkü fotoğrafın internete düşüp alay konusu olabileceğini biliyorlar" diyen Aydın, biri silmesini isterse kareyi yanında sildiğini söyledi.
Aydın'ın kendi kuralları da var. Çocukları ailenin onayı olmadan yayınlamıyor, birini zor durumda teşhir eden kareleri paylaşmıyor, evsizleri malzeme olarak kullanmıyor. "Kalabalıkta bir silüet başka, birinin yüzünü yakından çekip onu hikayenin kötü karakteri yapmak başka. Hukuki kısmı ben anlatamam ama vicdani kısım bence daha belirleyici" dedi. İzinsiz çekilen fotoğrafların hukuki boyutunu Türkinform daha önce ele almıştı.
Yapay zekayla üretilen sokak sahneleri konusunda Aydın'ın çizgisi net. "Üretilen bir sahne çok güzel olabilir, ona dijital sanat derim, saygı da duyarım. Ama Kadıköy'de bir sabah diye paylaşılıyorsa bu yalan. Sokak fotoğrafı bir tanıklıktır. Etiket konulursa sorun yok, mesele dürüstlük" diyen Aydın, haber ve yarışmalarda ham dosya istenmesi gerektiğini savundu.
"O FOTOĞRAFI HİÇBİR PROGRAM ÜRETEMEZ"
Aydın'a göre yapay zekanın hiçbir zaman taklit edemeyeceği tek şey orada olmak. "Yapay zeka bir babanın kızını uğurlarken nasıl ağlayacağını tahmin edebilir, çok inandırıcı bir görüntü de üretebilir. Ama o baba gerçekten o gün ağladı ve ben o salondaydım. Fotoğrafın asıl değeri o anın yaşanmış olması" dedi.
En unutamadığı kareyi ise Bursa'daki bir düğünde çekti. "Damadın dedesi alzheimer hastasıydı, gün boyu kimseyi tanımadı. Gece ilk dansta torunu yanına gidip elini tuttu. Dede bir an durdu, torununun yüzüne dokundu ve adını söyledi. Salonda kimse fark etmedi, yalnızca ben o köşedeydim. O kareyi albümün ilk sayfasına koyduk. Dede birkaç ay sonra vefat etti. O fotoğrafı hiçbir program üretemez, çünkü o an gerçekten yaşandı."




