Sektör gözlemlerini paylaşan makine mühendisi Alperen Özgül, fabrikada hata yönetimini, meslek tercihini ve mühendislik bölümlerinin iş bulma tablosunu Türkinform'a özel olarak anlattı.

FABRİKADA HATA İKİYE AYRILIYOR
Hata konusunu iki duruma ayıran Alperen Özgül, birincisini fabrika ya da organizasyon içinde kalan hata, ikincisini müşteriye giden hata olarak tanımladı. Özgül, çoğu firmanın konuyu aynı biçimde değerlendirdiğini söyledi.
Her firmanın hatanın kendi organizasyonu içinde kalmasını ve müşteriyi etkilememesini istediğini belirten Özgül, gerekçesini otomotivin doğasına bağladı.
Özgül, otomotiv sektöründe yapılan bir hatanın aracın fonksiyonlarında bir probleme, en kötü ihtimalle sürücünün yaralanmasına ya da hayatını kaybetmesine kadar uzanan sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Özgül, aynı tablonun sağlık, savunma ve uzay sanayisinde de geçerli olduğunu ekledi. Özgül, fabrika içinde kalan hatayla müşteriye ulaşan hata arasındaki farkın da buradan doğduğunu söyledi.
Fabrika içinde karşılaşılan hatada sürecin nasıl işlediğini açıklayan Özgül, sorumluluk alanları belli olduğu için önce problemin analizinin yapıldığını söyledi. Özgül, mühendisliğe girecek kişilerin sık duyacağı kök neden analizi yöntemlerinin kullanıldığını aktardı. Özgül, problemin nedeni ve sonucu belirlendikten sonra hem hatayı önlemeye hem de daha erken tespit etmeye yönelik aksiyon alındığını belirtti.
SORU KİŞİYE DEĞİL SİSTEME SORULUYOR
Kendisinin ve çalıştığı firmaların genel yaklaşımını ortaya koyan Özgül, hatayı yapan kişiyi değil hatanın nedenini bulmayı ve ona yönelik çözüm geliştirmeyi esas aldıklarını söyledi.
Özgül, sonucun çok büyük ve ciddi olması ile durumun doğrudan kişiden kaynaklandığının netleşmesi hâlinde kişiye yönelik bir sorumluluk değerlendirmesi yapıldığını belirtti. Özgül, şimdiye kadarki çalışma hayatında bu seviyede bir durumla karşılaşmadığını ekledi.
Yaklaşımı somut bir örnekle anlatan Özgül, bir operatörün takması gereken soketi takmaması nedeniyle bir günlük üretimin hatalı çıktığı bir senaryo kurdu.
Özgül, böyle bir durumda önce problemin gerçekten o nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığının incelendiğini, sahadaki kontrollerin ve makine üzerindeki teknik izleme sistemlerinin devreye girdiğini söyledi.
Ardından sorulan soruları sıralayan Özgül, çalışanın işlemi neden yapmadığının ve yapması gerektiğini bilip bilmediğinin araştırıldığını aktardı. Özgül, operatörün bildiğini söylemesinin otomotiv sektörü için tek başına yeterli olmadığını vurguladı.
Asıl sorunun talimatta arandığını belirten Özgül, işlemin makine çalıştırma ya da ayar talimatı gibi resmi dokümanlarda açıkça yazılıp yazılmadığına bakıldığını söyledi.
Özgül, işlem talimatta yer almıyorsa sorumluluğun sistemde olduğunu ve kritik işlerin yalnızca sözlü olarak anlatılmasını istemediklerini belirtti.
Talimat eksik çıktığında ilgili maddenin eklendiğini aktaran Özgül, hazırlanan talimatın işe yeni başlamış ve konuyla ilgili hiçbir bilgisi olmayan birinin bile anlayacağı kadar basit ve görsel olması gerektiğini söyledi.
Özgül, talimat güncellendikten sonra hat operatörlerine yazılı eğitim verildiğini, yeni başlayan ya da sonradan görevlendirilen çalışanlara da aynı eğitimin aktarıldığını kaydetti.
İşlem talimatta yazılı, eğitim verilmiş ve çalışan yine de işlemi yapmamışsa durumun kişi bazında değerlendirildiğini söyleyen Özgül, genel yaklaşımın problemleri sistem üzerinden çözmek olduğunu yineledi.
MÜŞTERİYE GİDEN HATADA SEVKİYAT DURDURULUYOR
Müşteriye giden hatanın daha kritik olduğunu belirten Özgül, önce hatanın müşterideki etkisinin ve hangi ürünleri kapsadığının belirlendiğini söyledi. Özgül, hatanın başka ürünlerde de bulunma ihtimali varsa ilgili ürünlerin ve sevkiyatların kontrol altına alındığını, gerekirse sevkiyatın durdurulduğunu aktardı. Özgül, müşteriye ulaşmış ürünler için müşterinin bilgilendirildiğini ve düzeltme ya da geri çağırma çalışmasının planlandığını ekledi.
Amacın sorumluluğu bir kişinin üzerine atmak olmadığını vurgulayan Özgül, müşterideki etkiyi en kısa sürede azaltmanın ve problemin tekrarını önlemenin öncelik taşıdığını söyledi.
Özgül, kök neden analiziyle hatanın neden üretimden kaçtığının, neden daha erken tespit edilmediğinin ve kontrol sistemlerinin neden yetersiz kaldığının incelendiğini belirtti.
Maliyet tarafına geçen Özgül, hatanın maliyetinin ve müşteriye yansıyacak sonuçların genellikle sözleşmelerde ve kalite standartlarında önceden belirlendiğini söyledi.
Özgül, hatalı ürünlerin ayrıştırılması, yeniden işlenmesi, hurdaya ayrılması, sevkiyatın durdurulması ve geri çağırma maliyetlerinin hesaplanıp sözleşme şartlarına göre üreticiye, tedarikçiye ya da ilgili tarafa yansıtıldığını aktardı.
Dolaylı maliyetlere de değinen Özgül, müşterinin üretim hattının durması, ek işçilik kullanması ve ürünleri yeniden kontrol etmesi gibi kalemlerin de değerlendirmeye alındığını söyledi. Özgül, önceliğin yine de maliyeti bir tarafa yüklemek değil müşteriyi korumak olduğunu vurguladı.
MAKİNE MÜHENDİSLİĞİNİ YENİDEN SEÇERDİ
Bölümü seçerken çalışma alanlarının geniş olduğunu ve iş bulma imkânının fazla olacağını düşündüğünü söyleyen Özgül, beklediği gibi olduğunu belirtti.
Özgül, ilk işinde üretim alanını seçmesine rağmen farklı firmalarla farklı pozisyonlar için görüştüğünü, makine mühendisliğinin birçok bölüme göre daha geniş bir iş alanına sahip olduğunu aktardı.
Endişesini de dile getiren Özgül, 10 ile 15 yıl öncesine göre çok daha fazla mühendis mezun olduğunu ve aynı oranda açık pozisyon bulunmadığını söyledi. Özgül, bu nedenle yeni mezunların iş bulması konusunda kaygı taşıdığını belirtti.
Geriye dönse yine aynı tercihi yapacağını söyleyen Özgül, önümüzdeki 10 ile 20 yıl boyunca üretim ve bakım alanlarında insan faktörünün süreceğini, makine mühendislerinin iş alanının yakın zamanda ciddi biçimde daralmayacağını değerlendirdi.
YAPAY ZEKA SAHADAKİ İŞİ ÜSTLENMİYOR
Yapay zekanın etkisini ayrı bir başlıkta değerlendiren Özgül, bazı mühendislik işlerinin otomasyon sistemlerine ya da yapay zekaya aktarılacağını ve bazı görevlerin kapsamının daralacağını öngördü.
Özgül, araştırma geliştirme departmanında yapay zekânın daha etkin bir rol oynayacağını, üretimde ise durumun farklı olduğunu söyledi.
Sahadaki işin niteliğini tarif eden Özgül, üretimde insanlarla doğrudan iletişim kurmanın, bakımda arızayı makine üzerinde yerinde incelemenin, fiziksel çalışma yapmanın ve sahada gözlem gerçekleştirmenin gerektiğini aktardı. Özgül, makine mühendislerinin bu alanlarda da görev aldığı için gelecekte avantajlı olmaya devam edeceğini değerlendirdi.
İŞE ALIMDA ÜNİVERSİTE SIRALAMASI ÖNE ÇIKIYOR
Hangi bölümlerin iş bulmakta zorlandığını sıralayan Özgül, daha spesifik alanlara yönelik mühendislik bölümlerinde iş bulmanın daha zor olduğunu söyledi.
Özgül, şirketlerin mezun olunan üniversiteye göre de tercih yaptığını, bazı firmalarda ilk 100 bin ya da ilk 200 bin içindeki üniversitelerden mezun adaylara yönelik bir eğilim bulunduğunu aktardı.
Bölümleri tek tek değerlendiren Özgül, kimya mühendisliği gibi özelleşmiş alanlarda çalışma imkânının belirli sektörlerle sınırlı kaldığını söyledi. Özgül, gıda ya da kozmetik üretimi gibi spesifik işlerde aranan bir profil olduklarını ve ilan sayısının da buna göre sınırlı kaldığını aktardı.
İnşaat mühendisliği için gözlemini paylaşan Özgül, inşaat sektörünün eskisi kadar hareketli olmadığını ve inşaat mühendislerinin iş bulmada sorun yaşadığını gözlemlediğini söyledi.
Bilgisayar ve yazılım mühendisliğine de değinen Özgül, yapay zekâyla birlikte bazı işlerin değiştiğini ve iş alanlarının yeniden şekillendiğini değerlendirdi.
Özgül, adayların hangi sektörün yükselişte olduğuna, hangi sektörde açık bulunduğuna ve o alanlarda ne kadar mühendise ihtiyaç duyulduğuna bakması gerektiğini, mezun sayısının fazlalığının iş bulmada önemli bir etken olduğunu söyledi.
Özgül, makine mühendisliğinin farklı görev ve sektörlerde çalışma imkanı sunduğu için diğer bazı bölümlerden ayrıldığını kaydetti.





