Dünyanın günümüze ulaşan en eski aşk şiiri olarak kabul edilen metin, yaklaşık 4 bin yıl önce bir kil tablet üzerine yazıldı. MÖ 2031 dolaylarına tarihlenen ve bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonunda bulunan eser, sevgiliye duyulan özlemi ve hayranlığı anlatıyor. Guinness Dünya Rekorları tarafından da en eski aşk şiiri olarak kaydedilen tablet, müzedeki envanter numarasından dolayı “İstanbul 2461” adıyla tanınıyor.
Tablet İstanbul’da korunmasına rağmen Türkiye’de bulunmadı. Eser, Mezopotamya’nın önemli antik kentlerinden Nippur’da, bugünkü Irak sınırları içerisinde ortaya çıkarıldı. Daha sonra İstanbul’a getirilen tablet, yıllar sonra üzerindeki Sümerce metnin çözülmesiyle dünya çapında tanınmaya başladı.
4 bin yıl önce aşk nasıl anlatılıyordu?
Tablet üzerindeki metnin anlatıcısı bir kadın. Şiirin, Ur III Hanedanı hükümdarlarından Şu-Sin’e hitaben yazıldığı değerlendiriliyor.
Dizelerde sevilen kişinin güzelliği, ona duyulan arzu ve yakınlık isteği oldukça açık ifadelerle anlatılıyor. Metinde sevgili tatlılıkla ilişkilendiriliyor ve aşk, fiziksel yakınlıkla birlikte dile getiriliyor.
Şiirin kimin tarafından yazıldığı ise bilinmiyor. Guinness Dünya Rekorları’ndaki bilgilere göre metnin Şu-Sin’in gelini tarafından okunmuş olabileceğine ilişkin bir değerlendirme bulunuyor. Şu-Sin’in MÖ 2037 ile MÖ 2029 yılları arasında hüküm sürdüğü kabul ediliyor. 
Tabletteki aşk şiiri 1951’de fark edildi
“İstanbul 2461”in modern dünyada tanınmasının hikâyesi de İstanbul’da başladı. Tablet müze koleksiyonuna girdikten sonra üzerindeki metnin önemi uzun süre anlaşılmadı.
Sümerolog Samuel Noah Kramer, 1951 yılında İstanbul’daki tabletler üzerinde çalışırken 2461 envanter numaralı eseri incelemeye başladı. Sümerce metin çözüldüğünde, binlerce yıl önce yazılmış bir aşk şiiriyle karşı karşıya olduğu anlaşıldı.
Böylece yaklaşık dört bin yıldır kil üzerinde duran aşk dizeleri yeniden okunmaya başladı.
Şiirin arkasında bir Sümer ritüeli olabilir
Metin yalnızca iki insan arasındaki romantik bir aşkın ifadesi olarak değerlendirilmiyor. Araştırmacılar şiirin Sümerlerin dini inanışlarıyla bağlantılı olabileceği üzerinde de duruyor.
Şiirin, Sümerlerde aşk ve bereketle ilişkilendirilen tanrıça İnanna ile kral arasındaki sembolik birlikteliği temsil eden “kutsal evlilik” geleneğiyle bağlantılı olduğu düşünülüyor. Bu ritüelin toplumun bereketi ve refahıyla ilişkilendirildiğine yönelik yorumlar bulunuyor.
Bu nedenle tabletteki dizeler hem kişisel bir aşk anlatısı hem de dönemin dini ve toplumsal yaşamına ilişkin bir metin olarak inceleniyor.
Türkiye’de bulunmadı, İstanbul’da korunuyor
Tablet hakkında en sık karıştırılan noktalardan biri bulunduğu yer. “İstanbul 2461” adı nedeniyle eserin Türkiye’de keşfedildiği düşünülebiliyor. Ancak tablet, bugünkü Irak’ta bulunan Nippur Antik Kenti’nde ortaya çıkarıldı.
Eserin İstanbul bağlantısı ise bulunduğu yerden değil, bugün korunduğu koleksiyondan geliyor.
Yaklaşık dört bin yıl önce bir kil tablet üzerine yazılan dizelerin anlattığı duygu ise bugünün insanına oldukça tanıdık. İletişim araçları değişse de sevilen kişiye duyulan özlemi ve hayranlığı kelimelerle anlatma isteğinin binlerce yıldır değişmediğini gösteren en eski örneklerden biri bugün İstanbul’da korunuyor.





