Geviş getiren hayvanlarda görülen mavi dil hastalığı, Avrupa’da bu yıl yeniden ciddi bir hayvan sağlığı gündemi oluşturdu. İngiltere’de 2026 sezonunda hastalığın görüldüğü işletme sayısının 2 bin 200’ü aşması, salgının boyutunu yeniden gündeme taşıdı. Vakalardaki artışta hastalığı taşıyan küçük sokucu sineklerin yayılımı ve uygun hava koşulları önemli rol oynuyor.

TÜRKİNFORM’da daha önce hastalığın belirtileri, bulaşma yolları ve hayvanlar üzerindeki etkileri ele alınmıştı. Bu kez ise mavi dilin neden son yıllarda daha geniş alanlara yayıldığı ve iklim koşullarının bu süreçteki rolü öne çıkıyor.

VAKA SAYILARI NEDEN ARTIYOR?

Mavi dil hastalığı, doğrudan hayvandan hayvana temasla yayılan klasik bir salgın hastalık değil. Virüsün hayvanlar arasında taşınmasında Culicoides cinsi küçük sokucu sinekler kritik rol oynuyor.

Enfekte bir hayvandan kan emen sinek, virüsü başka bir hayvana taşıyabiliyor. Bu nedenle hastalığın yayılımı yalnızca hayvan hareketlerine değil, aynı zamanda bu sineklerin bulunduğu çevre koşullarına da bağlı.

İngiltere’de 2026 sezonunda 2 bin 200'den fazla işletmede vaka görülmesi, son üç sezonun toplamını aşan bir yayılıma işaret ediyor.

SICAKLIK ARTIŞI SİNEKLERİ ETKİLİYOR

Mavi dil hastalığının yayılımında sıcaklık önemli faktörlerden biri.

Hastalığı taşıyan Culicoides türü sineklerin yaşamını sürdürebilmesi ve aktif olması, hava koşullarıyla yakından ilişkili. WOAH'a göre hastalığın görülmesi genel olarak sıcaklık ve yağışın arttığı dönemlerde yükselirken, sert soğuklarla birlikte azalıyor.

Bu durum, sıcak dönemlerin uzamasının hastalığı taşıyan vektörlerin daha uzun süre aktif kalmasına ve virüsün yeni bölgelere taşınmasına zemin hazırlayabileceği anlamına geliyor.

BTV-3 NEDEN ÖNEMLİ?

İngiltere’de son dönemdeki yayılımda BTV-3 olarak adlandırılan mavi dil virüsü serotipi öne çıkıyor.

BTV-3, İngiltere’de ilk kez 2023 yılında tespit edildi. Güncel salgında bu serotipin hayvancılık işletmelerinde oluşturduğu risk yakından takip ediliyor.

Mavi dil virüsünün farklı serotipleri bulunuyor ve bunların hastalık oluşturma kapasitesi aynı değil. Bu nedenle bir bölgede dolaşan serotipin belirlenmesi, aşılama ve hastalıkla mücadele açısından önem taşıyor.

KOYUNLARDA DAHA AĞIR SEYREDİYOR

Mavi dil hastalığı birçok geviş getiren hayvanı etkileyebiliyor ancak koyunlar hastalığa karşı daha hassas.

Koyun-1Yüksek ateş, ağız ve burun çevresinde yaralar, aşırı salya, yüz ve dil bölgesinde şişlik, topallık ve solunum güçlüğü görülebiliyor. Ağır vakalarda ölüm meydana gelebiliyor.

Sığırlarda ise hastalık bazı durumlarda daha hafif belirtilerle seyredebilmesine rağmen hayvanlar virüsün dolaşımında önemli bir rol oynayabiliyor. Özellikle bazı enfekte sığırlarda belirgin klinik belirti görülmeden virüsün haftalar boyunca bulunabilmesi, hastalık kontrolünü zorlaştırıyor.

HASTALIK HAYVANDAN HAYVANA MI GEÇİYOR?

Mavi dil hastalığı konusunda en önemli ayrıntılardan biri burada ortaya çıkıyor.

Hastalık doğrudan temasla hayvandan hayvana bulaşmıyor. Virüsün temel taşıyıcısı Culicoides cinsi kan emici sinekler.

Sinek enfekte hayvanın kanını emdikten sonra virüsü başka bir hayvana taşıyor. Bu nedenle sineklerin yoğunluğu ve hareketliliği hastalığın yayılımında belirleyici oluyor.

Evcil hayvanlarda "biraz tombul" deyip geçmeyin: Sağlığını etkileyebilir
Evcil hayvanlarda "biraz tombul" deyip geçmeyin: Sağlığını etkileyebilir
İçeriği Görüntüle

Bu özellik, mavi dil hastalığını hayvan hareketlerinin yanı sıra çevresel koşullara da bağlı bir hastalık haline getiriyor.

SADECE KOYUNLARDA GÖRÜLMÜYOR

Hastalık adını özellikle koyunlarda görülebilen dildeki morarma ve mavimsi görünümden alsa da yalnızca koyunları etkilemiyor.

Koyun, keçi, sığır, manda, geyik ve bazı yabani geviş getiren hayvanlar virüsten etkilenebiliyor. Ancak hastalığın şiddeti hayvan türüne ve virüsün serotipine göre değişiyor.

İNSANLAR İÇİN RİSK TAŞIYOR MU?

Mavi dil hastalığı insanlara bulaşmıyor. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü de hastalığın insan sağlığı açısından bir risk oluşturmadığını belirtiyor.

Virüs, hayvanlarla temas, yün veya süt tüketimi yoluyla insanlara geçen bir hastalık olarak değerlendirilmiyor.

Dolayısıyla mevcut salgın haberlerinin temel konusu insan sağlığı değil, hayvan sağlığı ve hayvancılık sektörü üzerindeki etkiler.

HAYVANCILIK İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?

Mavi dil yalnızca hayvanlarda hastalık ve ölümlere yol açması nedeniyle değil, ekonomik sonuçları nedeniyle de önem taşıyor.

Hastalık görülen bölgelerde hayvan hareketlerinin kısıtlanması, aşılama, gözetim ve veterinerlik kontrolleri uygulanabiliyor. Bu tedbirler üreticiler açısından ek maliyet oluştururken, hayvan ticaretinde de kısıtlamalara neden olabiliyor. WOAH, hastalığın endemik olduğu bölgelerde ekonomik etkinin önemli bölümünün ticaret kısıtlamaları, gözetim ve aşılama maliyetleriyle bağlantılı olduğunu belirtiyor.

TÜRKİYE'DE DE YAKINDAN İZLENİYOR

Eylül 2026'da ise İzmir'in Bergama ilçesinde mavi dil hastalığı nedeniyle 15 mahallede 40 günlük karantina tedbiri uygulanması, hastalığın Türkiye'de de güncel bir hayvan sağlığı konusu olduğunu gösterdi.

Bu nedenle Avrupa'daki son yayılım, Türkiye açısından da hastalığın nasıl yayıldığının ve vektör mücadelesinin neden önemli olduğunun yeniden gündeme gelmesine neden oluyor.

AŞILAMA VE SİNEK MÜCADELESİ ÖNEMLİ

Mavi dil hastalığında salgınların kontrol altına alınmasında aşılama ve vektör mücadelesi öne çıkıyor.

WOAH, hastalığın kontrolünde ilgili serotipe karşı uygun aşının kullanılmasını, hayvanların izlenmesini, gerektiğinde hareket kısıtlamalarını ve hastalığı taşıyan sineklerle mücadeleyi öneriyor.

Özellikle sıcaklıkların yükseldiği ve sineklerin aktif olduğu dönemlerde üreticilerin hayvanlarında ateş, ağız yaraları, şişlik, salya, topallık veya solunum güçlüğü gibi belirtiler görmesi halinde veteriner hekime başvurması önem taşıyor.

Mavi dil hastalığındaki son artış, insanlarda yeni bir salgın anlamına gelmiyor. Asıl endişe, sıcaklık ve vektör hareketlerinin etkisiyle hastalığın hayvan popülasyonlarında daha geniş alanlara yayılabilmesi ve bunun hayvancılık üzerindeki ekonomik sonuçları.

Kaynak: HABER MERKEZİ