Bugün üzerinde düşünmemiz gereken çok önemli bir gerçek var: Toplumun huzuru, yalnızca sokaklarda polis bulundurmakla sağlanamaz. Güvenli bir toplum için polisimizin haklarını korumak, adaletin caydırıcılığını sağlamak, okullarımızdaki sorunları çözmek, gençlerimizi uyuşturucudan uzak tutmak, ailelerimizi desteklemek ve sosyal medyanın çocuklarımız üzerindeki etkisini ciddiyetle değerlendirmek zorundayız. Çünkü bu sorunların her biri diğerini etkiliyor ve çözülmeyen her mesele, geleceğimizden bir parça götürüyor.
Bir tarafta gece gündüz görev yapan, kendi canını ortaya koyarak vatandaşın güvenliğini sağlamaya çalışan polislerimiz var. Diğer tarafta geçim sıkıntısıyla mücadele eden, çocuklarını yetiştirmek için çırpınan anne babalarımız… Bir yanda okul sıralarında geleceğini kurmaya çalışan pırıl pırıl gençlerimiz, diğer yanda onları uyuşturucuya, şiddete ve kolay yoldan para kazanma hayaline sürükleyen tehlikeler var.
Peki, bütün bunlar karşısında sorumluluğumuzun farkında mıyız?
Yakın zamanda bir taziye ziyaretinde duyduğumuz “Vatan sağ olsun” sözü, insanın yüreğine işliyor. Evladını kaybetmiş bir babanın bu sözü söyleyebilmesi, milletimizin ne kadar büyük bir fedakârlık taşıdığını gösteriyor. Ancak o babanın acısını, evladının yolunu gözleyen bir annenin sessizliğini, geride kalan yaşlı anne babaların yalnızlığını da düşünmeliyiz. Genç yaşta hayatını kaybeden bir polisimizin ardından yalnızca bir görev yeri boşalmıyor; bir evin ışığı sönüyor, bir ailenin geleceği değişiyor, nice hayal yarım kalıyor.
İşte bu yüzden polislerimizin özlük hakları, çalışma saatleri, dinlenme imkânları, psikolojik destekleri ve görev sırasında kendilerini koruyabilecekleri hukuki şartlar gecikmeden ele alınmalıdır. Hukuka uygun müdahalede bulunan polisimizin arkasında durulmalı; güç ve silah kullanma şartları açıkça belirlenirken hukukun üstünlüğü ve vatandaşın hakları da korunmalıdır. Polisimize destek olmakla hukuku korumak birbirinin karşıtı değildir. Tam tersine, güvenli ve adil bir toplumun iki temel şartıdır.
Ancak meseleyi yalnızca güvenlik güçlerimizin haklarıyla sınırlayamayız. Sokaklarımızda uyuşturucunun yayılmasına, şiddetin sıradanlaşmasına ve suçun gençler için bir çıkış yolu gibi gösterilmesine de seyirci kalamayız. Çocuklarımız pahalı telefonlara ve sosyal medyada gördükleri gösterişli hayatlara özenirken onlara dürüst çalışmanın, üretmenin ve emek vermenin değerini anlatmak zorundayız. Bunun için gençlere yalnızca öğüt vermek yetmez; eğitim, meslek edinme ve istihdam imkânları da sunmalıyız.
Okullarımızdaki sorunları görmezden gelemeyiz. Öğretmenlerimizin yükünü hafifletmeli, rehberlik hizmetlerini güçlendirmeli, akran zorbalığına ve bağımlılık tehlikesine karşı erken önlem almalıyız. Sosyal medyada çocuklarımızın karşısına çıkan zararlı içeriklere karşı etkili koruma sağlamalı; yaşlarına uygun güvenli erişimi desteklemeli, aileleri de bu konuda yalnız bırakmamalıyız. Çocuklarımızı dijital dünyanın bütün tehlikeleriyle baş başa bırakıp sonra yaşananların hesabını yalnızca ailelerden soramayız.
Ailelerimizin içinde bulunduğu ekonomik şartları da unutmamalıyız. Geçim derdine düşmüş bir anne babanın çocuğuna yeterince zaman ayıramaması, gençlerin iş ve gelecek kaygısı yaşaması, sosyal imkânların yetersizliği de toplumsal sorunların değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır. Devlet; eğitimden sosyal desteğe, gençlik merkezlerinden spora ve mesleki eğitime kadar her alanda ailelerin ve gençlerin yanında olmalıdır.
Bütün bunlar için ilgili kamu kurumları birlikte çalışmalı, ortak bir eylem planı hazırlanmalı ve alınan kararların sonuçları düzenli olarak izlenmelidir. Sorun büyüdükten sonra müdahale etmek yerine, tehlikeyi önceden gören ve çözüm üreten bir anlayışa ihtiyacımız var.
Çünkü sosyal devlet olmak, yalnızca ihtiyaç sahibine yardım etmek değildir. Vatandaşın kendisini güvende hissetmesini sağlamak, görev başındaki polisin canını korumak, çocuğun okulda huzur bulmasını sağlamak, gencin geleceğe umutla bakmasına imkân vermek ve ailelerin yükünü paylaşmaktır.
Bugün hepimizin kendisine sorması gereken bir soru var: Çocuklarımızı, gençlerimizi ve güvenliğimizi korumak için daha ne kadar bekleyeceğiz?
Hiçbir anne baba evladını kaybettikten sonra teselli aramak zorunda kalmasın. Hiçbir genç uyuşturucunun karanlığına sürüklenmesin. Hiçbir polisimiz, görevini yaparken can güvenliği konusunda kendisini yalnız hissetmesin. Hiçbir çocuk, ailesinin ekonomik sıkıntıları ve toplumun ihmalleri arasında geleceğini kaybetmesin.
Bunlar yalnızca güzel temenniler değil, devletin, toplumun ve hepimizin sorumluluğudur.
Polisimize sahip çıkalım. Okullarımızı güvenli hâle getirelim. Sosyal medyayı çocuklarımız için daha güvenli bir alan yapalım. Uyuşturucuyla mücadeleyi güçlendirelim. Ailelerimizi destekleyelim ve gençlerimize çalışabilecekleri, üretebilecekleri, onurlarıyla yaşayabilecekleri bir gelecek sunalım.
Unutmayalım ki bugün koruyamadığımız her çocuk, yarın hepimizin ortak acısı olabilir. Bugün alınmayan her tedbir, yarın bir ailenin ömür boyu taşıyacağı bir yaraya dönüşebilir.
Bizim görevimiz yalnızca yaşanan acılara üzülmek değil, yeni acılar yaşanmasın diye mücadele etmektir. Çünkü bu ülkenin evlatları bizim evlatlarımızdır. Onların hayatı, güvenliği ve geleceği hepimiz için değerlidir. Bir devletin gerçek gücü de insanını ne kadar koruduğunda, evlatlarına nasıl bir gelecek bıraktığında ortaya çıkar.
Son Söz: Evlatlarımızı Kaybettikten Sonra Değil, Kaybetmeden Önce Harekete Geçelim
Bahattin Saraçoğlu
Yorumlar
Trend Haberler
Maraş dondurmacısının kadına yaptığı hareketler tepki çekti
İstanbul'da ortaokulda bıçaklı saldırı! Çok sayıda öğrenci yaralandı
Okulda bıçaklı saldırı: Saldırganın gözaltına alındığı anlar kamerada
Sokak ortasında ilginç görüntü! Çeşme suyuyla duş aldı
İstanbul’da döner işletmesinde dikkat çeken görüntüler! Müşteri tepki gösterdi, etler çöpe atıldı
Ailesinin evinde yaşamak zorunda kalan kadından isyan: “En büyük hayalim bu evden kurtulmak”
Fatma Betül Sayan Kaya’nın Erdin Özel’le aynı karede yer aldığı fotoğrafı sildiği ortaya çıktı
Fon soruşturmasında Fatma Betül Sayan Kaya ve İlyas Kaya'nın ifadeleri ortaya çıktı
Okulda bıçaklı saldırı sonrası veli tepkisi: “Kimse bana kimsiniz diye sormuyor”
Gaziantep’te markette kadın kasiyere saldırı! Dehşet anları kamerada