Duygusal ilişkilerde veya tanışma sürecinde taraflardan birinin herhangi bir açıklama yapmadan iletişimi aniden kesmesi, günümüzde “ghosting” olarak adlandırılıyor. Mesajlara yanıt verilmemesi, telefonların açılmaması ve kişinin hiçbir gerekçe sunmadan ortadan kaybolması, geride kalan tarafın zihninde çok sayıda cevapsız soru bırakabiliyor.
Uzman Psikolog Servet Aşan, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, ghosting davranışının yalnızca ilişkiyi sürdürmek istememekle açıklanamayacağını belirtti. Aşan’a göre bazı insanlar, verdikleri kararın karşı tarafta oluşturacağı duyguyla yüzleşmekten ve açıklama yapmak zorunda kalmaktan kaçındıkları için sessizliği tercih edebiliyor.
“Sessizlik de bir cevaptır; ancak daha incitici ve karşı tarafın zihninde daha fazla soru bırakan bir cevaptır” diyen Aşan, bu davranışın modern ilişkilerde bir kaçış kapısı haline geldiğini söyledi.
“İSTEMİYORUM” DEMEK YALNIZCA KARAR VERMEK DEĞİL
Bir ilişkiyi veya iletişimi sonlandırmak isteyen kişinin karşı tarafa açıkça “Devam etmek istemiyorum” diyebilmesi, yalnızca aldığı kararı açıklamasından ibaret değil. Bu konuşma aynı zamanda karşı tarafın hayal kırıklığı, üzüntüsü veya tepkisiyle de karşılaşmayı gerektiriyor.
Uzman Psikolog Servet Aşan, “‘İstemiyorum’ diyebilmek yalnızca bir karar vermek değil, o kararın karşı tarafta yaratacağı duyguyla da karşılaşabilmektir” ifadelerini kullandı.
Aşan’a göre her birey böyle bir yüzleşmeyi gerçekleştirebilecek iletişim becerisine veya duygusal olgunluğa sahip olmayabiliyor. Bu nedenle bazı kişiler, açık bir konuşma yapmak yerine iletişimi aşamalı ya da aniden kesmeyi daha kolay bir seçenek olarak görebiliyor.

AÇIKLAMA YAPMAKTAN KAÇIYORLAR
Ghosting yapan kişi açısından sessizce uzaklaşmak, zor bir konuşmayla karşı karşıya kalmamanın yolu olarak görülebiliyor. İlişkinin neden sürdürülmek istenmediğini anlatmak, gelebilecek soruları yanıtlamak ve karşı tarafın duygusal tepkisiyle yüzleşmek kişiye ağır gelebiliyor.
Aşan, “İnsanlar bazen ilişkiyi bitirmekten çok, açıklama yapmak zorunda kalmaktan kaçıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak konuşmaktan kaçınmak, yaşanan sürecin etkilerini ortadan kaldırmıyor. İletişimi kesen kişi için hızlı bir çıkış yolu gibi görünen bu davranış, diğer taraf açısından belirsizliği uzatan ve yaşananları anlamlandırmayı zorlaştıran bir sürece dönüşebiliyor.
MODERN İLİŞKİLERİN KAÇIŞ KAPISI HALİNE GELDİ
Dijital iletişim araçlarının ilişkilerde daha fazla yer edinmesi, insanlarla bağlantı kurmayı kolaylaştırırken iletişimi tek taraflı olarak sonlandırmayı da mümkün hale getirdi. Mesajlara yanıt vermemek, sosyal medya hesaplarından çıkarmak veya kişiyi engellemek, yüz yüze yapılacak bir konuşmaya göre daha az çaba gerektiriyor.
Bu kolaylık, bazı kişiler için rahatsız edici bir konuşmadan kaçmanın aracı olabiliyor. Aşan, bu nedenle ghostingin “modern ilişkilerin kaçış kapılarından biri” haline geldiğini ifade etti.
Bununla birlikte her iletişim kesintisinin aynı gerekçeye dayanmadığını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Kişinin yaşadığı özel koşullar, ilişkinin niteliği, güvenlik kaygıları ve iletişim biçimi davranışın arkasındaki nedeni değiştirebiliyor. Dolayısıyla ghosting yapan herkes için tek bir psikolojik açıklama yapmak mümkün değil.
SESSİZLİK CEVAPSIZLIK ANLAMINA GELMİYOR
Ghostinge maruz kalan kişi, iletişimin neden kesildiğini öğrenemediğinde kendi davranışlarını tekrar tekrar sorgulayabiliyor. “Yanlış bir şey mi söyledim?”, “Bir hata mı yaptım?” veya “Yeniden iletişim kuracak mı?” gibi sorular, belirsizliğin devam etmesine neden olabiliyor.
Aşan, kişinin hiçbir açıklama yapmadan uzaklaşmasının da bir mesaj taşıdığını belirterek, “Sessizlik de bir cevaptır” dedi.
Ancak bu cevap açıkça ifade edilmediği için karşı tarafın durumu kabul etmesini ve duygusal olarak süreci tamamlamasını zorlaştırabiliyor. Sessizlik, ilişkinin sona erdiğini gösterebilse de neden sona erdiği konusunda netlik sağlamıyor.
GERİDE KALAN KİŞİ KENDİNİ SUÇLAYABİLİYOR
Açıklamasız biçimde sona eren iletişim, ghostinge maruz kalan kişinin eksik bilgileri kendi varsayımlarıyla tamamlamasına yol açabiliyor. Kişi, karşı tarafın kararını tamamen kendisine bağlayarak yetersizlik, değersizlik veya reddedilmişlik hissi yaşayabiliyor.
Oysa ghosting davranışı, her zaman geride kalan kişinin yaptığı bir hatanın sonucu olmayabilir. Bu davranış, iletişimi kesen kişinin çatışmadan kaçınma biçimi, yüzleşme konusundaki güçlüğü veya sorumluluk almak istememesiyle de ilişkili olabilir.
Bu nedenle kişinin, kendisine sunulmayan bir açıklamayı sürekli tahmin etmeye çalışması yerine mevcut davranışı olduğu haliyle değerlendirmesi önem taşıyor. İletişimin tek taraflı biçimde kesilmiş olması, karşı tarafın ilişkiyi sağlıklı bir iletişimle sonlandırmayı tercih etmediğini gösteriyor.
GHOSTING DUYGUSAL OLGUNLUKLA İLİŞKİLİ OLABİLİR
Aşan, sağlıklı bir ayrılık veya iletişimi sonlandırma sürecinin dürüstlük, sorumluluk ve empati gerektirdiğine dikkat çekti. Kişinin kendi kararını ifade ederken karşı tarafın duygularını da dikkate alması, ilişkinin devam etmeyeceği durumlarda dahi daha açık bir kapanış sağlayabiliyor.
Her insanın bu sorumluluğu üstlenebilecek duygusal olgunluğa sahip olmayabileceğini belirten Aşan, ghostingin kimi zaman kişinin zor duygularla karşılaşmaktan kaçınmasının bir sonucu olabileceğini söyledi.
Bununla birlikte duygusal olgunluğun yalnızca konuşmakla değil, karşı tarafın sınırlarına saygı göstermek, belirsizlik yaratmamak ve alınan kararın sorumluluğunu üstlenmekle de ilişkili olduğu belirtiliyor.
“BU CEVABI ANLAMAK GEREKİYOR”
Ghostinge maruz kalan kişi için en zor aşamalardan biri, gelmeyen açıklamayı beklemek olabiliyor. Karşı tarafın yeniden iletişim kuracağı düşüncesi, yaşanan sürecin kabullenilmesini geciktirebiliyor.
Aşan, “Sessizlik daha incitici ve karşı tarafın zihninde daha fazla soru bırakan bir cevaptır. Ancak bu cevabı anlamak gerekir” diyerek iletişimin sürekli biçimde karşılıksız kalmasının da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Uzmanın değerlendirmesine göre ghosting, açık bir iletişim biçimi olmasa da kişinin ilişkiye devam etmek istemediğini davranışlarıyla göstermesi anlamına gelebiliyor. Bu noktada geride kalan kişi açısından önemli olan, cevapsız soruların tüm sorumluluğunu üstlenmemek ve karşı tarafın iletişim kurmama tercihinin de başlı başına bir tutum olduğunu görebilmek.





